|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 2 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Arap ülkelerinin başı açık kraliçeleri Türkiye'yi ziyaret ettiğinde, aşka gelen medyanın bu çağdaş first lady'leri sevgi yüklü bir ilgiyle karşılayarak, bir yandan da birilerine ders verme refleksine alışığız. Hem "ilkellik medeniyeti!"nin kraliçesi olup, hem de böylesi bir çağdaşlığa sahip olma becerisi karşısında göz yaşartıcı bir sevgi ve coşkun bir muhabbetle kaleme alınmış haberlerin ardından gelen "ama işte bizimkiler" tarzı yorumlar, amacın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu bilindiği için, kimse için artık şaşırtıcı değil. Değil de... Ürdün Kraliçesi Raina'nın bir günde giydiği dört kıyafetini, aksesuarlarından renk uyumuna dek, ballandıra ballandıra anlatarak, nasıl öveceğini bilemeyen müthiş derinlikli gazete haberi, bu tempo tutmanın, bu tezahüratın, bu coşkunun ele verdiği anlamı bir kez daha sorgulamaya itti doğrusu. Anafikir belli tabi, aynı gün çekilmiş dört resimde, dört farklı kıyafet taşıyan Kraliçe Raina, "şu çağdaşlığa bakar mısınız" denilmek suretiyle alkış üstüne alkış alıyor ve daha da ileri gidilerek manzara karşısında hepimizin zincirinden boşanmış bir coşku duymamız bekleniyor. Ama işte fotoğraflar ve sunuluş biçimi kalpte taşan bir coşku haline değil, üzgünlüğe gelip değiyor. Araplar hakkındaki o kemikleşmiş düşmanlığa dayalı önyargıyı bile, kendi ideolojilerinin sağlamasını yapmakta kullanarak birilerine, yerinmeyle karışık "ibret alın" mesajları gönderenlerin tarzı, Türkiye'de çağdaşlık ölçüsünün kılık kıyafetle tartıldığını bir kez daha hatırlatıyor çünkü herkese. Bu ülkede Başbakan'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına, en çok da eşinin başörtüsü yüzünden karşı çıkıldığını inkar edecek değiliz, herhalde. Kadın çünkü, yıllardır süregeldiği üzere, devletin yüksek rakımlarında ancak imaj temsiliyetiyle yeralabilir, first lady'ler de dahil olmak üzere en fazla dekoratif bir unsur olarak değerlendirilir, yakaya takılan bir mendil niyetine. Bildiğiniz gibi kadın, cinsiyet zıtlıkları üzerinden konumlandırıldığı ölçüde özgürdür Türkiye'de. Bütün bir hayatını Batı karşısında görücüye çıkmak üzerine bina eden ve bu uğurda "insan haklarına riayet" uyarılarına dahi, ağzından köpükler saçarak mukabelede bulunanların içinde yeraldığı bir fotoğrafı gösteriyor aslında, Raina'nın boy boy fotoğrafları. Türkiye'nin çağdaşlık algısının resmi. Şıklıkta birinci, modern ve başı açık bir first lady olmak, bütün başarılı ya da başarısız politikaların, elini güçlendirerek dünya meselelerinde söz hakkı kazanmanın ya da kazanamamanın, memleketi düze çıkarmak için geliştirilmiş ya da batırmaya yarayacak yöntemlerin hepsinin birden önüne geçebilir bu resme bakıldığında. "Estetik İncinme" olarak tanımlıyor bunu Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, yeni kitabı Şov ve Mahrem'de. Medyanın "Biz ve Onlar" ayrımına tabi tuttuğu kadınlardan yola çıkarak fotoğraflar üzerinden bir zihniyet betimlemesi yapan Barbarosoğlu: "Biz ve Onlar ayrımında first lady'lerin Arap-İslam aleminin "bile" gerisinde kalan bir giyim içinde olmaları, ülke çıkarları için ters bir durum olarak değerlendirilmeye kadar gidebiliyor." diyor tahlilinde. Bir giydiğini bir daha giymeyen, zarif kraliçe karşısında, rüküş, hiçbir moda standardını yakalayamamış, dolayısıyla yanlış imaj yayıcısı bizimkiler. Onlar başını açıp günde dört kıyafet değiştirmediği için, öfkeli dillerin linç arenasındaki baş hedefleri. Kendilerine bahşedilen Cumhuriyet çağdaşlığına direndikleri için, hayatın her alanından sürgün edilmesi gereken kabahatliler. Bu aşağılama bitecek gibi görünmüyor. Ve bu ufuksuz çağdaşlık manzarası da, doğrusu insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |