T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 2 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Davut DURSUN

Irak yanıyor...

Ülke baştan başa kan, barut, bomba, yıkım, felaket ve kaos kaynıyor.

Her akşam televizyon ekranlarına düşen artık vaka-i adiyeye dönüşen haberler hiçbir heyecan uyandırmıyor. O kadar tabii imiş gibi veriliyor ki her gün yüzlerce insanın öldürülmesi, ülkenin pek çok yerinde bombaların infilak etmesi, asırlık dini yapıların ve sanat şaheseri eserlerin yerle bir edilmesi, insanların çaresizlik içerisinde oldukları yerde yığılıp kalmaları sıradan birer olay gibi sunuluyor.

Şimdi herkesin yüksek sesle sorduğu soru şu: Irak bölünüyor mu?

Hatırlarsanız bölge ülkelerinin Irak politikalarının en belirgin ilkesi Irak'ın bölünmemesi ve toprak bütünlüğünün korunması konusundaki ısrar oluşturuyordu.

Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması sadece bir uluslararası ilke olmanın ötesinde bölgesel hassasiyetlerin zorunlu kıldığı bir durumdur. Zira Birici Dünya Savaşı sonrasında oluşmuş statükonun sarsılmaya başlamasının bölgedeki tüm yapıyı altüst edeceği ve mevcut sınırları bütünüyle tartışılır hale getireceği kaygısı vardır. Çünkü bölge dışı emperyal güçlerin dayatmalarıyla belirlenmiş olan ve hiçbir doğallığı olmayan sınırların tartışılmaya başlamasının nereye varacağını tahmin etmek zordur. Onun için herkes bölgedeki statükonun devamı konusunda ısrarlıdır.

Diyelim ki Irak'ta bir bölünmenin yaşanması halinde bunun bu ülkeyle sınırlı kalmayacağı açıktır. Irak bölgedeki diğer ülkeler gibi etnik ve dini bakımdan homojenliği söz konusu olmayan bir ülke. Şiiler, Sünniler ve Kürtler ülkenin belirgin üç unsuru. Bölünmenin olması halinde ülkenin üçe parçalanması tahminleri yapılıyor. Irak'ı geçelim; İran'ın yapısı bundan çok farklı değil. Orada da Farsiler, Azeriler, Kürtler ve diğerleri var. Körfez ülkelerinde de etnik ve dini homojenite yok. Suudi Arabistan bile bu konuda homojen bir yapıya sahip değil. Dolayısıyla Irak'taki bölünmenin ateşleyeceği fitil tüm bölgedeki yapıları tehdit edecektir.

Irak'ın bütünlüğü korunabilecek mi?

Türkiye açısından Irak'ın bölünmesinin yaratacağı çok ciddi sorunlar ve yansımalar olacağı gayet açıktır. Bunun için Türkiye her konuda Irak'ın toprak bütünlüğü konusunda ısrarlıdır. Bugünlerde Irak'la girişilen aktif ilişkilerin amacının bu yönde olduğu görülüyor. Dünyanın ve Türkiye'nin Irak'ın bütünlüğünü koruyacak bir formül bulmaları gerekiyor. Daha önce Saddam rejimi bütünlüğü sürdüren bir formül gibi görülüyordu. Bu formülün sonuçları ortadadır ve bir daha bu yolun denenmesi söz konusu değildir. Bu ülkede yeni bir anayasa yürürlüğe girmiş, seçimler yapılmış, belli çerçevede demokratik rejimin tesisine ilişkin önemli adımlar atılmıştır.

Ancak demokratik sistemi tesise yönelik süreç işlerken ülkede yaşananlara bakılırsa ülke hızla bir iç savaşa doğru sürüklenmektedir. Şiilerle Sünni kesimler arasında bir mezhep savaşının körüklenmekte olduğu, bu kesimleri vuruşturmak için kutsal yerlerin havaya uçurulduğu görülüyor. Böyle bir ortamda seçimlerden sonra oluşmuş mecliste bir demokratik hükümet çıkarmak ve demokratik kurumları işletmenin imkansız olduğunu herkes biliyor.

Kanaatimce burada demokratik bir yönetim kurmanın önündeki en büyük engel ülke nüfusunun çoğunluğunu temsil eden ve mecliste de çoğunluğu ele geçiren Şiilerin yönetimde etkili konuma geçmeleridir. Yönetimde Şiilerin etkili olmaları demek İran'ın ülkede nüfuzunun artması ve dolayısıyla bölgede giderek güçlenmesi demektir. Bölgeyi bilen herkesin rahatlıkla fark edeceği gibi Ortadoğu'nun demokratikleşmesi yönündeki gelişmeler eninde sonunda İran'ın bölgedeki nüfuzunu arttıracaktır. Irak'ta, Körfez ülkelerinde, Suudi Arabistan'da, Yemen'de, hatta Lübnan ve Filistin'de bakışlarını İran'a yöneltmiş olan Şiilerin demokratik yöntemlerle iktidarda etkinliklerini arttırmaları söz konusudur.

Buradan İran'ın nüfuzunu sınırlandırmak için bölge demokratikleşmemeli anlamında bir şey söylemek istemiyorum. Sadece demokratikleşme ile bölgenin nereye doğru evrileceğine işaret etmek istiyorum.

Irak'taki bu son olaylar Şiilerin yönetimde etkili olmalarını engellemeye yönelik bir proje olamaz mı? Şiilerin etkili olduğu bir Irak olacağına iç savaş halindeki Irak olması mı isteniyor?

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi