|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| S O N D A K İ K A | 16 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Baykal: Unakıtan, görülmeyen güç merkezi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 'Bu kabine, Erdoğan değil Unakıtan kabinesi. Görülmeyen güç merkezi Unakıtan'dır. Başbakan'ın, Unakıtan'ı oradan almaya gücü yetmiyor" dedi.
Salı günü yapılan gensoru görüşmelerine ilişkin soru üzerine Baykal, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın, görüşmelerdeki konuşmasının, "nasıl bir acz, çaresizlik ve perişanlık içinde bulunduğunu" gösterdiğini savundu. Ortada somut iddia, soru ve belgelerin bulunduğunu, ancak Unakıtan'ın, bunlara tatmin edici bir cevap veremediğini belirten Baykal, "Maliye Bakanı, kimseyi suçlama mevkiinde değildir, hesap verme mevkiindedir. Kendi hesabını verememiş bir Maliye Bakanı'nın, kimseye suçlama yöneltme hakkı yoktur" diye konuştu. Verdikleri 3 gensorunun, konunun Maliye Bakanı'nı aştığını ortaya koyduğunu ifade eden Baykal, şöyle konuştu: "Konu, Başbakan konusu... Başbakan'ın, Maliye Bakanı ile ilgili girişim yapma olanağının var olup olmadığı, tartışılması gereken bir konu haline geldi. Kabinenin, çok sağlam bir unsuru olduğu; Başbakan'ın Maliye Bakanı ile ilgili tasarruf yapamayacağı ortaya çıkmıştır. Bu noktada tasarruf yapılmazsa, ne zaman yapılacaktır; yapılamıyorsa niye yapılamıyor? Bu kabine, Tayyip Erdoğan kabinesi değil, Kemal Unakıtan kabinesi. Görülmeyen güç merkezi, Unakıtan'dır. Çünkü bütün işlerin mihrakında o var. Özelleştirme ona verilmiştir, hükümetin önem verdiği projeler onun sorumluluğu altında şekillenmektedir. Bunlar, rastlantı değil. Orada tutulmaya devam ediyor. Öyle anlaşılıyor ki onu oradan almaya Başbakan'ın da gücü yetmiyor. Maliye Bakanı'nın ahlakı, icraatları ve değerleriyle, Başbakan'ın ahlakı, icraatı ve değerleri arasında bir çatışma olduğunu düşünmek mümkün değildir. Maliye Bakanı, artık Başbakan'ı ve kabineyi tanımlamaya yönelmiştir." Baykal, "Maliye Bakanı yerinde durduğu sürece, 4. ve 5. gensorunun da olabileceğini" ifade ederek, "Parlamento çoğunluğu, somut iddialara değil de parti liderinin talimatına uygun olarak parmak kaldırma durumundaysa tekrar tekrar gensoru vermek kaçınılmaz olur" diye konuştu. "MECLİS'İN SIRTINDAN İFADE TOPLAMA..." Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın, Meclis Şemdinli Komisyonu'ndan, Hakkari Belediye Başkanı'nın konuşmasına ilişkin tutanakları istediğinin ifade edilmesi üzerine Baykal, birilerinin, "Meclis ve komisyonun adını kullanarak, belli kişilerin kendilerine özgü düşüncelerine resmi geçerlilik kazandırmaya çalıştıklarını" söyledi. Baykal, Meclis'in buna alet olmaması gerektiğini vurguladı. Baykal, istenen belgeler karşısında takınılması gereken tavrın tutarlı olması gerektiğini belirterek, Komisyon Başkanı'nın, Van Savcısı'na istediği belgeyi kimseye bilgi vermeden gönderdiğini, Ankara Savcısı istediğinde, diğer üyeleri bilgilendirdiğini söyledi. Savcıların, doğrudan ifade alma imkanına sahip olduğuna işaret eden Baykal, "Meclis'in sırtından ifade toplama yerine, doğrudan ilgili kişiden ifade alınabileceğini" belirtti. "TELEVİZYONDA ÇOK TARTIŞILAN PROGRAMLAR" Deniz Baykal, Meclis'in, bundan sonra etkili çalışma yapma olanağının giderek azaldığını ifade etti. Bir gazetecinin, "Birileri Hakkari Belediye Başkanı'nın, burada konuşmasını mı istedi?" sorusuna Baykal, "Meclis, kamuoyunu sarsacak iddialar sergilemenin bir platformu haline dönüşüyor kaygısı kamuoyunda var. Televizyonlarda çok tartışılan programlarda, en sivri değerlendirmeleri ortaya koyup, çarpıcı etkiler yaratmak isteyenlerin sergilediği yaklaşımı Meclis'te sergilemelerine; Meclis'in, Biri Bizi Gözetliyor evi haline dönüşmemesine özen gösterme ihtiyacı var" karşılığını verdi. "VATANDAŞLIKTAN ATTIĞINIZDA İHANET KALKMIYOR" Askerlik yapmayanların vatandaşlıktan çıkarılmamasını öngören taslak çalışması hakkındaki değerlendirmesinin sorulması üzerine Baykal, vatandaşlıktan çıkarılmanın, hiçbir şart altında düşünülmemesi gerektiğini kaydetti. Vatandaşlığın temel bir hak olduğuna dikkati çeken Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hiçbir merciinin, bir insanı, bu temel hakkından yoksun bırakamaması gerekir. Vatana ihanetin dahi, vatandaşlıktan çıkarma sonucunu otomatik olarak doğurması, bence uygun değildir. Vatana ihanet elbette suçtur, en etkili şekilde yaptırıma kavuşturulmalıdır. Ama vatandaşlıktan attığınızda, o ihanet de ortadan kalkmıyor. Bu noktada yeni bir yaklaşım gerekli. Vergi vermeyeni vatandaşlıktan atıyor muyuz? Vatandaşlıktan atmayı, o kadar kolay düşünmeyelim. İdamı kaldırdık. En kabul edilemez suçları işlediğinde bile, bir insanın insan olarak yaşama hakkına müdahale etmemeyi kabul etmişiz. Bir vatandaş, yanlış iş yaptı diye, vatandaşlıktan atmak doğru değil." "EDİRNE'Yİ, PERİŞAN BİR MANZARAYA TESLİM ETMİŞ DURUMDAYIZ" CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin batıya açılan vitrini, Avrupa'ya dönük yüzü Edirne'nin, perişan bir manzaraya teslim edildiğini belirterek, "Bu, cetlerimize, insan haklarına saygısızlıktır; ekonomik akılsızlıktır" dedi. Baykal, sel felaketine maruz kalan Edirne'de yaptıkları incelemelere ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Edirne'de her yıl bu tablonun yaşandığını ifade eden Baykal, Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin baharda taştığını, ekili arazilerin kullanılamaz hale geldiğini söyledi. Baykal, büyük ıstırap veren bu acı tablonun, her yıl ağırlaşarak tekrar ettiğini belirterek, bunun doğal afet olmadığını; ne zaman ve ne şekilde ortaya çıkacağının herkes tarafından bilindiğini kaydetti. Zararın 100 trilyon liradan aşağı olmayacağını, 300 bin dönümün üzerindeki ekili arazinin sel baskınına uğradığını ifade eden Baykal, Türkiye'nin hak etmediği bir manzarayla karşılaştığını vurguladı. Bulgaristan ve Yunanistan'ın su artığının, Trakya Ovası ve köyleri işgal ettiğini; bunun, acı bir manzara olduğunu dile getiren Baykal, "Büyük eserler ortaya koymuş, Edirne'yi kültür ve anıtlar kenti olarak geliştirmiş bir millet... Türkiye'nin batıya açılan vitrini, Avrupa'ya dönük yüzü Edirne'yi, böyle bir perişan manzaraya teslim etmiş durumdayız. Bu, cetlerimize, insan haklarına saygısızlıktır ve ekonomik akılsızlıktır" diye konuştu. Baykal, Meriç'in nehir yatağının temizlenmesini önererek, Tunca ve Arda'nın kontrol edilmesi halinde, su baskınlarının da kontrol altına alınabileceğini söyledi. "FIRAT VE DİCLE'YE GEM VURMAYI BAŞARMIŞ" Binbir sıkıntıyla evlerini kuran insanların, ev eşyalarının su altında olduğunu ifade eden Baykal, bölgenin afet bölgesi ilan edilmesini istedi. İktidarı, olaya sahip çıkmaya çağıran Baykal, "geçmiş olsun demenin güzel olduğunu" ancak, bunun dışında bir şeyler yapılması gerektiğini belirtti. Baykal, "10 gün sonra unutulacak, gelecek Mart'ta tekrar gündeme gelecek" dedi. Baykal, Belediye Başkanı'nın perişan halde olduğunu; bütün imkanlarının elinden alındığını ve imkansızlıklar içinde görevini yapmaya çalıştığını belirterek, bu sahipsizliğin hoş olmadığını kaydetti. Eylem planı oluşturulması gerektiğine işaret eden Baykal, "Fırat ve Dicle'ye gem vurmayı başarmış Türkiye, şimdi Arda, Tunca, Meriç'in baskınından, kentini, ovasını koruyamıyor" diye konuştu.
|
![]()
![]()
|
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |