T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| E K O N O M İ | 10 HAZİRAN 2006 CUMARTESİ | ||
|
|
"Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesine ABD izin vermiyor
Türkiye'nin 1996-200 yılları arasında 4 yıl New York Times Gazetesi'nin İstanbul Bürosunun ilk şefliğini yürüten Stephen Kinzer, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu DEİK'in misafiri olarak dün İstanbul'a geldi. Kinzer, iş adamları, emekli bürokrat ve basının köşe yazarlarından oluşan 40 kişilik topluluğun bulunduğu yemekli toplantıda ABD ile Türkiye arasındaki ilişkileri değerlendtirdi. Kinzer, Türkiye'nin "Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesine uymaya çalıştığını ancak ABD'nin bölgedeki müdahaleci anlayışının buna izin vermediğini söyledi. ABD'nin dünyayı değiştirme gücüne sahip olduğuna inandığını ve bunu da uyguladığını belirten Kinzer bu düşüncenin tehlikesini şöyle değerlendirdi; "Bu düşünce ile Afganistan ve Irak'a askeri müdahalede bulunan ABD, bölge insanlarını kendine düşman etti. Şimdi ABD'lileri öldürmek isteyen insan sayısı hızla artıyor." Kinzer'e göre Irak'taki olası bir parçalanma bölgedeki tüm dengeleri değiştireceği için ABD, Türkiye ile işbirliğini artırmayı istiyor. Ancak ilişkilerde uzaklaşma var. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2006 yılı Eylül ayında ABD'ye yapacağı ziyarette ABD yönetimi Ak parti hükümetinden şunları isteyecek; "Irak ve İran konusunda bize destek verin biz de size PKK ve AB konusunda destek verelim." Başbakan Erdoğan da muhtemelen bu şartları kabul etmeyecek çünkü Türkiye komşularıyla kavga istemiyor. Bu yüzden de ABD gezisi sembolik olmaktan öteye geçmeyecek. Siyasi muhalefet, eğitim sistemi ve basın çok zayıf
Stephen Kinzer medyayı da şöyle eleştirdi; Türkiye'nin en zayıf 3 tarafı siyasi muhalefet, eğitim sistemi ve basın. Gazeteler bol resimlerle dolduruluyor. Köşe yazarları traş olurken aklına gelenleri yazıyor. Siyasilerle ilişkisi olan bazı yazar ve muhabirler, siyasilerin sözcüsü gibi davranıyor. Bu 3 konuda Türkiye'nin güçlenmesi şart." AB'nin Türkiye'ye havaalanlarını Rumlara açma konusunda baskının da yanlış olduğunu söyleyen Kinzer, bu konuda iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüm bulunması gerektiğini ifade etti.
ABD, İran ve kürtleri güçlendirdi İsrail'in güvenliğini sağlamak isterken, bölgede İran'ın tek güç haline gelmesine neden olduğunu belirten Stephen Kinzer'e göre, Irak savaşından kazançlı çıkan iki taraf var; İran ve kürtler. 11 Eylül'den sonra yapılan operasyonlardaki başarısızlıklar Amerikan halkının kendine olan güvenini sarsmış. Bölgede şimdi bağımsız kürt devleti kurulma ihtimalinin de arttığını ileri süren Kinzer'e göre Türkiye'yi rahatsız eden bu konu hafife alınıyor görülse de perde arkasında Türkiye böyle bir emri vaki karşısında ne gibi bir tavır alacağını ciddi ciddi tartışıyor. Başörtüsüne özgürlük vererek rejim değişmez Türkiye'nin 5 yıl öncesine göre ekonomik, siyasi ve özgürlükler anlamında çok iyi noktaya geldiğinin de altını çizen Kinzer, laiklik ve başörtüsü tartışmalarını da şöyle değerlendirdi; "Türkiye kemalizm ve laikliğin köklü hale geldiği olgun ve yetişkin bir ülke. Herkesin dini inançlarını rahatça yaşamasının reöimi tehlikeye atacağına inanmıyorum. Şimdi olmasa bile önümüzdeki yıllarda Çankaya'da başörtülü bir hanımı görmek normal olarak algılanacak. Ülkede dozu artan laiklik tartışmaları da demokratikleşmenin göstergesi. Türkiye'de birilerinin ne kadar Militan laikliği benimsediğini bilemiyoruz. Laiklik tartışmalarında dozu artıranlar hükümete muhalif olan kesimler. Ak Parti iktidara toplumdaki konsensüsle geldi ancak son günlerde laiklik tartışmaları kutuplaşmayı artırıyor. Türkiye'nin uzlaşmaya ihtiyacı var. Böyle bir dönemde kutuplaşma yanlış. İstikrar hem Türkiye hem de bölgede işbirliği isteyen ABD için önemli.
|
![]()
| |||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |