T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 9 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fehmi KORU

Hesap yanlışsa döner de...

Başka pek çok örnek bulunabilir, ama biri hepimizin belleğinde kazılı: Tayyip Erdoğan'ın siyasî yükselişi de bir iddianameyle durdurulmak istenmişti. Siirt'te okuduğu dört mısra, 'halkı tahrik' suçuna sokulmuş ve ülkemizin en ünlü hukuk otoritelerinin dosyalar dolusu aksine mütalâalarına rağmen kendisine ceza verilebilmişti.

Tayyip Erdoğan bugün başbakan. Mahkumiyeti yüzünden kendisine getirilen siyaset yasağı, ancak partisi Meclis'e güçlü bir biçimde girebildiği için çıkarılan yasayla kaldırılabildi. Ülke halkının başbakan yapmak istediği siyasetçinin önünün 'hukuk' yoluyla kesilmek istenmesine karşı çıkanlar oldu elbette; ancak Deniz Baykal'ın itiraz ettiğini ve yapılmak istenenin 'demokrasiye karşı darbe' olduğunu kayıtlara geçirdiğini hatırlamıyoruz.

Oysa, CHP lideri, Van Cumhuriyet Savcısı'nın Şemdinli olaylarıyla ilgili iddianamesinde Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın adını geçirmesini, 'orduya karşı darbe' olarak gördüğünü açıkladı. Org. Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanı olmasının önüne geçilmek istendiği iddiasının arkasına sığınarak...

Dünyanın bazı yörelerinde askerlerin siyasî hayatı kesintiye uğratmak için güç kullandıkları biliniyor. Eskiden daha sık olurdu böyle olaylar, şimdilerde daha çok Afrika'da görülüyor. Bir ara, İtalya ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde Gladiocu askerler yönetime müdahale etmeyi ciddi ciddi tartışmışlardı; Yunanistan'da, askerî cunta yönetimi, kolları Kıbrıs'a uzandığında Türkiye'nin müdahalesi üzerine sona erebildi. Türkiye'de ise, 'buçuk' kategorisine giren sonuncusu 1997'de olmak üzere, 3,5 askerî müdahale yaşandı.

Ülkemizde 'orduya darbe' denilecek bir kalkışma hiç görülmedi. Bazı Avrupa ülkelerinde parlamento basan, ya da "Daha ne duruyoruz, rejime el koyalım" çağrısında bulunan komutanlar, siyasetçiden önce yargının sert mukabelesiyle karşılaştı, karşılaşıyor... Hiçbir Avrupa ülkesinde, "Ordu göreve" yazılı pankart açan üniversite yöneticileri çıkacağını sanmıyoruz. Avrupa ülkelerinden savcı ithal edip medyanın son birkaç aylık yayınlarını 'AB hukuku' açısından inceletsek, demokratik sistemi tağyir ve ilga anlamı taşıyan yazı ve yorumların ne kadar garip karşılandığını hep birlikte görürdük. Türkiye'de bugün temel hak ve özgürlüklerini en geniş biçimde kullanmaya kalkanlar hakkında dâvâ açılabiliyor...

Her açılan dâvâ için bir veya birkaç savcı iddianame kaleme alıyor; "Suçlu değilse ispat etsin" mantığıyla, ispat hakkı dâvâlıya yüklenerek hem de... Tayyip Erdoğan'ın siyasî yükselişini hukuk yoluyla önlemeye çalışanlar, okuduğu dört mısrayla halkın tahrik edildiği iddiasını ileri sürmüşlerdi; o konuşma sırasında veya sonrasında, miting alanını dolduranlardan tek bir kişinin okunan şiirden tahrike kapılıp yanlış bir eylem yaptığı görülmediği halde...

Şemdinli olayları hakkında savcının kaleme aldığı iddianamenin medyada niçin bu kadar gürültü kopardığı üzerinde biran olsun düşünelim: İddianamede 'sanık' olarak adları geçen kişiler arasında Org. Yaşar Büyükanıt bulunmuyor; onun adı sanıkların eylemleri anlatılırken geçiyor, o kadar... Oysa, Tayyip Erdoğan DGM'de sanık olarak yargılanmıştı. Org. Büyükanıt, her şey beklendiği gibi gelişirse, birkaç ay sonra Genelkurmay Başkanı olacak; Tayyip Erdoğan'ın ilk seçimde başbakan olacağı yargılandığı sırada belliydi. Tayyip Erdoğan'ın başına gelen için "Ne yapalım hukuk bu" diyenler, Şemdinli olayı savcısının cemaziyelevvelini araştırıp iddianamenin altında çapanoğlu arıyorlar... Tayyip Erdoğan'la uğraşılırken müdahale ettiğini hatırlamadığımız Adalet Bakanlığı Van'a bir müfettişler heyeti gönderdi bile.

Kavanoz dipli dünya gerçekten... Askerden fazla askerci bu yaklaşıma askerler bile gülüyordur. Unutmayalım: Bir kuvvet komutanını yargılayıp rütbesini elinden almış bir ordumuz var bizim...

Yanlış hesap bir yerlerden mutlaka dönüyor; bu defa da yanlışlık varsa yine dönecektir...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi