T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 7 AĞUSTOS 2006 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Koray DÜZGÖREN

Lütfen Sayın Başbakan, Hasankeyf konusunda bürokratlara inanmayın

Daha önce de böyle oldu Sayın Başbakan. Yatağan Santrali'inde de, Gökova Santrali'nde de, Aliağa'da da, Bergama'da da, Birecik'de de, Yusufelinde'de, Fırtına Vadisi'nde de, Munzur Vadisi'nde de, Karadeniz Sahil Yolu'nda da hep böyle oldu. Hep gerçekleri saptırdılar. Memleketin en güzel yerlerini yok eden ve edecek o çirkin planları yaparken, hep memleket menfaatleri, kamunun çıkarları vesaire gerekçelere sığındılar.

Bir ülkenin bürokratları yaşadıkları, ekmeğini yedikleri ve kültürü ile övündükleri bir ülkenin tarihi ve doğal zenginliklerine bir hovarda gözü ile bakabilir mi?

Sadece o barajı teknik olarak en iyi yerde inşa etmek midir mesele? Bir ülkenin coğrafyasının, tarihinin ve insanının 20-30, bilemedin 50 yılllık ömrü olan yapılar karşısında hiçbir değeri yok mudur?

Hadi, diyelim ki bu yapıların birinde ikisinde hesap hatası yaptınız. Ama böyle değil. Bürokrasinin yaptığı hemen her hesap yanlış çıkıyor. Üstelik de yanlışların anlaşılması durumunda bile bürokrasimiz yanlıştan dönmüyor. Dönerse, bunun sonra 'yol' olacağını, verdiği bütün kararların tartışılmaya başlanacağını, böylece yıllar boyunca halkın üzerinde kurduğu despotik otoritenin sarsılacağını düşünüyor. Ne halkın ne uzmanların ne de çevrecilerin görüş ve uyarıları bir anlam ifade ediyor.

Şimdiye kadar yapılan bütün yanlış ve çevre, doğa, tarihi -kültürel mirasın yok olmasına neden olan projeler incelenirse şu görülecektir: Hiçbirinde, meseleyle doğrudan ilgili ve projeden etkilenecek insanlara bilgi bile verilmemiştir. Onlar, herşey olup bittikten sonra kadasto memurları kapılarına dayanıp arazilerinin kamulaştırılacağını tebliğ edince ne olup bittiğini öğrenmişlerdir. Yanlış yapmak bürokrata, bu yanlış nedeniyle topraklarından göç etmek ve acılar çekmek de vatandaşa düşmektedir.

Hadi diyelim ki bürokrat despotik gelenek nedeniyle haklı dikkate almıyor.. Ya o halkın oylarıyla seçilmiş politikacılar? Bari onlar dönüp vatandaşa, uzmanlara, çevrecilere danışsalar. O da olmuyor.

Doğa ve çevre korumaya ilişkin endişelerle oluşturulan standartlar, hızla, vazgeçilmez uluslararası ilkeler olarak büyük alt yapı projelerinde uygulanması beklenen standartlar haline dönüşüyor. Artık bu gibi yatırımlara kredi veren ya da kredi verilmesine onay veren kurumlar bu standartlara uygunluğu aramak zorundalar.

Nitekim Ilısu Barajı için daha önce kurulan uluslararası konsorsiyum bu nedenle çöktü. Bu girişim de benzer nedenlerle çıkmaza girebilir.

Lütfen yapmayın Sayın Başbakan. Bürokratlar söyledi diye, "Hasankeyf'e birşey olmayacak, o tarihi eserleri taşıyacağız" demeyin. Böyle bir şey mümkün değil.. Olsa da, birkaç kalıntının taşınacağı açık hava müzesine artık Hasankeyf denemez.

Temel atıldı ama hala vaktiniz var.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi