T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
S İ N E M A
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Sinema
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

'Seni eve götürmeye geldim Nick'

1970'li yılların başı. ABD'nin Pennsylvania eyaletinde, nüfusunun önemli bir bölümünü Ortodoks-Rus göçmenlerin oluşturduğu küçük bir endüstri kasabası. Bu kasabadaki demir-çelik tesislerinde çalışan üç arkadaş, hükûmetin Vietnam Savaşı için gençlere yaptığı askere yazılma çağrısına uyar ve hakkında o güne kadar hiç bir şey bilmedikleri, binlerce kilometre uzaklardaki bu küçük ülkeye savaşmaya giderler. Her türlü insanî değerin ayaklar altına alındığı kanlı Vietnam deneyimi, boş zamanlarında Pennsylvania dağlarında geyik avlamaya çıkan bu kendi hâlindeki üç adamın ve onların varlığına bel bağlamış olan yakınlarının hayatlarını bir daha düzelmemek üzere mahvedecektir.

"Arkadaş" sözcüğü, "insanın sırtını hiç korkmadan, tereddütsüz şekilde yaslayabileceği yer" anlamındaki "arka" kökünden türemiştir. Ve 1978 yapımı "Avcı" da sinema tarihinde hiç kuşkusuz "arkadaşlık üzerine yapılmış en etkileyici film" olarak o gün bugündür sinemaseverlerin gönüllerinde bütün ihtişamıyla yaşıyor.

Vaktiyle bir çok film eleştirmeni öykünün bu boyutunu görmezden gelerek, filmdeki Vietnam Savaşı arka fonundan hareketle "Avcı"yı Amerikan milliyetçiliği yapmakla, dahası özgürlük mücadelesi veren Vietnam halkına karşı ırkçı bir tutum sergilemekle suçlamıştı. Ancak, bu destansı başyapıta gerçek anlamda hakkını verebilmiş izleyiciler için, öyküsünün bir bölümü Vietnam'da geçen "Avcı"nın asıl derdinin savaştaki haklı ve haksız tarafları tesbit etmek olmadığı ayan beyan ortada. Yönetmen Michael Cimino'nun yoğun bir entelektüel emeğin ürünü olan bu filmi karşısında yüzeyi aşıp daha altlara doğru inebilen her türlü sağduyulu değerlendirme, titiz sinemaseverleri istisnasız her seferinde "arkadaşlığın değeri" ana vurgusuna götürüyor. Yoksa, "savaş" bu öyküde işin gösterişli bir bahanesi olarak yer almakta, hepsi o kadar...

Askere gidecek olan üç genç adam (DeNiro, Walken, Savage) ve kasabadaki yakın dostları (Cazale, Dzundza, Aspegren) cepheye hareket etmeden önce son kez biraraya gelip bağıra çağıra eğlenirken, aynı zamanda toplandıkları kafeteryanın da işletmecisi olan John (Dzundza) aniden piyanonun başına oturur ve hüzünlü bir parça çalmaya başlar. O ana kadar var güçleriyle şamata yapmakta olan kahramanlarımız bir anda durgunlaşır ve teker teker uzaklara dalıp giderler. John'un klavyedeki parmakları melodiyi bitirdiğinde, görüntü henüz ondan kopmamışken derin bir sessizlik olur ve izleyiciler olarak yavaş yavaş cepheden gelen bomba, makineli tüfek, helikopter seslerini duymaya başlarız. Sinema tarihindeki en müthiş zamansal sıçramalardan birine kaynaklık eden büyüleyici bir andır bu...

"Avcı", aynı zamanda adına "Rus ruleti" denilen ürkünç ve ölümcül Asya oyununu da uluslararası topluma bütün dehşetiyle tanıtan film olarak ün kazanmıştır. Kahramanlarımız, Vietnam'da yaşadıkları serüvenin birinci perdesinde bu oyunu cesurca oynamayı öğrenirler. Rus ruleti kişinin ruh ve akıl sağlığını öylesine zorlayan bir oyundur ki insan ölüm korkusunun en üst sınırına ulaşıp onu bir kez aştıktan sonra artık asla korkmamakta, dahası ölümle alay ederek yaşamayı vazgeçilmez bir tutkuya dönüştürmektedir.

Türkçe Adı: "Avcı"
Orijinal Adı: "The Deer Hunter"
Yapım Yılı: 1978
Ülke: ABD yapımı
Süre: 182 Dakika (Kesintisiz Versiyon)
Yönetmen: Michael Cimino
Senaryo: (Michael Cimino, Deric Washburn, Louis Garfinkle ve Quinn K. Redeker'in ortak öyküsünden) Deric Washburn
Müzik: Stanley Myers
Görüntü Yönetimi: Vilmos Zsigmond
Kurgu: Peter Zinner
Oyuncular: Robert DeNiro, Christopher Walken, John Savage, Meryl Streep, John Cazale, George Dzundza, Chuck Aspegren, Rutanya Alda
Uluslararası İzleyici Yargısı: 8.1 / 10 (Kaynak: Internet Movie Database)

Bu ayrılmaz üçlüden Steven (Savage) Vietnam'dan eve ilk dönen ekip üyesidir. Aldığı erken terhisin nedeni ise ordunun merhameti değil, savaşta iki bacağını birden yitirmiş olmasıdır. Ardından Michael (DeNiro) da terhis olarak Pennsylvania'ya gelir; ancak onun aklı hâlâ cephedeyken izini kaybettiği Nick (Walken)'tedir. Nitekim, Saygon batakhanelerinde profesyonel bir Rus ruletçisine dönüştüğünü haber aldığı çocukluk arkadaşını kurtarmak üzere, 20 bin kilometre uzaktaki Vietnam'a gözünü bile kırpmadan geri dönecektir. Sabırlı bir aramanın ardından, onu insan hayatıyla müşterek bahis oynanan iğrenç bir kumarhanede bulmayı başarır. Ancak, kullandığı uyuşturucuların etkisiyle artık tamamen "uçmuş" durumdaki Nick bütün çabasına rağmen Michael'ı tanıyamaz. Kader, cephede yaşadıkları acı deneyimden yıllar sonra, onları şimdi bir kez daha Rus ruleti masasında karşı karşıya getirmiştir. Michael, kanlı oyun başlamadan önce, "Sisli dağları hatırlıyor musun Nick? Ya geyikleri?" diye mırıldanır umutsuzca, "Hani, tek kurşunla vururduk geyikleri. İşte, yeniden o dağlara döneceğiz. Buraya seni almaya geldim. Birlikte eve gitmek için..."

Yalvarırcasına sarfedilen bu sözleri boş gözlerle dinleyen Nick, içinde tek bir kurşun olan silahını kafasına dayayıp tetiği çektiğinde, Michael için de Vietnam Savaşı aslında daha yeni bitmektedir.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi