T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 7 HAZİRAN 2006 ÇARŞAMBA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

Bir yıl önceki izlenimim ve bugünkü yorumum

Birbirini izleyen nahoş gelişmeler dikkate alındığında, Türkiye tarihleri yaklaşan iki seçime (Cumhurbaşkanlığı ve Genel) kazasız belasız ulaşabilecek mi acaba? Benim gönül rahatlığıyla cevabını veremediğim bir soru bu. Aslına bakacak olursanız (yanılıyor muyum yoksa) soruyu ikna edici bir biçimde cevaplayan kimseye de rastlamadım bugüne kadar.

Cumhurbaşkanı seçiminden başlayayım: Bu konuya ilişkin cevabı aranan ilk soru, herkesin bildiği gibi şu: Başbakan Erdoğan, günü geldiğinde adaylığını koyacak mı acaba?

Belki hatırlarsınız; ben bu soruyu neredeyse tamı tamına (4 Haziran 2005) bir yıl önce (hem de doğrudan) Başbakan'a sorma imkanı bulmuş ve aldığım cevabı da aktarmıştım. Yeni Şafak'tan gazeteciler olarak yaptığımız bu ziyareta ilişkin izlenimlerim bakın nasılmış:

"Başbakan'a şu soruyu (mealen) yönelttim: 'Söylentilere göre, son dönemde ülkede tansiyonun yükselmesinin önemli nedenlerinden birisinin sizin Çankaya'ya çıkmak yolunda beslediğiniz niyet olduğu söyleniyor. Ama siz bu konuda bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapmadınız. Şimdi soruyorum size, iki yıl sonra Çankaya'ya çıkmayı düşünüyor musunuz?'

Ayrıca hemen belirteyim ki, 'manşetli'(!) cevabı beklemeden sorumu şu yorumla da destekledim: 'Biliyorsunuz, Çankaya'da 'siyaset' yapılmıyor, çünkü burası 'sorumsuz' bir makam. Oysa siz 'siyaset'i seviyorsunuz. Ama eğer Çankaya'ya çıkarsanız, bu 'siyaset'i bırakma anlamına da gelmez mi?'

Sorunun cevabını siz de merak ediyorsunuz değil mi? Çankaya madem ki Özal ve Demirel örneğinde olduğu gibi başbakanlar için bir bakıma bir 'kaçış' yeridir, o halde Tayyip Erdoğan'ın aklından bu köşk niçin geçer, ya da geçer mi?

Başbakan'ın bu soruya cevabı da hiç mi hiç 'doyurucu' değildi. Söze 'Bu konuyu düşünmek için vakit henüz çok erken..' diye söze başladı (ve de bitirdi) desem yalan olmaz... Tahmin ettiğiniz gibi 'evet' de demedi 'hayır' da, 'Zamanı gelince gerekeni yaparız' diyerek konuyu kapatmayı tercih etti. Oysa bana göre, bu sorunun cevaplanması için geç bile kalınmıştı... Cumhurbaşkanını bizimkine yakın bir gelecekte seçecek olan Fransa'ya baksanıza: Sarkozy başta olmak üzere cumhurbaşkanı adayları ortaya çoktan döküldü bile...

Siz ne düşünürsünüz bilemem ama bana göre cumhurbaşkanı seçimi meselesinin bir an önce olabildiği kadar aydınlığa kavuşmasında her bakımdan büyük yarar var. Bu konuya ilişkin olarak (üzerime vazife değil ama) aklımdan geçen ve bana makul gelen seçeneği de şimdiden açıklayabilirim: Erdoğan 'siyaset' alanında kalsın, Çankaya'ya da bu makam için şimdilik en uygun aday olan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül çıksın! Biliyorum, bu önerime pek çoğunuzun itirazı var ama bu yolda en şanslı (yani ülkenin içinde bulunduğu şartlara en uygun) adayın Gönül olduğu gözlenmiyor mu? Biliyorum, birçoğunuzun itirazı var ama ne yaparsınız ki hayat böyle bir şey... Kritik dönemlerde bir de bakmışsınız ki kimsenin (kendisinin de!) aklından geçmeyen bir kişi aradan çıkıvermiş... Hadi oldu olacak aklımdan geçen 'ciddi' aday adayımı da açıklayayım bari: Keşke Mehmet Aydın'ın adaylığı düşünülse... Fena mı olur?"

Evet, bir yıl önceki manzara ve benim izleninim bu merkezdeydi... Bu izlenemi yakın zamana kadar koruduğumu da hatırlatayım. Yani: Erdoğan, cumhurbaşkanlığı meselesine -kendi adaylığı açısından- açıklık getirmemekle hata ediyor, çünkü açık bir yanıt -hele de olumsuz olursa!- pek çok problemin ortadan kalkmasına neden olacaktır....

Ancak yakın (çok yakın) zamandır konuya ilişkin bir "teori" daha geliştirmiş bulunuyorum. O da şu:

Erdoğan, pek tabiii ki cumhurbaşkanı adayı olarak öne çıkmayacak. Bu kararını bugünden açıklamıyor, çünkü bu yöndeki kararını açıkladığı anda parti içinden çıkacak güçlü adayın (adayların) önünü kesmenin artık mümkün olamayacağını iyi biliyor. Dolayısıyla son ana kadar bekleyecek ve "taze" adayını zorlanmadan seçtirebilecek.

Bu "teori"yi nasıl buldunuz? "Olmadı, bu da yaramaz!" diyorsanız bilin ki suç benim değil... Bu kadar bilinmez ve belirsizlik içinde benim elimden ancak bu kadarı geliyor doğrusu.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi