T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 16 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Vecdi AKYÜZ

Peygamber'e salât ve selâmın hükmü

Dünkü yazıda, salâtın anlamlarını ele almıştık. Bugün ise, namaz dışında ve peygamberler dışındakilere salâtın hükmünü ele alalım.

Salât ve selâmın simgesel yönü

Yüce Allah, "Peygamber'e salât âyeti"nde (Ahzâb, 33/56), Yüce Peygamberi'ne salâtı emretmiştir. Bu emir, zorunluluk (vücûb) anlatır. Buna göre, Peygamber'e salât vâciptir. Ulema, ömürde bir defa Peygamber'e salât ve selâmın vâcip olduğunda neredeyse icma etmiştir. Bu anlamda salât ve selâm, tıpkı kelime-i tevhîd gibi, İslâm'ın bir simgesidir. Öyle ki bir kişinin Müslümanlığı, ancak salât ve selâmı söyleyerek sahih olur. Salât ve selâm ile peygambere bağlılık gösterenin Müslüman olduğuna hükmedilir.

Peygamber adının anılmasında salât ve selâm

Ulema, ömürde bir defa salât ve selâmın vâcip olduğunda ittifak ettikten sonra, her mecliste ve adının her her anılışında da vacip (zorunlu) mi, yoksa mendûp (iyi ve uygun) mu olduğunda, farklı görüşler belirtmişlerdir:

1) Salâtın her defada vâcip oluşu: Bazı bilginlere göre, Hz.Peygamber'in (s.a.) adının her anılışında salât vâciptir. Yüce Allah salât ve selâmı emretmiştir. Emir, tekrar anlatır. Ayrıca, Hz.Peygamber'e (s.a.) salât ve selâm belirtmeyenlere şiddetli tehdit bildirilmiştir. Nitekim Hz.Peygamber (s.a.) adı huzurunda anıldığında kendisine salât etmeyenin cimri olduğunu belirtmiştir. (Tirmizî)

2) Salâtın tek defa vâcip oluşu: Bazı bilginlere göre, aynı mecliste (konuşma/yazı ortamında) peygamberimizin adı defalarca anılsa bile, bir tek defa için vâciptir.

3) Salâtın çok sayıda yapılmasının vâcip oluşu: Başka bazı bilginlere göre ise, herhangi bir sayı ya da meclisle sınırlamaksızın çok sayıda salât vâciptir. Ömürde bir defa olması yeterli olmaz.

Ulemanın çoğunluğu, Hz.Peygamber'e (s.a.) salâtın, tıpkı zikir (Allah'ı anma ifadeleri), tesbîh (sübhânellah ifadeleri) ve tahmîd (hamd ifadeleri) gibi, kurbet (Allah'a yakınlık) ve ibadet olduğunu, ömürde bir defa vâcip, her zaman ve her yerde mendûp ve mesnûn olduğunu ve salâtın faziletine dair hadisler dolayısıyla çok çok salât ve selâm gerektiğini belirtir. Öyleyse salât ve selâm, yapılması istenen bir şeydir, ama vâcip olarak değil de, mendûp ve müstehap (hoş ve güzel) olarak. Müslümanın, ilâhî emre uyarak, peygamberimizin şerefli adı her anıldığında salâtu selâm ifadelerini kullanması mendûptur.

Peygamberlerden başkasına salât ve selâm

Peygamberimiz dışındaki peygamberlere de sevgi ve saygı göstermek zorundayız. Bunun için, diğer peygamberlerin adı anıldığında onlara da salâtu selâm duası yapılır. Peygamberler dışındaki kişilere salât ifadesinin kulanılıp kullanılmayacağı konusunda, iki görüş belirtilmiştir:

1) Salâtın peygamberlere özgü oluşu: Müslüman ulemanın çoğunluğuna göre, salât bir simgedir (şiâr), peygamberlere özgüdür. Bu yüzden, peygamberlerden başkası için salât ifadesi kullanılamaz. Onlar için Arapçasıyla "rahimehullah" ya da "rahmetullahi aleyhi", Türkçesiyle "merhûm", "rahmetli", "Allah rahmet eylesin" gibi "rahmet" ifadeleri kullanılır. Sahâbe ve onlardan sonraki nesil olan tâbiîn için, Arapçasıyla "radıyellahu anhu", Türkçesiyle "Allah râzı olsun" saygı ifadeleri kullanılır; onlar için de "salât" ifadesi kullanılamaz. Çünkü salât, peygamberlerin simgesidir. Tek bir peygamberin adı anıldığında "aleyhi's-salâtü ve's-selâm"ya da kısaca "aleyhi's-selâm", birden çok peygamber anıldığında zamir değişikliği yapılarak "aleyhimü's-salâtü ve's-selâm" ya da "salevâtullahi aleyhim" saygı ve dua ifadeleri kullanılır.

2) Salâtın genel oluşu: Bazı bilginlere göre ise, peygamberler dışındaki kişilere de saygı, sevgi ve iyilik ifadesi olarak kullanılabilir. Çünkü salâtın kök anlamı, duadır. Dua ise, peygamberlere de, peygamber olmayanlara da yapılır. Nitekim bizzat Hz.Peygamber (s.a.), "Allahım, Ebu Evfâ ailesine salât et" diye dua etmiştir. Bu konuda, Osmanlı Şeyhülislâmı Ebussuûd Efendi'nin şu güzel açıklamasını dikkate almak gerekir: "Peygamberler dışındakilere salât, bağımsız/doğrudan değil de dolayısıyla ve bağımlı olarak (peygamberimize/peygamberlere yapılan salâttan sonra ve onun kapsamı içinde) câiz olabilir, doğrudan salât ise mekruhtur. Çünkü salât, İslâm geleneğinde peygamberleri anmanın simgesidir. Nitekim, azîz ve celîl olmasına rağmen peygamberimiz için, 'Hz.Muhammed Azze ve Celle' ifadesini kullanmak câiz olmaz." Müslümanlar, bütün insanlar için şartlara ve kişilere uygun nezaket ve zarafet ifadelerini kullanırlar.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi