T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 7 HAZİRAN 2006 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Danimarka'da alçakça karikatürler yayımlayarak nice müessif olaylara sebep olan habîs, amacını açıklıyor: Avrupa'nın çok kültürlülük denemesi başarısızlığa uğramış. Radikal ve şiddet eğilimli Müslümanlara karşı tutumunu değiştirmeli imiş. Kendisi de gençliğinde Avrupayı emperyalist ve ırkçı görürmüş. Şimdi uyanmış. Bugünkü Avrupa'yı, gençliğinin soğuk savaş günlerindeki durumuna benzer şekilde, fakat bu kez de cihad tehlikesine karşı yeterli bilinçten yoksun görüyormuş. Üstelik bu şiddet eğilimli Müslümanlar, ABD'ye göçenlerden farklı olarak, Avrupa devletlerinin sosyal imkânlarını, sosyal devlet niteliğini istismar ederek güçleniyormuş. Avrupa, içinde bulunduğu manevî (ahlâkî) izâfîlik görüşünden kendini kurtarmalı, geleneksel ahlâkî törelerini ve değerlerini feda etmemeli imiş! Karikatürleri yayınlamasının amacı da şu imiş: Bu göçmenlere, bir Danimarkalı'ya karşı takınılan tutumun aynısı takınılmalı imiş. Hristiyan veya Musevî simgeleri nasıl mizah konusu olabilirse Müslümanlarınki de olabilirmiş. Bu karikatürleri yayınlamakla Müslümanlara şunu demek istemiş: Siz yabancı değilsiniz! Biz sizi de "matrağa" almakla, sizi de sürekli olarak hayatımızın bir unsuru, bir parçası gibi gördüğümüzü belirtiyoruz! Böylece bu habîsin yaptığı aslında bir itibar gösterme, ötekini tanıma ve benimseme davranışı imiş! (Der Spiegel, 2006/22) Ahlâkın çöktüğü bir yöreden, "yiğit düştüğü yerden kalkar" diyerek kalkan ve ahlâk havarîsi kesilen bu acıklı karikatürü, takma yeleli çakalı, görüyor musunuz? Bîçâre Avrupa! Kısa zamanda ne hallere düştün! Bavyera Başbakanı Stoiber de Avrupa Muhafazakâr partileri içinde AKP'nin sadece gözlemci statüsünde kalacağını belirtmiş. Gerekçe? Türk Başbakanının partisi "üye" olarak kabul edilirse, Türkiye'nin AB'ye üyelik şansı da yükselirmiş! (Aynı kaynak). Demek oluyor ki "AB adaylığımız", bize sadece "çıkmaz ayın son çarşambasında" AB'ye katılma şansından başka bir şey sağlamıyor! Üstelik batan bir gemide! Şu halde derhal bir karar vermeliyiz: "İslâm'ın mukaddesatını tahkire karşı sessiz ve tepkisiz kalma, üstelik bunu bir benimseme ve aralarına alma tutumu olarak kabul edip habislere minnetdarlık arzetme", AB'nin Kopenhag Kriterleri'ne dahil oldu ise, Kopenhaglarını da Kriterlerini de başlarına çalsınlar! İslâm, hiçbir menfaatin bedeli, ödünü olamaz! Bu konuda kesin bir karar verip tutum takındıktan sonra da, demokratik ve sosyal hukuk devleti olma hedeflerinden aslâ sapmaksızın, bu yoldaki gayretlerimize büsbütün hız vermeliyiz. Kısa bir süre önce, vahîm bir hastalık belirtisi olarak, sahte-Hizbullah örgütü ve ölüm evleri ile karşılaşmıştık. Şimdi -Allah'dan, yeni yara daha çok fazla içe işlemeden önce- sahte ulusalcı çeteleşme olgusu ile karşılaştık. İttihat ve Terakkî Dönemi'nde bünyemize ârız olan bir hastalık, daha vahîm halde nüksetti. "Lâiklik" sorununu çözmedikçe, bünyemizden bu hastalığı söküp atamayacağız. İtalya'ya da otuz yıl kadar önce benzer hastalık tezahürleri vardı. Onlar bu hastalığı yenmeyi başardılar. Bizim de başarılı olmamamız için ne sebep var? Yeter ki demokratik ve sosyal hukuk devleti hedefinde birleşelim, uzlaşalım ve başarılı olacağımızın ilk belirtisi olarak, artık başörtüsüne kafayı takmayı bırakalım! Bu sorunu, kadının "bireysel ve özgür" seçimine terk edelim! Yoksa, biz başörtüsü sorunu ile birbirimize düşürülürken, sonuçta maâzallah yine şu tesbiti yapmakla kalacağız: Eyvâh! Bu bâzîçede (oyunda) bizler yine yandık! /Zîrâ ki zîyan ortada, bilmem ne kazandık?
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |