T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 7 HAZİRAN 2006 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Enflasyonun düşmesi, istikrarlı büyüme, ihracatımızdaki düzenli artış gibi olumlu iktisadi kazanımlarımızla Avrupa Birliği'ne uyum sürecindeki demokratik kazanımlarımızı elbette kaybetmek istemiyoruz. Ancak birden bire ortaya çıkan uluslararası konjonktürle birlikte yaşanan iç olumsuzluklar, bazı dengeleri sarsmış bulunmaktadır. İşte bu eğilim itibariyle, Haziran başında açıklanan Mayıs ayı enflasyon oranları, başta enflasyon etkileşimi olmak üzere, birçok yönden uyarıcı olmuştur. Serbest piyasada dolar ve euroda yükseliş trendinin ortaya çıkmasının bağlı sonucu olarak, Borsada da hızla geri çekilme gözlemlenmiştir. Beklentilerin oldukça üzerinde gelen mayıs enflasyonu, piyasalardaki sıkıntı ve tereddütleri beslemiş; döviz ve faizdeki yükselişe paralel olarak, destek seviyelerinde tutunamayan Borsa, bu süreçte 37 bin puanlı seviyelere çekilmişti. İMKB Ulusal-100 Endeksindeki düşüş trendinin kalıcı nitelik göstermesini engelleyerek, istikrarı geliştiren oluşumlara yönelme zamanının kaçırılmaması; bunun için, doku uyumsuzluklarının uzlaşma zemininde giderilmesi gerekmektedir. Mayıs ayı enflasyon rakamlarının öngörülenden yüksek çıkmasında, kuşkusuz başta petrol ve hammadde fiyatlarındaki artış ve özellikle sezonun etkisiyle konfeksiyon fiyatlarındaki % 10'luk artış etkili olmuştur. TÜSİAD'a göre, "Mayıs ayında dünya piyasalarında başlayan dalgalanma, ABD'de faizlerin enflasyon artışı riskine karşı % 5'e çıkarılması nedeniyle, yükselen pazar ekonomileri olarak nitelenen ülkelerden fon çıkışına yol açmış ve Türkiye, bu süreçten en fazla etkilenen ülke olmuştur. Bu dalgalanma, Türkiye'de iki hafta içinde YTL'nin ve Borsa endeksinin % 20 civarında değer kaybetmesine yol açmıştır. Analistlere göre, dünya piyasalarındaki dalgalanmanın durulması ertesinde, yeni denge, farklı düzeyde kurulacaktır. Eski dengelere geri dönüş sözkonusu olamayacaktır. Bu öngörünün doğrulanması halinde, Türkiye ekonomisinin de enflasyon beklentilerini yukarı, büyüme beklentilerini de aşağıya çekmek zorunda kalacaktır. Büyüme, enflasyon ve faizle sınırlı kalması mümkün olmayan bu değişimin etki alanına, ithalattan yatırıma, istihdamdan bölgesel kalkınmaya, dış borçtan açık pozisyonlara dek pek çok önemli büyüklüğün gireceği ve bunlara ilişkin rakamların değişeceği; kısacası tüm hesapların yeniden yapılması, planların gözden geçirilmesi, zamanlamaların yeniden düşünülmesi zorunlu hale gelecektir. Bu şok dalgasının ekonomide ne derinlikte iz bırakacağını henüz bilmiyoruz. Bunu tam olarak söyleyebilmek için piyasaların durulduğundan emin olmamız lazım. Ancak, şunları kesin olarak söyleyebiliriz, makroekonomik dengeler değişikliğe uğrayacaktır. Bu nedenle istikrar politikalarının eskisinden daha büyük bir kararlılıkla sürdürülmesi gerekecektir. AB yolunda kararlılıkla ilerleyeceğimizi tüm dünyaya ve iç kamuoyuna anlatılması, müzakere sürecinin topluma mal edilmesi, önemli bir zorunluluk olarak önümüzde duruyor." Kanımca, ekonomide bazı göstergelerin revizyonundan çok, yıllardır yaşanan yapısal sorunların çözüme kavuşturulmasında gösterilecek uzlaşma tavırlarındaki kararlılık önem taşımaktadır. Bilhassa istihdam üzerindeki SSK ve vergi yüklerinin azaltılması, bütçe dengelerinin elverdiği ölçüde gerçekleştirilebilmelidir. Ayrıca 50'den fazla işçi çalıştıran işletmeler açısından zorunlu istihdam konularında haklı gerekçelere dayanan dirençleri de göz önünde bulundurarak, rahat uygulanabilir ve sürdürülebilir bir model üretilebilmelidir. Yine bu çerçevede, Kurumlar Vergisi oranının düşürülmesiyle ilgili yasa tasarısı ve özellikle yabancı fonların büyük ilgi duyduğu Mortgage Yasa Tasarısı'nın tatile girmeden gündeme alınarak TBMM Genel Kurulu'nda yasalaştırılması sağlanmalıdır. IMF ile sürdürülen stand-by görüşmelerinde istikrar politikalarının devamı esas alınmalıdır. Herkes ülkesini canından çok sevdiği halde, geçersiz korkular üreterek ve özel şartlar koyarak uzlaşma yaklaşımına direnenler, toplumsal kalkınmada gerekli uzlaşıyı geciktirmektedir. Türkiye, başta sayıları 2005'te takriben 58 bini bulan üniversite mezunu gençler olmak üzere, tüm işsizlerine iş bulmakta başarılı olmaya kilitlenmeli; bu meyanda her bireyin keyifle yaşayışını besleyecek özgürlük alanlarındaki sınırlamalar da doğal dokusu içerisinde kaldırılabilmelidir.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |