T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| S İ N E M A | |||
|
|
'Ben galiba Moğolistan'da doğmuşum'
Son derece başarılı bir satış gurusu olan Harry (Auteuil), çağdaş pazarlamacılık teknikleri üzerine verdiği derslerde deneyimlerini genç satıcılara da aktarmaktadır. Ancak bu hırslı adam aynı başarıyı özel hayatında bir türlü yakalayamaz. Karısı onun anlayışsızlıklarından bıkarak, iki çocuğunu da yanına alıp kendisini terketmiştir. Harry, onu görmek üzere uzak bir kentten trenle gelen çocuklarını istasyondan almayı unutacak kadar yoğun olduğu için, zaten tükenmiş olan ailevî bağları bu tatsız olayla birlikte tamamen ortadan kalkar. Karısının çocukları istasyondan alıp bir daha dönmemek üzere çekip gitmesiyle çılgına dönen kahramanımız, otomobilini öfkeden çıldırmış bir durumda kentin dışındaki kırlık bölgelere doğru sürer. Bu sırada, köy yollarında elinde bir valizle yalnız başına yürürken aracın altında kalmaktan kılpayı kurtulan Georges (Duquenne) ile hiç istemeden de olsa tanışacak ve hayatının bütün seyri değişecektir.
Çağdaş Fransız sinemasının en iyi aktörleri arasında yer alan Daniel Auteuil'ün oyunculuğu için zaten söylenebilecek pek fazla bir şey yok; ama amatör bir tiyatro topluluğunda kendi çapında denemeler yaparken Belçikalı yönetmen Jaco van Dormael tarafından keşfedilen ve bu filmde başrolde oynatılan Pascal Duquenne'nin olayı kavrayışı ve ortaya koyduğu oyunculuk karşısında hayrete düşmemek imkânsız... Her ikisi de kaderlerinin o köy yolunda buluştuğu andan trajik final sekansına dek sinemanın gelmiş geçmiş en güzel ikililerinden biri olarak öyküyü müthiş bir başarıyla sürüklüyorlar.
Âdeta nakış işlenmişçesine özenli bir senaryo ve sinematografiyle bezeli olan bu filmdeki sayısız hoş anlardan biri de down sendromlu kahramanımızın televizyonda "Moğollar" hakkındaki bir belgeseli gözünü bile kırpmadan izlediği sahneler... Çevresindeki herkesin ona hastalığından dolayı "mongol" demesinden dolayı ("Mongol", Moğol kelimesinin batı dillerindeki karşılığı, yüzünde ve başında doğum anomalisi bulunan kişilere Moğol ırkına benzedikleri gerekçesiyle tıpta bu ad verilir) televizyonda gördüğü Moğolistan görüntüleri eşliğinde bizlere hikâyesini anlatmaya başlıyor: "Ben galiba bu ülkede doğmuşum. Yani bir Moğolum." "8. Gün", rekabetin alabildiğine kutsandığı ve zayıfların ezilmesinin olağan karşılandığı kapitalist düzende insanın fıtratından adım adım uzaklaşıp yaradılış amaçlarını yitirmesinin acı sonuçlarını yüreklerde her karesiyle hissettiren çok değerli bir film...
|
![]()
|
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |