T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 16 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Özlem ALBAYRAK

Milliyetçiliğin sebebi Kurtlar mı?

Kurtlar Vadisi'nin faktörlerinden sadece birisi olarak işlev gördüğü, yoğunlaşan milliyetçi hava, Türkiye'nin yeni tartışma konusu. Sokaklara çıkılmadan, bağırıp çağırılmadan toplum üyeleri arasında gizli bir anlaşma varmış gibi neredeyse spontane gelişen ve Kurtlar Vadisi'yle zirveyi gören bu duruş karşısında sosyoloji alan araştırması ve ardından hiç vakit geçirmeden teşhisi koyma uzmanı aydınlarımız "Milliyetçilik neden yükseliyor?","Gençlik giderek içine mi kapanıyor?" sorularını çoktan önümüze koydu bile.

Medyaya bakarsak, Süleymaniye'de Türk'lerin başına çuval geçirilmesinden sonra, o çuvalı ABD'lilerin başına geçirmeye niyetlenen Kurtlar Vadisi filminin ve tabii daha öncesinde de dizinin tutması, milliyetçiliğin yükselişindeki neredeyse tek neden.

Evet, Kurtlar Vadisi'nin aşağılanmışlık duygusuyla dağlanmış Türk halkına bir nebze de olsa merhem olduğu ve kurtarılmaya çalışılan "ulusal onur" hususunda bir sosyal rezistans oluşturduğu doğru, tıpkı Cola Turca'nın çıktığı ilk zamanlarda olduğu gibi, bir nevi gaz alıcı olarak işlev gördüğü de... Ancak durumu, "ırkçı milliyetçilik"le açıklamadan önce, verileri yeniden incelemekte fayda var sanırım.

Batı karşısındaki o derin kompleksle yıllarca Eurovision'da rüştünü ispat etmeye gayret sarfetmiş, şu anda bile Eurovision'a lüzumsuz bir kıymet atfederek "Yarışmaya gidecek şarkı iyi midir, kötü mü?" tartışmaları arasında gidip gelen bir toplumuz. Pastırma ve yoğurdun mucidi Türklerin, dışarıdaki temsiliyet amatörlüğünden her daim yakınırız.

Batı'nın oryantalizmine karşı kimi zaman mahcup, bazen saldırgan bir tavırla duruş belirlemeye çalışırken, kendimizi de öteden bu yana Doğu'dan üstün, Batı'dan düşük görmekten hiç imtina etmeyiz mesela. Evet, mevcut durum konusunda "milli" bir ana damardan bahsetmeden geçmek elbette hata olur.

Ancak bu damara karşın, durum "ırkçı milliyetçilik"le değil, şu ara bütün toplumlarda görülen anti-emperyalist dalganın yükselmesinin tetiklediği, popüler milliyetçilik akımıyla açıklanması gereken bir seyir izliyor. Kendini koruma refleksi, bireyde olduğu kadar toplum hareketlerinde de rol oynar çünkü.

O nedenle, modernizm sürecinde sürekli değer kaybı yaşayan, etik, dini, insani değerleri sürekli kan kaybeden bir toplumun, yüzyıllarda biriktirilen bir geçmiş-geleneğe ve kahramanlık menkıbelerine tutunmak istemesini, anti-depresan toplumlarına evrilme sürecine karşı bir duruş, en azından bir yavaşlatma temrini olarak okumak bile mümkün.

Kurtlar Vadisi'nde hiçbir şartta onaylanmayacak mafya ve silahların olduğu doğru, ancak toplumun giderek kendine yabancılaşmaya başladığı, "ben"in herşeyin önüne geçtiği birey devrinde arkaik görünmeye başlayan birtakım değerler konusunda en azından daha geleneksel "takıldığı" da doğru.

Geçtiğimiz günlerde epilepsi hastası bir vatandaşın, sahilde nöbet geçirdiği için dengesini kaybedip denize düşmesi ve "manzarayı" seyre dalan onlarca insanın önünde, denize atlayan tek kişi olan bir genç kızın çabalarına rağmen göz göre göre boğulması nasıl açıklanabilir mesela? Kanımca bu önemli haberin, gazetelerin tek sütununda yer bulabilmesi bile, yitirilmiş bazı şeylerin varlığını kanıtlayan önemli bir bulgu oluşunu gözardı etmeye yetmiyordu.

Kavgam'ın çok okunmasını "faşizm hortluyor"a bağlayıp, Kurtlar Vadisi'ne gösterilen ilgiyi "ırkçılık yükselişte" diye açıklamak hiçbir açıyı, boyutu hesaba katmayan düz bir okuma olur.

Sadece birikenin açığa çıkma nedenlerinden biri olan Kurtlar Vadisi, filmdir ve hiçbir film kitleleri bu derece, bu hızla dönüştürmeye muktedir değildir. Milliyetçilik büyüyorsa, bunun sebebi zorba bir genişleme politikasıyla yakıp yıkmaya, öldürmeye ayarlı devletler ve emperyalizm ideolojisidir. Bir de yeni binyılın değer kaybından muzdarip, benmerkezli, anti-depresanlı uygar toplumlarının hali ve melali tabii...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi