|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 9 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Tekstil zirvesi yapıldı. Gerçi tekstil sektörünü kimin temsil edeceği konusunda bir kriz yaşanmışsa da, zirveye katılanlar hükümete kimi makul, kimi uygulanma imkânı olmayan taleplerini ilettiler. Hükümet gecikmedi, kendince ilk adımı attı ve tekstilde KDV oranını yüzde 18'den yüzde 8'e çekti. Şu sıralar herkes, bu adımı tartışıyor. KDV'nin tekstilde % 8'e çekilmesine tekstil sektöründen bile çeşitli tepkiler geliyor. Kimi bu adımı müspet bulurken, başta ihracata yönelik üretim yapanlar olmak üzere kimileri de anlamsız buluyor. Bu ikinci gruptan medyaya yansıyan bir yorum, tekstil zirvesinin sonuçlarını kendince değerlendiriyor: "Dağ fare doğurdu." İhracat yapan tekstilcinin atılan bu adımdan pek hoşlanmamış olması tabii. Nihayetinde ihracatta bir KDV iadesi söz konusu ve ihracatçılar için KDV oranının düşmesi, bu iadenin de eskisi kadar cazip olmayacağı anlamına geliyor. Söz konusu KDV iadesini hoyratça kullananlar bir tarafa normal üretimini yasal olarak ihraç edenler, tekstil zirvesinden çıkan tek sonucun bu olmasına itirazları olabilir. Tekstil zirvesinde gündeme gelen istihdam vergilerinin ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve kur politikalarında revizyon gibi diğer tavsiyeler, ihracatçı için daha önemli. Zira özellikle hazır giyim emek yoğun bir sektör. İstihdamın işveren üzerindeki yükü Türkiye'de hakikaten çok fazla. Bu alanda yapılacak bir iyileştirme, reel kesimin tümüne fayda sağlayacak, kayıtdışının oluşmasındaki başlıca amillerden birini daha geçersiz kılacaktır. Benzer bir durum enerji maliyetleri için söz konusu. Ne yazık ki, enerji altyapısının daha ucuz bir enerji arzı oluşturması kısa vadede mümkün gözükmüyor. Kur meselesi ise daha da çetrefilli. KDV oranının düşürülmesi öncelikle bütçe gelirlerini menfi yönde etkileyen bir husus. Ancak Maliye Bakanı da bu işe razı olduğuna göre bu konuda fazla bir mesele yok. Zaten bütçe dinamikleri iyileştikçe, özellikle dolaylı vergilerin düşürülmesi gerekiyor. Çünkü dolaylı vergiler, fiyat mekanizmasını bozuyor. Öte yandan daha düşük bir KDV oranı kayıtiçinde çalışanı mükâfatlandıracak, kayıtdışında çalışıp da kayıtiçine rekabet sebebiyle geçemeyenleri de kayıtiçine geçme sürecinde teşvik edecektir. Bu süreç, daha sıkı vergi denetimleri ve yaptırım gücü yüksek cezalarla desteklenirse, orta ve uzun vadede oldukça müspet sonuçlar doğuracaktır. İstikrar programı, baştan beri kamu kesimi ve mali sektörü hedefleyen politikalar güttü. Program, istikrarı temin etmekle birlikte istikrarının sürdürülebilirliği konusunda kanaatimizce yetersiz kaldı. Gecikmiş de olsa reel kesimin istikrar sürecine uyumunu hızlandıracak adımlar, bu yetersizliği bertaraf etmeyi hedeflemektedir. Umarız bundan sonra da bu yönde adımlar atılır. Son olarak, reel kesim politikalarının kolaylıkla bir popülizm mecrasına dönüşme tehlikesinin bulunduğunu da ifade etmemiz gerek. Zaten bazı yorumcular da bu adımları popülizm olarak niteliyor. Burada istikrardan taviz vermeden ve vizyonu kaybetmeden ilerleyebilmek önemli. Dinmeyen işsizlik ve reel kesimin artan baskıları, bu yolda ufku net olarak görmeyi engelleyebilir. Orta yoldan şaşmamak gerek.
|
![]()
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |