T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 30 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Ali BAYRAMOĞLU

Değişmeyen İslamcılar...

Altı gün yazı dizisi nedeniyle köşe yazılarına ara vermiş olduk. Aslında birkaç gün daha Türkiye'nin sıcak gündemine ilişkin olarak bu araya devam etme niyetimiz var. Daha doğrusu bu haftayı uzun bir çaba sonrası hazırlanan, "Dindar ve laik kesimde değişim ve değişmezler" araştırmasının, dizide eksik kalan kimi yönlerine değinerek tamamlayacağız.

Değişim elbet mutlak değil ve herkesi kuşatmıyor...

Nitekim araştırma verileri bize şunu da gösterdi:

İslami kesimde mensuplarıyla hemen her çevrede karşılaşılan, özellikle Orta Anadolu hattında rengi koyulaşan bir sert halka bulunuyor. Bu halka "İslami duruşu kuvvetli, tavizkâr olmayan, kimliğiyle ilişkisinde değişime ve değişim fikrine önemli ölçüde kapalı" olan bir kesime tekabül ediyor.

İslami kesim sert halkada din merkezli toplum ve siyaset "ütopya"sında ya da toplumun İslamlaşması ülküsünde büyük farklılıklar yaşandığı söylenemez.

Ne var ki bu ütopyanın temel araçları, 1980'lerin ve 1990'ların ilk yarısının salt ve saf İslami araçları olmaktan çıkarak, çeşitlenmiştir.

Nitekim bu araçlar kaynaklarını din kadar, ekonomiden, milli öğelerden, devletten almaya başlamıştır. Değişim dalgasının yarattığı yeni koşullarda bir tür alan savunması ve tahkim mekanizması olarak ortaya çıkan bu çeşitlenmenin en önemli sonucu ise, İslami zihniyetinin önemli bileşkelerinden birisi olan "güç algısı"nın yörüngesini etkilemesi olmuştur.

Bu çerçevede bugün güç tanımı ve arayışı en tutucu gruplarda bile bir kültür, eylem ve duruş olarak "açık çatışma" üzerinden yapılmamakta, "rekabet, pay alma, sistem içine yerleşme ve sistem içinde kalma" gibi "uyum mekanizmaları" ve adımlarla iç içe geçmektedir.

Orta Anadolulu bir işadamı şöyle diyor örneğin:

"Her toplumda sayı değil de nitelik ağırlık noktasını belirler. Ve biz İslami kesimin fikir ve teori köklerinin toplumun diğer kesimlerinden çok güçlü olduğunu biliyoruz... Çok ciddi düşünce adamlarını şu an çıkaramasa bile çok ciddi bir kültürel, entelektüel birikime, mirasa sahip olduğunu ve bunu kullandığı takdirde de toplumun diğer kesimlerine üstünlük sağlayacağı, bunun eninde sonunda gerçekleşeceği kanaati var ben de (...) Türkiye'deki laiklik gerilimi bitmez gibi geliyor bana. Türban yasağı kalksa da gerilim bitmez... Yani başörtüsü serbest bırakılınca başka şeyler devreye girecek. Talepler dini idareye kadar gidecek..."

AK Parti'nin AB ve Batı yanlısı politikaları bu kesimde tedirginlik ve sorularla karşılanmaktadır. Bu sorular doğal olarak demokratikleşme adımlarının özüne uygun, değişimi anlamlandıran ve kendisine yönelik tanımlayan nitelikte değildir. Tersine "cemaatçi dil"in içinden üremektedir.

Kayserili bir esnaf söyle diyor mesela:

"İslami yönetim isteyen de bundan ne kastettiğini bilmez hale geldi. Bu AK Parti iktidarı kafaları iyice karıştırdı. Yani şu anda Türk halkı, yani AK Parti'yi destekleyen kitle bunu açıklayamıyor... Yani Kayseri'de bir söz vardır: Zenginin ayıbı olmaz derler. Başarılı insanların kusurları başarıları bittikten sonra görünür. AK Parti'ye söylenecek çok söz var ama şimdi binmişler bir kısrağa AB diye koşturuyorlar. O hengâmede de halk ağzı açık bir Fransa'ya bir Danimarka'ya koşturan iki adamın görüntüsüne bakıyor (...) Şimdi AK Parti garip bir şey diyor. Artık İslami bir hükümet olmayacak diyor. Bu şey gibi kırık gibi acısı sonradan ortaya çıkacak. AK Parti'yi iktidara getiren seçmen kitlesinde rahatsızlık artıyor. Bir yerden patlayacak..."

Görüldüğü gibi değişim ikliminin yarattığı baskı zihniyet üzerinden yaşanan bir geri çekilme ya da "tersten değişim" olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim İslami kesim sert halka, değişim-zihniyet ilişkileri açısından ele alındığında, faydacı tutum ve tersten değişim etrafında ataerkil siyasi değerlerin yeniden üretiminin aktif ve yaygın olarak yapıldığı bir alanı oluşturmaktadır.

Nasıl?

-Yarına...-

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi