T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 16 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Davut DURSUN

Cumhurbaşkanı'nın Gürcistan ziyareti

Gürcistan Kafkasya'nın küçük ülkelerinden biri. Türkiye'nin komşusu.

Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer bu ülkeye önceki gün kısa bir ziyaret gerçekleştirdi. Gürcistan basını ve devlet yetkilileri, Sayın Cumhurbaşkanı ve Türkiye lehine açıklamalar yaptı ve Türkiye'nin Gürcistan politikasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

Türkiye son yıllarda özellikle komşularıyla mümkün olduğu kadar yakınlaşma ve sorunları çözme konusunda aktif bir politika takip ediyor. Bu politika bir bakıma "komşularla sıfır problem" şeklinde özetlenebilir.

Bugün Türkiye ile Gürcistan arasında çok verimli ve iyi giden ilişkiler var. Bunun daha da ileriye taşınması gerekiyor.

Ancak buraya nerelerden gelinmiş olduğunu hatırlamak gerekiyor.

Gürcistan'ın bağımsız bir aktör olarak dünya sahnesinde yer almasının tarihi çok fazla değil. Meşhur Ekim Devrimi'nden sonra kısa bir dönem (1921-1924) bağımsız olarak dünya sahnesinde yer aldı. Ancak bu uzun sürmedi ve Sovyetler Birliği'ne dahil oldu.

Sovyetler Birliği'nin şemsiye altındaki Gürcistan'ın Türkiye ile ilişkileri iyi olmamıştır. Özellikle Stalin döneminde başlayan gerginlikler Soğuk Savaş döneminin sonunda kadar devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nın hemen arkasından yenilenmek istenen Sovyet -Türk Saldırmazlık ve Dostluk Antlaşması'nın yenilenmesinin bazı şartlara bağlanması ve Stalin'in Türkiye'ye yönelik tehdit ve toprak talepleri Türkiye-Sovyetler Birliği ilişkilerini daha da germiş ve soğutmuştur.

Sovyetler Birliği'nin dağılıp birlik cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını elde etmeleriyle birlikte bu ülkelerin kendi dış politikalarını oluşturabilme imkanları doğmuş oldu. Hatırlanacağı üzere Türkiye bağımsızlıklarını ilan eden ülkeleri hemen tanımış ve diplomatik ilişkileri kurarak geliştirmeye yönelmiştir.

Bu aşamada Gürcistan Türkiye için özel bir önem kazanmıştır. 1991'de bağımsızlığını ilan etmesinin arkasından ülkede yaşanan sıkıntılar ve iç kargaşalar ilişkilere etkide bulunmuştur. Özellikle ilk yıllarda güçlü bir eğilim olarak beliren milliyetçi hareketler ciddi sıkıntılara yol açmış ve milliyetçi lider Z. Gamsahurdia, iç karışıklıklar üzerine devlet başkanlığı görevini terk etmek zorunda kalmıştır. Arkasından göreve gelen eski Devlet Başkanı E. Şevardnadze dönemi bir bakıma bir toparlanma ve restorasyon dönemi olmuş ve Türkiye-Gürcistan ilişkilerinin tesisi yönünde ciddi girişimler yapılmıştır. Karşılıklı ziyaretlerin artması, ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için alt yapının oluşturulmasında önemli rol oynamıştır. Resmi ilişkilerin tesisinin yanında sivil düzeyde de önemli adımlar atılmış ve bir yandan ziyaretlerin artması, diğer yandan iki ülke vatandaşları belli alanlarda birleştiren, ortak proje ve çalışmalar yürütmesini temin eden çeşitli vakıf, dernek ve birlikler oluşturulmuştur.

Türkiye ile Gürcistan arasında ilişkilerin gelişmesinde en önemli rolü oynayan gelişme Soğuk Savaş döneminde kapalı olan Sarp Sınır Kapısının açılması olmuştur. 1988 yılında açılan Sarp Sınır Kapısı Türkiye ile Gürcistan'ın yakınlaşmasında çok önemli rol oynamaktadır. Sadece iki ülke insanlarının geçişini kolaylaştırmakla kalmamış Türkiye'nin Kafkaslara ve Orta Asya'ya yönelik ticaretinde de önemli rol oynamaktadır.

Sınır bölgesinde yaşayan bölünmüş ailelerini ziyaret etmelerini bir tarafa bırakalım haberleşmeleri bile mümkün olmamıştı. İnsanlar onlarca yıl büyük özlemle Gürcistan'daki akrabalarından bir haber almak, bir mesaj göndermek arzusu duymuşlardır. Hatta öyle ki sınıra yakın yerlerde yaşayan insanların karşı tarafa yönelmeleri bile sorun teşkil etmiştir. Özlem ve hasretle yanıp tutuşan insanlar hiçbir zaman eksik olmamıştır.

Böyle bir arka plandan bugünkü noktaya gelmiş bulunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'nın ziyareti iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinde önemli olacaktır. Özellikle yeni Başkan Sakaşvili dönemi, öncekilerden daha az sorunlu ve gelişmeye müsait görünmektedir.

İki ülke arasında Batum merkezli Acara Özerk Cumhuriyeti özel bir rol oynayabilir. Bu bölgenin Müslüman olması, burada yaşayanların büyük bölümünün Artvin ilimizde yaşayanlarla akraba olmaları, ortak bir tarih ve kültür zeminine sahip bulunmaları ilişkilerin geliştirilmesinde muharrik rol oynayabilir. Bu bölge insanının Türkiye'ye yönelik beklenti ve arzularının boşa çıkarılmamasının önemi büyüktür.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi