T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 7 AĞUSTOS 2006 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Bekir HAZAR

Hülya'nın kardeşinden özür dilerim!

Seray Sever'in Antalya ve Bodrum'da birlikte görüldüğü Kaya Otelleri'nin sahibinin oğlu küçük Kaya'nın, aslında bir hafta önce de Kaya'dan ayrılan Hülya Avşar'ın kardeşi Helin Avşar ile birlikte görülen küçük Kaya olduğunu söylemiştim...

Helin Avşar aradı... "Seray Sever'in yanında olan Kaya'nın, benim yanımda görülen Kaya olduğunu söylemişsiniz ama aslında o Kaya, benim yanımdaki Kaya değildi... O Kaya'nın kardeşi olan daha küçük Kaya'ydı" diye düzeltti...

Kaya'dan ayrılan Hülya'nın kardeşi Helin Avşar'ın beraber görüldüğü daha küçük Kaya'yı bir başka Kaya ile karıştırdığım için özür dilerim... Bu kadar Kaya'nın çok olduğu yerde insan başına kaya düşmüş gibi olup sersemler, hatları birbirine karıştırır... Değil mi ama?... Mazurum...

***

Özcan Deniz'in Klarnetçi Hüsnü'yü nasıl meşhur ettiğini ve daha sonra nasıl kaçtığını yazmıştım... Ve önceki gün kendisine merhaba diyen bir televizyoncudan da kaçarken Porsche'siyle nasıl önündeki araca bindirdiğini anlatıp, bazı yorumlar yapmıştım...

Sen misin yazan ve yorumlayan... Özcan Deniz fanlarından mail bombardımanına tutuldum... "Sen kimsin" diyenler, Özcan'ı kıtalararası sanatçı ilan edenler... Üstelik Özcan'ın kaza yaptığını nereden biliyormuşum, adam İstanbul'da değil, Antalya'daymış... Vay yalancı vaymışım...

Neredeyse "Onun adı Özcan, o kaza yapmaz" demeye getirmişler lafı... Bir zahmet bana uğrasalar da çarpma anının görüntülerini kendilerine takdim ediversem...

Kızcağızın biri beni yerden yere vurmuş... Beni delirmiş ilan edecek noktaya getirdiği yazısından sonra bir mail daha atmış... "Bana çok acil Özcan Deniz'in telefonu lazım, lütfen hemen gönderir misin" diye.. Herhalde beni Özcan'ın santral memuru zannetti...

Bu aralar moda oldu... Bir sanatçı hakkında yazdın mı, kendileri cevap vermek yerine fanlarına haber uçuruyor sanatçılarımız... Seni mail yağmuruna tutmalarını sağlayıp, "Ayağını denk al, halkımla karşı karşıya gelme" mesajı veriyorlar...

Kimisinin de menejerleri oturup başka başka isimler altında onlarca mail atıyor... Gelen mesajlara baktığınızda hemen aynı kalemden çıktığını görüyorsunuz...

Evet günümüzde artık sadece gazete yazarları yok...

Sanatçıyı koruma ve kollama yazarları, Menejer yazarlar, Fan yazarları, e postadan mailci internet yazarları da var...

Yakında bizi game over yapacaklar galiba! Acaba "Delete" olacağız desek daha mı doğru?

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi