T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 7 HAZİRAN 2006 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Asya ve Avrupa'nın parlayan yıldızı olan Türkiye'nin, sınırlarıyla birlikte milli para birimlerini de ortadan kaldıran Avrupa Birliği'ne tam üye olabilmesi için, hem kendi hem de Batı kültürüne eleştirel bir gözle bakmasını bilen, bir aydınlar ordusuna sahip olması gerekir. Aydınlar, Asya ile Avrupa kültürü arasında büyük bir merkez oluşturan İstanbul'un değerlerini dünyaya taşıyacak, en etkili ve en güçlü kesimdirler. Onların sesi, azınlığın değil, çoğunluğun sesidir. Seksenli yıllara kadar Asya ve Avrupa'ya karşı kendi sınırları içine kapanan Türkiye'de aydınlar, önyargısız eleştiri yapma gücünü büyük ölçüde yitirdiler. Dünyadaki gelişmelerin dışında kalan Türk toplumu, evin balkonunda, belirli sınırlar içinde baskı ve gözetim altında büyütülmeye çalışılan bir çınar gibi, Osmanlı devletinin ilk yıllarındakine benzer bir biçimde serpilip gelişemedi. Türkiye kapalı toplum olmanın darboğazlarını seksenli yıllardan sonra aştı. Bütün ülkelerin ekonomik ve kültürel kaynaklarıyla sınırlarının dışına taştığı bir dönemde, dünyadaki güç yarışında büyük bir değişim yaşanıyor. Ülkelerden daha çok kültürlerin savaştığı yeni dünyada orduların yerine aydınlar geçti. Asya ve Avrupa'da ülkelerin bayraklarını orduları değil, aydınları taşıyor. Dünyada her ülkenin bayrağı aydınlarınının elinde yükseliyor. Dolmabahçe Sarayı'nın açılışının 150. Yılı Etkinleri çerçevesinde, Milli Saraylar Daire Başkanı Dr. Cemal Öztaş'ın öncülüğünde, Prof. Dr. Kenan Gürsoy ve Prof. Dr. Bekir Karlığa'nın gayretleriyle oluşturulan "Dolmabahçe Aydınlar Platformu" sarayda her ay tartışmalı akademik toplantılar düzenlemektedir. Bu ayın konuşmacısı Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar'dı. Geçen ay gazeteci yazar Taha Akyol konuşmuştu. Gelecek ay da Prof. Dr. Mete Tuncay konuşacak. Türkiye akademisyenleri, sanatçıları, işadamları ve aydınlarıyla korku ve düşman üretmeyi bırakıp, kültürlerarası yarışta kendisini ilk sıralara taşıyacak düşünce ve eylem üretmeye bakmalıdır. Türkiye'nin bayrağını dünyaya taşıyacak aydınları, dünya düşünce tarihini oluşturan kültürleri eleştirel bir açıdan ele alındıklarında, kaçınılmaz olarak, İstanbul'u İstanbul yapan Anadolu insanının zengin düşünce birikimiyle karşı karşıya geleceklerdir. İstanbul'u bugünlere taşıyanlar, başka kültürlerle hesaplaşmaktan çekinmedikleri gibi, yeri ve zamanı gelince kendilerini eleştirmekten ve tartışmaktan da hiçbir zaman kaçınmamışlardır. Aydınları arasında eleştiri ve tartışmanın olmadığı bir ülkede, kültürel hayatla birlikte ekonomik hayat da canlılığını koruyamaz. Eleştiriden kaçan, başka kültürleri yok sayan bir kültür, başka kültürler tarafından dikkate alınmadığı gibi, hiçbir zaman da önemsenmez. Tarihin her döneminde kültürlerin bayrağını düşünce ve eylem ustaları olan aydınlar taşımıştır. Aydınların sesi çoğunluğun sesi olduğu bir toplumda, herkesin sesi, herkes tarafından duyulur. Aydınsız kültür, kültürsüz aydın olmaz.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |