|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 2 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Kaptanlar gemide isyanı ne kadar arzu ederlerse, liderler de partilerinde aykırı çıkışları o kadar hazmederler. Başka çizgideki muhalefet partilerin eleştirilerine bile zor tahammül edilir politik arenada; parti içinden gelen muhalif seslere hoşgörüyle yaklaşan lider ise olağanüstü nâdirdir. Son seçimden bugüne geçen sürede CHP'den ihraç edilen milletvekilleri bu 'bize özgü' gerçeğin çarpıcı örneği... Tahammül açısından Ak Parti bayağı iyi bir durumda. Bazı önemli dönemeçlerde farklı konuşan veya aykırı davranan milletvekillerini cezalandırma yoluna gitmedi Ak Parti; bu da ona geleneksel partiler karşısında önemli bir üstünlük sağlıyor. Daha da önemlisi şu: Farklı seslere ve davranışlara tahammüllü partilerde daha az yanlış yapılıyor. Şu örnek ABD'den: Washington'da ipleri elinde tutan kadro, Irak'a savaşa hazırlanırken, 'yurtseverlik kartı' ile siyasal farklılıkları ortadan kaldırmaya da çabaladı. Savaş kararına yalnız Bush'un Cumhuriyetçi Partisi'ne mensup politikacılar değil, Demokratlar da oylarıyla destek verdi. Aykırı sesler bastırıldı, kimi muhalif gülünç duruma düşürüldü, seçim yenilgisine uğratılanlar bile oldu. Oldu da ne oldu? Savaş projesine heyecanla destek verenler, bugün, "Keşke elimiz kırılsaydı da..." noktasındalar... Politikada her 'keşke' ağır bir mâliyet getirir... Ak Parti'nin, geçmişteki başka örneklerden farklı olarak, aykırı seslere gösterdiği tahammül, Türkiye'yi telâfisi imkânsız vahim yanlışlardan sürekli korudu. Irak batağı içinde değilse bugün Türkiye, bölgesel gelişmeleri etkileyebilecek bir konum kazandıysa, dost ve düşman gözünde itibarını fazlasıyla koruyabilmişse, bunu Ak Parti içindeki aykırı sesler ve özgürce davranışlara borçluyuz. Her iktidarın esas sınavı, yolsuzluklar ve eş-dost kayırma konusunda yaşanır. Kitle partilerinde politik kadrolar, ne bulunduysa derleme yöntemiyle oluşur; bu sebeple de, ne kadar dikkat edilirse edilsin, her partiye, gözü dışarıda eli Beytülmâl içinde kişiler sızar. Hatta, yıllar boyu denenmişler arasında da "Biz bu adamı böyle tanımıyorduk" dedirtecek yanlışlıklara tenezzül edenlere rastlanabilir. Bazen iyi tanınan politik yol arkadaşının hiç tanınmayan ailesi fertleri yorar partileri... Politik kadroları yanıltmada ustalaşmış profesyonelleri de unutmamak gerekir. İşleri politikadan nemalanmak veya nemalananlara hizmet sunmak olan profesyoneller, her yeni iktidarla birlikte, politikacıyı ve onun üzerinde başarılı olamazsa bir yakınını, baştan çıkarmak üzere konuşlanır. Bilmem şu durum tespitine katılır mısınız: Döneminde Türkiye tarihinin en büyük özelleştirmeleri ve devâsâ ihaleler gerçekleşmiş olan Ak Parti hükümeti, birkaç muhataralı el-değiştirme işleminden, yine 'tahammül' özelliği sayesinde yüzü ak çıkabildi. Kimi yargı, kimi de sorumluluk sahibi politikacının risk almasıyla yanlıştan dönülebildi. Ne yapıp etmeli, Ak Parti, kendisini diğer partilerden ve önceki benzerlerinden ayıran 'tahammül' özelliğini yitirmemeli. Bu, elbette lider ve yönetici konumundaki partililer açısından hayli zor bir iş. Yalnız nefis terbiyesi gerekmiyor tahammüllü olmak için; aynı zamanda ters giden işleri lehe çevirecek kıvraklıkta bir zekâ ile şans da gerekiyor. Ak Parti, lider kadrosunun gerektiğinde nefsini geriye çekebilmesi, zekâsı ve şansı sayesinde birçok bâdireyi aşabildi bugüne kadar. Hayat sürekli bir sınavdır; birkaç bâdire atlatmak yenilerinin hevesini kırmıyor. Ak Parti, iddialı olduğu bir konuda, bugün yeni bir sınavdan daha geçiyor. Liderin hem tahammüllü olması, hem de gözü ileriye dikmeye yarayacak radikallikte bir karar vermesi şart. Yani, hem tahammül, hem sefer... Bakalım bu defa ne olacak?
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |