T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 23 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Davut DURSUN

Değişimci muhafazakarlık...

Türk toplumunun değişim yanlısı mı, yoksa statüko yanlısı mı olduğu merak konusudur. Elbette bütün toplum kesimlerinin aynı eğilime sahip olmaları zordur; belli kesimler değişimden, belli kesimlerse statükodan yana olabilirler. Ancak birinin diğerine göre daha hakim bir eğilim olması söz konusudur.

Önceki yazımızda değinme fırsatı bulduğumuz Türkiye'de Muhafazakarlık araştırmasında değişim ve muhafazakarlık da ölçülmeye çalışılmış. Genel kanaat muhafazakar çevrelerin değişim karşıtı ve tutucu oldukları bilinir.

Söz konusu araştırmada bireysel düzeyde kendisini muhafazakar tanımlayanların yaklaşık toplumun yüzde 70 gibi bir kitleye tekabül ettiği ortaya çıkmıştı. Bu durumda toplumun büyük kesiminin değişim karşıtı olması gerekir.

Bu konudaki eğilimin ölçülmesi için deneklere "Varolan kültürel, ekonomik ve siyasal yaşam korunmalı mı?" sorusu yöneltilmiştir. Alınan cevaplar şöyle:

_Yüzde 29.1 hayatımız tamamen değişmelidir;
_Yüzde 33.9 hayatımızın pek az tarafı olduğu gibi sürmeli, büyük bölümü değişmelidir;
_Yüzde 19.3 hayatımızın büyük bölümü olduğu gibi sürmeli, pek az tarafı değişmelidir;
_Yüzde 14.8 hayatımız olduğu gibi sürmelidir.

Bu sonuçlara bakan bir kişi rahatlıkla Türk toplumunun değişimden yana olduğunu söyleyebilir. Toplumun yaklaşık yüzde 60'tan daha fazlası hayatımızın tamamen veya büyük bölümünün değişmesi gerektiğine inanmakta olduğunu görmekteyiz. Buna karşılık toplumun yaklaşık yüzde 30-35 civarındaki bir bölümü ise hayatımızın büyük bölümü veya tamamının olduğu gibi sürmesi gerektiğini düşünmektedir.

Bu tabloda ortaya çıkan durum muhafazakar tutumla pek fazla uyumluluk göstermemektedir. Bu tablo Türk toplumunun değişimden yana bir muhafazakarlığa sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Türk toplumunun değişim konusundaki tutumunu ortaya koyan "Eğer şu anda varolan sosyal, ekonomik ve kültürel hayatımızda bir değişiklik yapmak elinizde olsaydı ne yapardınız?" sorusu yöneltilmiş. Alınan cevaplardan

_ toplumun yaklaşık yarısının (% 47.3) öncelikle ekonomik düzenin değişmesini istediğini ortaya koymaktadır. Arkasından

_ toplumun yüzde 13.7'si devlet yapımızı değiştirirdim,
_ yüzde 13.3'si sosyal yapımızı değiştirirdim,
_ yüzde 9.7'si aile yapımızı değiştirirdim ve
_ yüzde 8.8'i de siyasal düzenimizi değiştirirdim dendiğini görüyoruz.

Toplumun değişimci özelliğinin öncelikle ekonomik hayata yönelik olması anlaşılmaz bir sonuç değil. İşsizliğin, gelir dağılımında adaletsizliğin, fakirliğin ve yoksulluğun önemli sorunlar olarak devam ettiği bir ortamda ekonomik ilişkilerin ve yapının değişmesinin istenmesi normal. Toplumun muhafazakarlığı mevcut ekonomik sorunların ve çarpıklıkların muhafaza edilmesi anlamına gelmiyor.

Burada asıl ilginç bulunacak nokta siyasal düzeni değiştirirdim diyenlerin oranının yüzde onların altında çıkmasıdır. Siyasal düzenimiz ve ilişkilerle ilgili olarak bu kadar tartışmanın yaşandığı bir ortamda siyasal düzenin değişmesine yönelik eğilimin düşüklüğü dikkat çekicidir.

Toplumun değişime ilişkin tutumuyla ilgili bir başka veri "Değişimi kim başlatmalı?" sorusuna verilen cevaplarda saklı. Deneklerin yaklaşık yarısı değişimi halk yapmalı derken diğer yarısı ise değişimi devlet yapmalıdır diye kanaat beyan etmiş.

Demek ki Türk toplumu değişimi gerekli görüyor ve bunun acil bir sorun olduğunu düşünüyor, ancak değişimin hem halk, hem de devlete ilişkin bir sorun olduğunu ve bundan dolayı da her iki kesimin değişimde aktif rol almaları gerektiğine inanmaktadır.

Değişimle ilgili bir başka önemli veri, "Değişim hızlı mı olmalı, yavaş mı?" sorusuna verilen cevaplarda görülüyor. Toplumun büyük bölümü yaklaşık yüzde 65'lik kısmı değişimin yavaş olması gerektiğine inanırken yüzde 30-35'lik bölümü değişimin hızlı olmasını istiyor.

Bu konuda sorulan bir diğer soru "Değişimi kim başlatmalı?" sorusu olup alınan cevaplar ilginç. Toplumun yaklaşık yüzde 60'lik bir kesimi değişimi halk yapmalıdır derken yüzde 35-40'lik bir kesimi ise değişimi devlet yapmalıdır diye düşünmektedir.

Değişimin hala devletten beklenmesi Türkiye'nin geleneklerine uygun bir tutum olmakla birlikte muhafazakar duruşla bağdaşır olduğu şüphelidir.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi