|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 2 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Atatürk Stadı'nda son yıllarda alışık olmadığımız bir gece yaşadık. Önce A 2 Milli takımı, ardından A Milliler sahne aldı. İlk maçta Ceyhun'un muhteşem golü ve başarılı futbolu, Trabzonspor'un genç kalecisi Tolga'nın takımında yükselen grafiğini milli formaya taşıması ve Çek Cumhuriyeti'nin ülkemizdeki temsilcileri Tomas Jun, Heinz ve Zelenka'nın vasata varmayan futbolu dikkatten kaçmayan noktalardı. Semih'in A 2 takımında da yedek kalmasına ise en fazla sevinen onu Fenerbahçe'de oynatmadığı için eleştirilen Daum olmuştur, herhalde. Şimdi gelelim ikinci maça... Terim, 2008 yolundaki ilk hazırlık maçında yeni oyunculara yer vererek, yeni bir yapılanma içinde olacağını gösterdi. Ancak ilk yarıda izlediğimiz kadro umut verici değildi. Savunmanın göbeğindeki Gökhan Zan ve Tolga, hızlı Çek oyuncular Baros, Stajner, Poborski karşısında ağır kaldı. Penaltının oluşumu bu gerçeğin belgesiydi. İki kanatta görev yapan Uğur Boral ve Mehmet Topuz acemi, heyecanlı ve ürkekti. Özellikle Uğur savunma görevini yapamadığı gibi forvete de destek veremedi. Terim, orta alanı kurarken ciddi bir hata içine düşmüştü. Bu bölgede oyun kurucu görevini Necati Ateş'e vermek, oyun kurucusuz oynamak anlamına geliyordu. Üstelik kenarda Yıldıray varken... Terim'in Yıldıray takıntısının ne olduğunu çözmek kolay değil ama hele Emre Belözoğlu'nun olmadığı bir dönemde Yıldıray'sız kadro kurmak, un olmadan ekmek yapmak anlamına geliyor. Nitekim milliler ilk yarıda orta alanda organize olamazken, sağ kanattan Hasan Şaş'ın birkaç bindirmesi dışında kanat organizasyonu da yapamadı. Durum böyle olunca Ersen Martin ve Gökhan Ünal, hedef santrfor değil, "hedef adam" oldu. Terim'in forvette mutlaka bir çabuk ve etkili bir golcü kullanması şart. Sanıyorum oyun kurucu Yıldıray ve golcü Ümit değişikliklerinin ardından 2. yarıda takımın oyununun ve doğal olarak skorunun nasıl değiştiğini görmüştür. Yeni oyuncular umut verici değildi. Terim ikinci yarıda hatadan dönüp, oyuna müdahale etti ve milliler kaybetmedi. Son sözlerimiz Atatürk Stadı ve seyirciler için. Stat tıka basa doluydu, İzmirliler'e bravo. Ancak basın tribününe seyirci alındığına ilk kez tanık oldum. Sorumlusu kim mi? Önce İzmir Emniyet Müdürlüğü, sonra stat görevlileri. Neyse şimdi suçlu aramakla vakit geçirmeyelim ve bir soru soralım. O tribündeki taraftardan biri Çek meslektaşımıza bir yumruk atsa ne olurdu? Aman canım düşünmeyin, başlardık yine İsviçre'ye gidip gelmeye, sonra da "bunlar bize haksızlık yapıyor" demeye..
|
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Kültür |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |