|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bir tecavüz sonrası doğmuş, üç aylıkken annesi yuvaya bırakmıştı. Olgun bebek, 11 aylık kısa ömrünü, mezarlık duvarının üstünde kılınan cenaze namazıyla tamamladı. Minik bedeni sessizce toprağa verildi
Malatya Çocuk Yuvası'nda saklanacak bir yer arayan, ama her defasında kendi gibi kaçmaya çalışan başka küçük yüzlerin dehşetiyle bir çığlık daha koparan onlarca çocuğun görüntüleriyle sarsıldık... İçimiz acıdı. Öfkelendik. Sonra suçluları aradık. Suçluları cezalandırdık. Kollarımıza aldık onları, ağladık, dizlerimize oturtup sonrasında "Geçti her şey, eskide kaldı" diye fısıldadık kulaklarına. Çocuklar için kol kola girdik. Çünkü şimdi sahip çıkılması gerekiyordu onlara. Bizi harekete geçiren görüntüler, sözler ve en önemlisi çığlıklar vardı çünkü. Annesi 3 aylıkken bırakmıştı Tam da "çocukları unutanlar artık onları hatırlayacak" diye yüreğimiz serinlerken, Erzurum Zübeyde Hanım Çocuk Yuvası'ndan gelen bir başka haberle sarsıldık. Bu kez 11 aylık Olgun Akdeniz, yüksek ateşe bağlı gribal enfeksiyon sonucu yaşamını yitirmişti. Olgun bebeği, eniştesi Adem Kardeş'in tecavüzüne uğrayan Saniye Karadeniz doğurmuştu ama, annesi ona bir günahın bedeli olarak utançla bakıyordu. Mahkeme kararıyla babası Adem Kardeş'in nüfusuna geçmişti ama o yine de 'sahipsizdi.' Zaten annesi de bir başkasıyla evlenmiş, onu henüz üç aylıkken bir yuvaya terk etmişti. Daha sonra yaşadığı rahatsızlıktan dolayı Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne bağlı Aziziye Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Olgun bebek, oradan Yakutiye Araştırma Hastanesi'ne sevk edilmişti. Dr. Oğuzhan Sepetçigil'in muayene ettiği Olgun için, kimsesiz bir çocuğa söylenebilecek o sözler söylenilmişti: "Endişelenecek birşey yok." Göz nezlesi ve zatürree teşhisi konmasına rağmen, yatakta tedavisi yapılmadan kaldığı kimsesizler yurduna o gün geri gönderilen sahipsiz bebek, endişelenen kimse olmadığını için de, o gece tekrar rahatsızlanarak sabaha doğru can verdi. Küçük bir soluğun cenaze töreni de "kendisi için endişelenen" kimsesi olmadığı için hem çok soğuk hem de çok sessiz geçti. Temasa geçilen Ardahan'daki ailesi, Olgun bebeğin cenazesine sahip çıkmayınca, defin işi Erzurum Valiliği'ne kaldı. Bunun üzerine cuma gününden bu yana, Aziziye Araştırma Hastanesi'nin morgunda tutulan Olgun bebeğin cenazesi, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü görevlilerince teslim alındı. Tabudu bile olmayan Olgun bebek, Büyükşehir Belediyesi'ne ait Abdurrahman Gazi Mezarlığı'nda, Erzurum Vali Yardımcısı, Sosyal Hizmetler İl Müdürü, yuva müdürü, belediye görevlisi ve gazetecilerin kıldığı cenaze namazının ardından toprağa verildi. Cenaze namazını kılanlar da, kimsesiz bebeğin yalnızlığına uygun bir suskunluk içindeydi. Hiç yanaklarında şefkatli ellerin izi olmadı Olgun'un. Ne anlatabildi kendini, ne de anlayabildi kaderini. Fakat bu bebek, hikâyeleri kalın çizgilerle çizilen kimsesiz çocukların cenaze törenlerinin, nasıl olduğunu gösterdi bize. Öğrendik ki, kimsesizler sessiz, soğuk ve tabutsuz gömülüyormuş. Ve öğrendik ki, sahiplenilmeyen çocukların bedeni, musalla taşı yerine yol kenarındaki bir mezarlık duvarına bırakılıyormuş. Şöyle garip bencileyin Kimi diziler vardır bir ömrü özetler. Yunus Emre'nin "Şöyle garip bencileyin" şiiri Olgun bebeğin kısa hayatını anlatır gibi. Bir garip ölmüş diyeler
Geçim şartları çocukları vuruyor Çocuk Pskiyatristi Dr. Ahmet Çevikaslan, sanılanın aksine, yurtlarda kalan çocukların çoğunun anne babası olduğunu belirterek, "Bu aileler çoğunlukla parçalanmış ve alkol problemi yaşayan ebeveynlerden oluşuyor. Normalde hiçbir anne baba çocuğunu gözden çıkarmaz. Her anne baba çocuğunu sağlıklı, dengeli, kendiyle ve toplumla barışık ve topluma yararlı yetiştirmek zorunda. Ancak günümüzde ekonomik koşullar aileleri acizleştiriyor. Ebeveynler çocuklarını cami önüne bırakmak zorunda kalıyorlar" diye konuştu. Bu bedeni herkes kucağında hissetsin
Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin Türkiye'de hiç bir iktidarın önceliğinin çocuklar ve yoksulluk olmadığını belirterek "Politika bekleyebilir, politikacıların çocuklardan ve yoksullardan beklemelerini isteme hakları yoktur" dedi. Şirin, herkesin Olgun bebeğin buz kesmiş bedenini kucağında hissetmediği sürece, Malatya'dan verilen uyarının fark edilmemiş olacağını da hatırlatarak "Bir Müslüman olarak bana göre, bu çocuğun annesinin kucağında ölmesi ile Erzurum'daki yuvada ölmesi arasında bir fark yoktur."
|
|
![]() |
|
|
|
|