|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 9 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Hafızam beni yanıltmıyorsa, "Nereye dayanırsa dayansın, Şemdinli olayında sonuna kadar gidilmelidir" diyen siyasetçilerin başında CHP lideri Deniz Baykal geliyordu. Hatta, bu konuda hükümeti köşeye sıkıştıran demeçler verdiğini de hatırlıyorum. İş hükümetlik değildi, daha çok "yargı"yı ilgilendiriyordu ama, maksat muhalefet olsun... Bunu da normal karşılıyoruz. Bugüne kadar sadra şifa herhangi bir açıklama yapmamış, devletin söyledikleri dışında yeni hiçbir şey üretmemiş, statükoyu arkalamak ve darbe ürünü kurumları sahiplenmek dışında herhangi bir icraatı olmamış bir siyasi partiden sözediyoruz. Doğaldır... Baykal, "maksat muhalefet olsun" açıklamalarından birini de önceki gün yaptı: Şemdinli olayları hakkında hazırlanan iddianamede Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın isminin yer almasını "Orduya karşı darbe girişimi" olarak niteledi. Bir sorumlu muhalefet liderinden beklenen, daha sorumlu davranması, istim üstündeki iki kurumu (TSK'yla yargıyı, yahut TSK'yla parlamentoyu) karşı karşıya getirecek açıklamalar yapmamasıdır. Baykal buna riayet etmedi. Tutup bir de konuyu parti grubuna taşıdı ve sorumsuzluğun da ötesine geçen "tuhaf" açıklamalarla işleri daha da içinden çıkılmaz hale getirdi. Mesela, darbe imasında bulundu. İktidarın üniversiteyle, yargıyla, TSK'yla kavga ettiğini söyledi. Sonra da hükümeti, "Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden siyaset yapmakla" suçladı. Bunlar, objektif gözle bakıldığında, "haklı" ve "yerinde" uyarılar gibi görünüyor. Hiç kimse, hele iktidar, TSK üzerinden siyaset yapmamalıdır. Hiç kimse, hele muhalefet, halkın vermediği iktidarı başka kurumlardan beklememelidir. Fakat elimizde, "iktidar bazı kurumlarla kavgalı" tezini güçlendirecek herhangi bir veri bulunmuyor. Bilakis, iktidarla kavga halinde olan kurumlar var. Hükümetin tasarruflarına karşı hangi odakların teyakkuza geçtiğini, "irade-i milliyenin tecellisi tehlikesine" (!) karşı hangi kamu görevlilerinin "Ordu göreve" diye pankart açtıklarını Türkiye'de yaşayan bir insan olarak Baykal da pekâla hatırlayacaktır. Baykal, "Ordu, 28 Şubat sürecinde sivil kamuoyunun oluşmasına katkı sağlamış önemli bir baskı grubudur" diyerek, açıkca darbeyi savunan muhalefet liderinin kim olduğunu da hatırlayacaktır. Baykal, halkın vermediği iktidarı TSK'dan beklemeyi alışkanlık haline getirmiş siyasi partinin hangisi olduğunu zaten biliyor, bunu hatırlaması gerekmez. Baykal'ın da bize bir hatırlatması var: Konuyla (Şemdinli ve iddianame konusuyla) irtibatını bilmiyoruz ama, Cumhurbaşkanlığı konusunun henüz çözüme kavuşmadığını hatırlatan Baykal, hükümetin gerekli duyarlılığı göstermemesi durumunda, "tarihte pek çok örneğini gördüğümüz olumsuz sürecin Türkiye'de işlemeye başlayacağını" söylüyor. Ne mi demek istiyor? Ne olacak? "Cumhurbaşkanı'nı bu Meclis seçerse, ordu darbe yapar" demeye getiriyor. Biz de diyoruz ki, sandıkta sorunlar yaşayan CHP bu tür "oldu-bitti"lere bel bağlamasın. Hiçbir şeraitte tek başına iktidar olamayacaktır. Bugüne kadar bağımsız hiçbir seçimi kazanamamıştır, böyle devam ettiği sürece bundan sonra da kazanamayacaktır.
|
![]()
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |