|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 2 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Ben polemik sevmem, beceremem de! Yararlı, doğruları açığa çıkaran tartışmaları önemserim. Okurum, yararlanırım. Ama başkalarına sataşarak ya da bana sataşanlara cevap yetiştirerek gündemde kalmayı aklıma bile getirmem. Bu tür atışmaları okumam bile. Zamanımı ve enerjimi bu gibi "hayırsız" şeyler için harcamam. Olmadık şeylerle kamuoyunun, okuyucunun gündemini işgal etmeyi, danışıklı atışmalarla prim yapmayı içime sindiremem. Eleştiriyi önemserim, değer veririm, saygı ile karşılarım. Eleştirenlerin kimliğine, statüsüne bakmam. İyi niyetle, sorumluluk duygusuyla yapılıp yapılmadığına dikkat ederim. Varsa hatamı düzeltirim, tartışırım, ikna edilmeyi beklerim. İkna olursam, yanılmışsam doğrusunu kabul etmeyi bir erdem olarak görürüm. Ama iş çirkeflik boyutuna taşındığında başka bir hal alır. Eleştiri sınırlarını aştığında, iftiralara vardığında çirkinleşir. Böyle insanlara, yazdıklarına hiç değer vermem hatta küçümserim. Ancak bir kişi, günlerce aynı şeyi tekrarlıyorsa, arka arkaya yazılar yazıp hakaretler ediyorsa, istemeseniz de bu kişiyi gündeminize almak zorunda kalırsınız. Bütün ilkelerinizi bir tarafa bırakmak, bir şeyler yazmak ve değerli zamanınızı böyle hayırsız işlere harcamak zorunda kalabiliyorsunuz. İşte Hadi Uluengin günlerdir bunu yapıyor, beni yazıyor. Daha doğrusu bana saldırıyor. Sadece bana mı? Benzer kaygıları paylaştığımızdan olsa gerek Nuray Mert'e verip veriştiriyor. Yaşadığımız coğrafyadaki kaosun, işgalin, talanın, bütün insanlık suçlarının karşısında duran, bölgeye yönelen Amerikan saldırganlığına karşı çıkan herkese düşman o! Daha önce de bunu yaptı. Cevap vermedim. Böyle bir tartışmanın içine sürüklenmek istemedim. Kendimce önceliklerim vardı, onlara yoğunlaştım. Ama bu sefer farklı. Özellikle 25 Şubat tarihli "Kiralık kalem" başlıklı yazısı ile sınırları epey aşmış durumda. Bir insanı eleştirebilirsiniz. Bir yazı yazarsınız ve söyleyeceklerinizi söylersiniz. Ama Hürriyet gazetesinde hasbelkader köşe kapmış biri, son dört yazısını size ayırmış ise, (belki görmediğim başka yazıları da vardır) ya kişisel sorunu vardır ya da bir şekilde kendine bir vazife edinmiştir. Başkalarının artıklarıyla, kırıntılarıyla yazan biri Hadi Uluengin, kendi sözü yok. Yazılarında ne bir bilgi ne de zihinsel bir ürün görebilirsiniz. Süslü cümlelerin altı bomboştur. Aylarca okusanız geride hatırlayacağınız bir cümle bile kalmayacaktır. Aynı yerde patinaj yapıp durduğunu görürsünüz. Bütün sermayesi başkalarına sataşmak, başkalarının yazılarına laf yetiştirmektir. Bu yüzden kendisini okuma ihtiyacı içinde olmadım hiç. Ama o beni çok iyi izliyor olmalı. Yazılarım onu o kadar rahatsız etmiş ki, hazımsızlığını cümlelerine yansıtırken kontrolünü kaybetmiş. Doğrusu bundan gurur duydum. İslam, şeriat, terör gibi, Pentagon'un dünyaya yaydığı dezenformasyondan bir paragraf ezberlemiş, kendini bu moda söyleme kaptırmış, hepsi bu. Maocu iken modaya uyup neo-liberal olmuş, Amerikan emperyalizmini övüp Japon emperyalizmine savaş açmış biri. Ona göre Japon emperyalizmi o kadar iğrenç ki, ABD'nin Hiroşima ve Nagazaki'ye attığı ve yüz binlerce insanı öldürdüğü insanlık tarihinin en büyük cinayetlerinden birini öve öve bitiremiyor. "Çekirdek bombanın kullanımı hem askerlik hem de insanlık tarihi bakımından haklı hatta zorunlu" imiş! En az 200 bin insanın ölümüne sevinen bir zihniyet! Ne deyebilirim... Aynı kişi, Amerikan emperyalizmine karşı olanlara; işgalleri, kitlesel katliamları, sistematik işkenceleri, talanı reddedenlerden nefret ediyor. Ona göre ben ruh hastasıyım, provokatörüm, komplo teorisyeniyim. Neden? Yeni sömürge politikalarını reddettiğim için, ABD'nin emperyal söylemine karşı durduğum için. Irak'ın işgal edileceğini yazdığım zaman, ülkenin bölüneceğini yazdığım zaman, işkenceleri yazdığım zaman, işkence uçaklarını yazdığım zaman, gizli cezaevlerini yazdığım zaman, kimyasal saldırıları yazdığım zaman da öyleydim. Bunların hepsi komploydu... Aslında böyle şeyler hiç olmadı! Amerikan saldırganlığını kutsayan o kadar yazar var ki, Hadi Uluengin biraz geç kaldı. Ayrıca, bu söylem artık kazandırmıyor!
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |