T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 7 AĞUSTOS 2006 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
Gökhan ÖZCAN

Pişmeye çeyrek kala...

Sıcaklardan kavrulmakta olduğumuzun farkında mısınız? Şakaydı, elbette farkındasınız. Nasıl farkında olmayacaksınız, neredeyse tavuklar rafadan yumurtluyor, bardağa koyduğunuz suyun yarısı siz içinceye kadar buharlaşıyor. Böyle sıcak az görülmüştür, küresel ısınma çağına girdik diyorlardı da, hiç tınmıyordum. Meğer gerçek bir felaketle yüzyüzeymişiz, haberimiz yokmuş. Yılın bu dönemlerini komple güneyde geçirmeye alışık olanlar belki o kadar etkilenmiyordur, ama yaz mevsimlerinden her daim orijinal ten rengiyle çıkan benim gibiler için bu sıcak hayatı gerçekten felç ediyor. Uzmanlar mecbur kalmadıkça evinizden çıkmayın diye uyarıyorlar ya, ben mecbur kalmadıkça yerimden kıpırdamıyorum. Parmaklarımın uzaktan kumandanın tuşları arasındaki küçük zap hareketlerinden bile terliyorum. Her züğürt gibi benim de hayalimi kuş tüyü yelpazeleri durmaksızın sallayarak bana serinlik bağışlayacak köle kısmısı yoruyor. Köleliğin geri getirilmesi gibi bir beklentim yok, bunun olmasını istemem. Ama insan bu sıcakta düşüncelerini haysiyetli-haysiyetsiz diye tasnif edemiyor. Hatta birtakım tuhaf düşüncelere doğrudan muhatap oluyor. Buzdolabını boşaltmak, içine bir minder koymak ve sonra...

İnanın, her akşam ümitle bütün hava durumlarını merakla ve ümitle bekliyorum. Birkaç derecelik bir serinleme için bütün tükenmek kalem kapağı koleksiyonumu feda edebilirim. Ama heyhat, hava durumcuların fena halde gıcıklaştığı bir dönemdeyiz. Kendilerine sempatimi kaybetmek üzereyim. Bundan sonra spor haberi bile sunsalar bana yaranamazlar, haberleri olsun.

Düşünün artık, bu halet-i ruhiyeyle cümle kurmaya çalışıyorum. Ciddi mevzulara yoğunlaşma şansım yok. Sudan meselelere bakıyorum, bardak bardak su içerek muhtemel ki bir daha yüzlerine bile bakamayacağım terli cümleler kuruyorum. Eğer yazıda doğru dürüst bir espriye rastlamazsanız.. bilin ki buharlaşmıştır.

Beni sevindiren şeyler de var tabii... En azından dört duvar arasındayım ve güneşin en öfkeli şaplaklarını tepemde hissetmiyorum. Bu havada bir de Süperman'in halini düşünün mesela. Uçacaksın, balkondan sarkmakta olan veletleri kurtaracaksın, küçük kızların hızla eriyip akmakta olan dondurmalarını yalamaya yardım edeceksin, kötü adamların havuz fıskiyelerini kapatmalarına, vantilatörleri bozmasına ve klimalara hidroklorikasit dökmelerine (!) engel olacaksın. Ve bütün bunları insanın vücuduna yapışan tayt gibi münasebetsiz bir kıyafet içinde yapacaksın. İğrenç!.. Süperman yağmurlara kadar beklemeyip bu sıcak günlerde geri döndüğüne herhalde çok pişman olmuştur. Kafasını duvarlara vurmayı da çok ister herhalde ama, biliyorsunuz o vurunca duvarlar yıkılı yıkılıveriyor.

Bakınız Batman da uçmaya eğilimli bir adam, ama o en azından gösterim için eylüle, ekime kadar sabredebiliyor. Diyeceksiniz ki, zaten yarasalar gece çıkar. Hiç sanmıyorum, ben gündüz on ikide çok Batman seyrettim. Hafif yalpa yapıyordu ama, yine de uçabiliyordu. Kolay değil, biz düz yolda yürümekte zorlanıyoruz.

Ne diyordum, hava çok sıcak, beynim pişti, dolayısıyla yazım da büyük gazetelerin yayın yönetmenlerinin pazar yazılarına benzedi. Kusuruma bakmazsınız artık...


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Dizi | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi