T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 7 AĞUSTOS 2006 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

İhsan DENİZ

Dağımı çalıyorlar!

Bir zamanlar Bursa'nın en bâriz özelliklerinin başında, 'yeşil'in hemen her tonunu barındıran bir tabiat zenginliğiyle iç içe oluşu geliyordu hiç kuşkusuz. "Yeşil Bursa" tanımı boşuna değildi..

Şimdi düşünüyorum da, evet, 70'li yılların Bursa'sı çok daha 'yeşil'di. 80'li yıllarla başlayan ve ilk elde büyük şehirleri esir alan 'betonlaşma çılgınlığı'ndan Bursa da payına düşeni aldı, hatta fazlasıyla aldı: "Yeşil Bursa", çarpık yapılaşma neticesinde bin bir sun'i renge boyandı ve bana sorarsanız, esasen 'karardı'! Örneğin, ilkbahardan itibaren sonbahara kadar yemyeşil bir denizi andıran o güzelim Bursa Ovası'ndan eser kalmadı; yapılaşma, Yalova yolu istikametindeki tepelere vardı! O güzelim şeftali bahçeleri yok oldu!..

Hatırlıyorum, 70'li yıllarda, şehrin neresinde olursanız olunuz, yönünüzü güney-güney doğu istikametine çevirip baktığınızda, Uludağ ve etekleri tüm haşmeti ve bir o kadar da naif çehresiyle gözünüzü alırdı. Hele ilkbahar ve yaz mevsimi süresince zümrüt yeşili örtüsüyle içinize olağanüstü bir ferahlık verir, içten içe müthiş bir yaşama sevinci duyardınız. Kış aylarında beyaza bürünen görüntüsü ise başka bir güzellik ve mutluluk kaynağıydı.. Unutmadan söyleyelim: Şehrin içindeki tabiî 'yeşillik' oranı da şimdikiyle mukayese edilmeyecek denli yoğun ve fazlaydı..

Günümüz Bursa'sı elbette hâlâ çekici bir şehir. Daha önce de yazmıştım: 'Bursa imgesi' diye bir şey var insanların zihninde. Ancak, yeni nesil için 'Bursa imgesi'nin içeriği, "Eski Bursa"yı mumla aratacak denli zayıf, cansız ve plâstik.. Bugün Bursa'nın birçok yerinden Uludağ'ı ve eteklerini görmek, o doyumsuz temeşâayı yaşamak mümkün değil! Başınızı kaldırdığınızda beton yığınlarıyla göz göze geliyorsunuz. Uludağ'ı ve yamaçlarını görmek için ya şehrin dışında olacaksınız ya da tepelere yakın bir yerde.. Kaldı ki, artık Uludağ'ın kimi etekleri de tabiî özelliğini tümüyle yitirmiş, âdeta bir yapılaşma mezarlığına dönüşmüş durumda ve bu hâl, tipik bir şehircilik ve çevre faciası ya, neyse..

***

Daha bir-iki ay öncesine kadar, Araştırma Kütüphanesi'ndeki odamda, oturduğum koltuktan dışarı baktığımda birkaç bina ve bina çatısıyla birlikte, taa uzaklardaki Uludağ eteklerinin bir bölümünü görebiliyordum. Gökyüzünü saymazsak, bana hep 'kararık' gelen apartman gövdeleri ve çatılarının yanı sıra yemyeşil varlığıyla içime sağlık veren o eşsiz dağ parçası yazın serinlik, kışın sıcaklık hissi yayardı daima. Gelin görün ki, karşımıza dikilmekte olan iki inşaattan ilki, o nefis dağ manzarasının bir bölümünü ortadan kaldırdı. Şimdi, diğeri, kalan manzaranın da tamamını almak üzere hızla ilerliyor. Bir aya varmaz, penceremdeki görüş açısı, abus çehreli binalarla tamamen kapanır.. Anlaşılan, "Yemyeşil etekler çekilince göz hizamdan, yeşillik nâmına karışımda kala kala tek bir ağaç kaldı!" yakınmasını mırıldanacağım pek yakında..

Yıldırım'da, düne kadar oturduğumuz apartman dairesinde de aynı makûs kaderi yaşamıştım. 15 sene önce taşındığımızda, Uludağ ve etekleri tüm güzelliğiyle görülebiliyordu. Zaman içinde, Bursa'yı "Yeşil Bursa" olmaktan çıkaran apartmanlar, dağ görüşümüze perde çekti ve karşımıza hortlak gibi bir binalar dikildi. Tüm aile üyeleri, yıllardan beri karşımızda beton yığını görmekten bıktık-usandık; yeşile ve dahası gökyüzüne bile hasret kaldık. Özellikle kış aylarında evin içinde gezinip duran 'kasvet'i anlatamam!

Geçtiğimiz günlerde taşındığımız Çekirge'deki yeni dairemiz, Bursa ovasına hâkim bir tepe üzerinde. Evet, belki manzarası harika, Bursa'nın bir kısmı ayak altında ama, yine de benim için yetersiz ve eksik: Konumu itibariyle Uludağ manzarasına kapalı!..

Günün birinde Bursa'da oturanların, Uludağ'ı, 'görememek'ten dolayı 'unutacaklarını' duyarsam hiç şaşırmayacağım..

İşte benim başıma gelen: Şu yazıyı yazdığım sırada karşıdaki inşaat hızla ilerliyor ve içime bir karabasan gibi çöküyor! Çığlık çığlığa bağırmak istiyorum: "İmdat!.. Dağımı, Uludağ'ımı çalıyorlar!.."

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi