T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 16 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

İbrahim KARAGÜL

Türkiye İran'a karşı ABD ile birlikte mi?

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "Biz İran'ın nükleer programı ile ilgili olarak Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında ABD ile birlikte hareket edeceğiz. Girişimlerimiz sürecek. Ancak olumsuz bir tablo çıkarsa Türkiye, İran kapısını kapatmak zorunda kalacak." (Radikal 14 Mart 2006) cümlelerini nasıl anlamalıyız? Gül'ün "ABD ve müttefikleri İran'a saldıramaz, İran Irak'a benzemez" şeklindeki tespitlerini bütün dünya paylaşıyor. Ama, "İran'a karşı, Irak'tan farklı olarak, dünyanın birlikte hareket ettiğine, Türkiye'nin de ABD ile birlikte hareket edeceğine" yönelik ifadeleri, Türkiye'nin İran krizine bakışına ilişkin şu ana kadar sarfedilen en net ve keskin cümleler oldu.

Dışişleri Bakanı'nın; "BOP'u demokrasi ve özgürlükler gerekçesiyle desteklediklerine, projenin Türkiye'nin dış politika hedef ve ilkelerine uyduğuna" ilişkin sözleri ayrıca bir tartışma konusu. BOP'un Türkiye ve Ortadoğu kamuoyunda, İslam ülkelerinde nasıl algılandığı herkesin malumu. Projenin demokrasi ve özgürlük ekseni olmadığı da... Türkiye'nin dış politika açılımını bu projeye endekslemesi, sanki ABD hiç yokmuş da proje Türkiye'ye kalmış, Türkiye'nin inisiyatifi imiş gibi sunulması pek inandırıcı değil. Hedef coğrafyada çoktan mahkum edilmiş bir projenin, Türkiye için bir nevi stratejik değer tanımlaması olarak sunulması, sorgulanması gereken bir yaklaşım.

ABD'nin dış politika ve güvenlik stratejilerinin hizmetine sarfedilmiş bir Osmanlı misyonu bize ne kazandıracak ne kaybettirecek? BOP şemsiyesi altında, onun açtığı yolda bir Osmanlı misyonu, bir Türkiye inisiyatifi ne kadar gerçekçi? Bu yaklaşım Ortadoğu'ya gerçekten barış getirir mi? Yoksa Afganistan'dan Orta Afrika'ya kadar bir çok ülkenin parçalara ayrılmasına, etnik ve mezhep eksenli bölünmesine mi hizmet eder?

Bizim bildiğimiz BOP, bu amaçlar için geliştirildi. Bizim bildiğimiz BOP, hiçbir zaman demokrasi ve özgürlük eksenli değil, tam tersine güvenlik eksenli bir proje. Bizim bildiğimiz BOP, Ortadoğu'da 20. yüzyılda varlığını sürdüren Batı hegemonyasını 21. yüzyıla taşıma formülü.

Türkiye'nin dış politika açılımları, BOP'a endekslendiği oranda, kamuoyu desteği bulamayacaktır. Çünkü proje, şimdiye kadar hiçbir destek görmedi, hep sorgulandı, uzak duruldu. Savaşların ve işgallerin meşrulaştırılmasına hizmet ettiği fark edildi. Bölgede hiçbir ülke, bu projeden yararlanıp da bir adım atma şansına sahip değil. "Aslında biz, bu arada kendi hedeflerimize yürüyoruz" tesellisi ise inandırıcılıktan uzak. Müslüman coğrafyada ve Türkiye'de BOP çerçeveli örgütlenme ve kurumsallaşma çabalarını izliyoruz. Ama bu sürecin sokaklara yansımadığını, yansımayacağını da görüyoruz. Belli dar halkalarda, elit ortamlarda kalacak, işgallerin ve parçalanma senaryolarının giderek yayıldığı bölgede hep tepkiyle karşılanacak.

BOP kapsamında İran'a bakmak Türkiye için ne kadar sağlıklı? Evet, Türkiye ve bölge ülkeleri nükleer güç olan bir İran istemiyor. Nüfuz alanı hızla genişleyen bir İran istemiyor. Irak merkezli olarak bir "Şii yayılması" istemiyor. Ama bunun çözümü, Ortadoğu'yu rehin alan, Balkanlar'a ve Kafkaslara yerleşen, Karadeniz'i Amerikan Gölü haline getirmeye çalışan ABD'nin İran politikasına hapsolmak değil. Çözümü, S. Arabistan ve birkaç Sünni ülke ile İran'a karşı Sünni blok oluşturmak da değil. Böyle bir yaklaşım, Bağdat sokaklarında yaşanan mezhep çatışmalarını Pakistan'dan Körfez ülkelerine, Suriye'den S. Arabistan'a kadar yayacaktır. Bu bakış, İslam dünyasının, belki de en tehlikeli bölünmeye, Şii-Sünni gerilimine ve bunun 21. yüzyılın siyasi mirası haline gelmesine yol açacaktır.

Türkiye, belki Rusya ile arada bir rol üslenebilir. Krizi soğutmaya çalışabilir. İran'a karşı bir nevi yeni Soğuk Savaş dönemi başlatılıyor. Provokatif saldırılar olmazsa, uzun süreli istikrarsızlaştırma süreci yaşanacak. Bu süreç, iki ülke arasında ciddi gerilimlerin yaşanmasına kapı aralayacak gibi. ABD'nin Türkiye'ye Ortadoğu'da, Kafkaslar'da ne önerdiği henüz bilinmiyor. Ama bu yaklaşım iç açıcı değil ve Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır varolan nisbi sükunet ortamının sonuna doğru sürüklendiğimize dair güçlü işaretler veriyor.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi