T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 7 AĞUSTOS 2006 PAZARTESİ | ||
|
|
Daha önce de böyle oldu Sayın Başbakan. Yatağan Santrali'inde de, Gökova Santrali'nde de, Aliağa'da da, Bergama'da da, Birecik'de de, Yusufelinde'de, Fırtına Vadisi'nde de, Munzur Vadisi'nde de, Karadeniz Sahil Yolu'nda da hep böyle oldu. Hep gerçekleri saptırdılar. Memleketin en güzel yerlerini yok eden ve edecek o çirkin planları yaparken, hep memleket menfaatleri, kamunun çıkarları vesaire gerekçelere sığındılar. Bir ülkenin bürokratları yaşadıkları, ekmeğini yedikleri ve kültürü ile övündükleri bir ülkenin tarihi ve doğal zenginliklerine bir hovarda gözü ile bakabilir mi? Sadece o barajı teknik olarak en iyi yerde inşa etmek midir mesele? Bir ülkenin coğrafyasının, tarihinin ve insanının 20-30, bilemedin 50 yılllık ömrü olan yapılar karşısında hiçbir değeri yok mudur? Hadi, diyelim ki bu yapıların birinde ikisinde hesap hatası yaptınız. Ama böyle değil. Bürokrasinin yaptığı hemen her hesap yanlış çıkıyor. Üstelik de yanlışların anlaşılması durumunda bile bürokrasimiz yanlıştan dönmüyor. Dönerse, bunun sonra 'yol' olacağını, verdiği bütün kararların tartışılmaya başlanacağını, böylece yıllar boyunca halkın üzerinde kurduğu despotik otoritenin sarsılacağını düşünüyor. Ne halkın ne uzmanların ne de çevrecilerin görüş ve uyarıları bir anlam ifade ediyor. Şimdiye kadar yapılan bütün yanlış ve çevre, doğa, tarihi -kültürel mirasın yok olmasına neden olan projeler incelenirse şu görülecektir: Hiçbirinde, meseleyle doğrudan ilgili ve projeden etkilenecek insanlara bilgi bile verilmemiştir. Onlar, herşey olup bittikten sonra kadasto memurları kapılarına dayanıp arazilerinin kamulaştırılacağını tebliğ edince ne olup bittiğini öğrenmişlerdir. Yanlış yapmak bürokrata, bu yanlış nedeniyle topraklarından göç etmek ve acılar çekmek de vatandaşa düşmektedir. Hadi diyelim ki bürokrat despotik gelenek nedeniyle haklı dikkate almıyor.. Ya o halkın oylarıyla seçilmiş politikacılar? Bari onlar dönüp vatandaşa, uzmanlara, çevrecilere danışsalar. O da olmuyor. Doğa ve çevre korumaya ilişkin endişelerle oluşturulan standartlar, hızla, vazgeçilmez uluslararası ilkeler olarak büyük alt yapı projelerinde uygulanması beklenen standartlar haline dönüşüyor. Artık bu gibi yatırımlara kredi veren ya da kredi verilmesine onay veren kurumlar bu standartlara uygunluğu aramak zorundalar. Nitekim Ilısu Barajı için daha önce kurulan uluslararası konsorsiyum bu nedenle çöktü. Bu girişim de benzer nedenlerle çıkmaza girebilir. Lütfen yapmayın Sayın Başbakan. Bürokratlar söyledi diye, "Hasankeyf'e birşey olmayacak, o tarihi eserleri taşıyacağız" demeyin. Böyle bir şey mümkün değil.. Olsa da, birkaç kalıntının taşınacağı açık hava müzesine artık Hasankeyf denemez. Temel atıldı ama hala vaktiniz var.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |