|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 16 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Merkez Bankası'nda yeni bir dönem başlıyor. Hatasıyla, sevabıyla eski Başkan Süreyya Serdengeçti Pazartesi günü çalışma mesaisi arkadaşlarına veda ederek bankadan ayrıldı. Yerine banka idare meclisi, yardımcısı Doç Dr. Erdem Başçı'yı vekâleten atadı. Bu yazıyı mümkün olduğunca geciktirmeme rağmen, bu satırların yazıldığı dakikalarda vekâletin asalete çevrilip çevrilmeyeceğini veya bir başka ismin atanıp atanmayacağını öğrenebilmiş değildik. Açıkçası vekâlet sürecinin ne kadar süreceği bile henüz belli değildi. Zira Devlet Bakanı Ali Babacan, Köşk'ten çıkışında bir açıklama yapmayacağını peşinen ifade etmişti. Ortalama vatandaşımız pek farkında olmasa da, esasında bu atama hayli sıkıntılı bir süreci bünyesinde barındırıyordu. Önceleri IMF başta olmak üzere kimi çevreler, Serdengeçti'nin başarılı olduğu tezinden hareketle hükümetin yeni bir atama yapmaması gerektiğini vurguladı uzunca bir müddet. Merkez Bankası'nın tarihinde ilk defa bağımsız bir kurum olarak faaliyet gösterdiği ve bu sebeple enflasyonla savaşta önemli başarılara imza atıldığı öne sürüldü. Başarılı bir Merkez Bankası Başkanı'nı değiştirmenin anlamsız, hatta tehlikeli olduğu, zira piyasaların bu hareketi, hükümetin Merkez Bankası'na müdahale etme arzusu olarak nitelendirebileceği dile getirildi. Bu algının, yanlış dahi olsa, piyasalarda istikrarı bozucu nitelikte olabileceği ve enflasyonla mücadelede elde edilen kazanımları tehdit edeceği iddia edildi. Bu tezler, söylendiği tarih itibariyle hatalı veya art niyetli değildi. Gerçekten de bir başarıdan söz etmek mümkün. Bu başarı, ister Serdengeçti'nin dirayeti sayesinde temin edilmiş olsun, ister uygun şartlardan kaynaklansın, isterse hükümetin etkili ekonomi yönetiminden kaynaklansın, fark etmiyor. Ortada bir başarı algılaması mevcut ve bu algı yönlendirici olabilirdi de. Bu tezler medyada devamlı olarak işlendi. Yeni bir atamaya karşı piyasaların aşırı bir tepki koyacağı öne sürüldü. Hatta hükümetin yeni banka yönetimi sayesinde para politikalarında radikal bir değişikliğe gidebileceği yönünde haberler yapıldı. Ancak öyle gözüküyor ki, tüm bu kışkırtmalara rağmen piyasalar, hükümetin Merkez Bankası'na atayabileceği muhtemel isimlerden pek de fazla tedirgin olmadı. Serdengeçti ile hükümet arasında bir iletişim kopukluğunun olduğu ayan beyan ortadaydı ve bu kopukluğun ileride bir problem olarak gelişebilme ihtimali vardı. Neticede medyada ismi geçen tüm adayları piyasalar büyük ölçüde kabullendi. Öyleyse hükümetin atama konusunda izlediği bu dolambaçlı yolu nasıl açıklamalı? Normalde atanacak ismin önceden açıklanması ve araya bir geçiş süreci konması gerekmiyor muydu? Ne yazık ki, burası Türkiye. Burada ağzınızla kuş tutsanız takdir edeniniz pek olmuyor. Tez elden bir yıpratma kampanyası başlatılabilir ve atamanın engellenmesi temin edilebilirdi. Cumhurbaşkanı'nın kimi atamalara karşı geçmişte ortaya koyduğu tavrı, bu ismin özenle gizlenmesi için de önemli bir sebep. Dileriz Türkiye bir gün kamu yönetiminde daha olgun bir noktaya erişir. O vakte kadar, bu tür atamalara rıza göstermek durumundayız. Yeni dönemin ülke ekonomisi için hayırlara vesile olacağını umarız.
|
![]()
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |