T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 7 HAZİRAN 2006 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Ünlü tarihçi Arnold J. Toynbee'nin Klasik Yayınları arasında çıkan Hatıralar (Terc: Şaban Bıyıklı, Eylül 2005) adlı eserinden bilim adamları dahil yazıyla meşgul olanlar için beş tavsiye çıkardım. Birincisi: Aceleyle işe girişme; harekete geçmeden önce düşün, evvela ele alacağın konuyu veya problemi bütün halinde görmek için kendine zaman ver. İkincisi: Zihninizin harekete geçecek olgunluğa ulaştığını hissetiğiniz an derhal harekete geçin. Çok uzun süre beklemek, çok aceleci davranmaktan daha da ters neticeler doğurabilir. Üçüncüsü: Her gün düzenli olarak, günün en iyi yazdığınızı düşündüğünüz saatlerinde yazın. Müsait halet-i ruhiyeye girene kadar beklemeyin. Yazmaya meyilli olduğunuzu hissetseniz de hissetmeseniz de yazın. Keyifsizken yazdıklarınız elbette iyi halde iken yazdıklarınız kadar iyi olmayacaktır. İlk taslağınız sizi memnun etmeyecektir. Bununla birlikte ilk taslağınızı gözden geçirebilirsiniz; metin bundan sonra da şevkle yazdığınız metin kadar iyi olmasa bile, muhtemelen kabul edilebilir olacaktır. Siz de bu arada projenizi gerçekleştirmek yolunda ilerlemiş olursunuz. Eğer mükemmele ulaşana kadar beklerseniz, geri kalan bütün çalışma hayatınız boyunca beklemek zorunda kalırsınız. Çünkü insanın elinden veya zihninden çıkan hiçbir şey mükemmel değildir. Mükemmel eserler varsa bunlar insana değil, Tanrı'ya aittir. Ve bir fani mükemmele ulaşabileceğini zannederse, kişiyi düşüşe götüren kibir günahını işlemiş olur. Dördüncüsü: Arta kalan vakitleri heder etmeyin. Kendinize şöyle demeyin: İşte, işin bu kısmını bitirdim; yarına ya da hafta bitene kadar da sonraki kısma başlamaya değmez. Bu yüzden günün veya haftanın geri kalanında dinlenip keyfime bakabilirim. Gerçek şu ki bunu yapmayabilirsiniz, çünkü bir sonraki işinize başlamak için doğru zaman yarın ya da gelecek hafta değil derhal ya da Amerikan deyiminde olduğu gibi "right now" (derhal)dır. Bunun Amerikalılara has bir deyim olduğu açıktır, çünkü Amerikalılar eylem adamı olmakla tanınırlar. 16 Aralık 1911'de Pire'den Megara'ya vardım; günün batmasına daha birkaç saat vardı. Bu yüzden doğruca Atina'ya giden metroya binmek yerine, Konon'un M.Ö. 393'te Pire'yi tahkim için inşa ettirdiği duvarların etrafında dolaşarak trene binmek için gecenin inmesini bekledim. O akşam yemekte İngiliz Arkeoloji Okulu'nun kütüphane görevlisi olan F.W. Hasluck, bana bu seyahate çıktığımdan beri, yani son beş gün boyunca neler yaptığımı sordu. Ona seyahatimde izlediğim yolu anlattım; son kısmına geldiğim zaman bana şöyle dedi: 'Dayanıklısın'. Bu beni şaşırttı ve çok etkiledi çünkü Hasluck Akdeniz ülkelerini dolaşmış eski bir gezgindi. Düşününce ne demek istediğini anladım. Engebeli bir arazide yürüyüş yaparken yorgunluk birikir. Henüz tamamlamış olduğum gezintinin bu son gününde Megara'dan sabah erken bir saatte çıkmış, vapurla Salamis'e geçmiş, adayı gezerek yine vapurla Kserkses'in Tahtı yakınlarındaki bir noktaya gitmiş, buradan da Pire'ye yürümüştüm. Pire'ye vardığım sırada gerçekten de bedensel olarak yorgundum; o gün hakkında günlüğüme yazdığım son sözler "birden çok bitkinleştim; Okula döndüğüme memnunum", olmuş; fakat bu bitkinlik, her dakikamı Yunanistan'ın mümkün olduğunca büyük bir kısmını görmeye ayırmak konusundaki şevkimi kırmamıştı. Hasluck'ın rasgele söylediği övgü sözü o zamandan beri aklımdadır. Beşincisi: Daima ileriye bak. Ben düzensiz-disiplinsiz bir yazarım. Bu öğütlere uysaydım daha başarılı olur muydum? Bilmiyorum. Nakil bizim, karar sizin.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |