T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 2 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv
Gökhan ÖZCAN

At, avrat, silah, cep telefonu...

İlk üçünü zaten biliyorsunuz, ben size bugün bu listeye çok uzun olmayan bir zaman önce eklenen ve kısa zamanda diğerlerini sollayan dördüncü unsurdan bahsedeceğim. Yani cep telefonundan... Bilenler bilir, benim zaman zaman bu cep telefonu rahatsızlığım nükseder ve oturur bu konuda epeyce saldırgan yazılar yazarım. Eskiden çok daha sık ve çok daha rahat yazıyordum. Şimdi biraz zor oluyor, çünkü son birkaç senedir benim de cep telefonum var. İnanın şu son cümleyi kurmak, benim için en az "başımda bit var" cümlesini kurmak kadar zor. Çünkü hayatımda cep telefonu kadar illet olduğum sadece birkaç şey daha var, onları da suç kapsamına gireceklerinden dolayı burada açık açık yazmamayı tercih ediyorum. Buna karşılık cep telefonlarına karşı duyduğum nefreti ifade etmek için sabırsızlanıyorum; cep telefonumun olması beni asla durduramaz. Üstelik cep telefonunu iş icabı bulundurduğum gibi bahanelerin ardına da sığınmayacağım. Ne söylüyorsam benim için de geçerlidir.

Peki ne söylüyorum? Şimdilik üç şey:

1.Cep telefonları toplumları fena halde gevezeleştirmektedir. Konuşacak hiçbir şeyi olmayan insanlar bile, sadece cep telefonlarını ceplerinden çıkarıp kullanabilmek için sağa sola telefon ediyorlar. Hazırda konuşacak bir şeyleri de olmadığından mütemadiyen saçmalıyorlar. Mesela bir sürü kontör kaybetmeyi göze alarak "Hayatım ben geldim, kapıyı aç!" gibi aptalca bir konuşma neden yapılır? Kapı zili cep telefonundan en az bir asır önce icat edilmedi mi? Peki neden zıpçıktı cep telefonlarımızla kadim dostlarımız olan kapı zillerinin hissiyatını rencide ediyoruz?

2.Cep telefonu sahibi olan herkes lanete uğruyor ve kısa bir zaman içinde cep telefonunu kurcalamadan duramaz hale geliyor. Hem de insan içinde... Otobüslerde, metroda, kahvehanelerde, ev gezmelerinde, okullarda, dersanelerde, caddelerde, sokaklarda, yani her yerde, cep telefonunu kurcalayan milyonlarca insanla karşılaşıyorsunuz. Tabii bunun böyle olduğunu farketmek için, sizin de hayatınızı cep telefonunuzu kurcalayarak geçirmemeniz gerekiyor. Ne tuhaf bir şey değil mi? Ama kimse tuhaf bulmuyor, kimse garipsemiyor. Etrafınızdaki milyonlarca insanın mütemadiyen kibrit kutularını, cüzdanlarını, anahtarlıklarını filan kurcaladıklarını düşünebiliyor musunuz? Emin olun ki garip karşılardınız! Ama cep telefonlarını kurcalayanları garip bulmuyorsunuz!.. Neden?

3.Cep telefonları yüzünden hayatımızın doğal muhabbetlerinden hiç birini adam gibi sürdüremiyoruz, hiçbir lafın sonunu getiremiyoruz. Mutlaka içimizden birinin cep telefonu çalıyor ve muhabbet ortasından iki eşit parçaya bölünüyor. Konuşma bittiğinde çoğu zaman muhabbete kaldığımız yerden devam da edemiyoruz. Hadi ettik diyelim, az sonra bir başka cep telefonu araya giriyor. Muhabbet filan kalmıyor, tabiri caizse laf yamalı bohçaya dönüyor. Hepimiz sinirleniyoruz, keyfimiz kaçıyor. Peki aramızdaki muhabbete musallat olan bu cep telefonlarına neden seslerini kesmelerini söyleyemiyoruz? Cep telefonu taşımak, taşıyorsak açık tutmak gibi bir yasal zorunluluk mu var? Hayır yok, sadece hepimiz cep telefonlarımızı pranga edindik de haberimiz olmadı! Hepimiz bu işin keşiyiz artık!

Çeşitli hız ve tiplerde otomobiller üretildikten sonra atların nezdimizde pek itibarı kalmadı. Avrat meselesine çeşitli nedenlerle hiç girmeyelim. Silah da daha ziyade namertlerin oyuncağı oldu. Şimdi bizi çığrımızdan çıkarmak için sadece elimizdeki cep telefonunu alıp kaçmak kâfi geliyor!

Ceddimize karşı çok ayıp oluyor vesselam!..


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Dizi | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi