|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 30 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Sayın kardeşim, sayın profesör, sayın öğretim üyesi; benim Deniz Baykal'a ve CHP'ye özel bir düşmanlığım yok... Elbette işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği gibi, giderek kronikleşen güncel sorunlarımız var. Buna ilaveten, sağcısıyla solcusuyla her siyasal iktidarın kucağında bulduğu bir Kürt (size göre de terör) sorunundan, bir Kıbrıs sorunundan, hatta ne bileyim bir AB sorunundan sözedebiliriz; tam entegrasyona mı gideceğiz, yoksa dış politika rotasını "bölgesel güç" olmaya doğru mu çevireceğiz, filan... Bir "yolsuzluk" sorunumuz da var, amenna! Fakat, biz bu sorunların çözümünü "siyaset"ten bekliyoruz; kışladan ve gerektiğinde yumruğunu masaya vuracak eşhastan değil. Siyasetin "çözüm mercii" olarak değer kazanması için de, elbette, güçlü bir iktidara, aklı başında bir muhalefete, sağlıklı bir "temsil mekanizmasına" ihtiyaç var. Bu mekanizmanın sağlıklı çalışabilmesi için de, kuşkusuz, doğrudürüst sağ, doğrudürüst sol partilere ihtiyaç var. Eski TKP'lı Nabi Yağcı, "CHP sol bir parti değil" diyordu, "Deniz Baykal da solcu bir lider değil..." Bunu, çok çok eskilerde, sorgulama kültürünün bulunmadığı ve farklı seslerin ihanet terimleriyle yargılandığı yıllarda rahmetli İdris Küçükömer de söylediği için, sözün ("CHP sol bir parti değil" sözünün) tespit değeri bulunmuyor. Bunu İsmail Cem de söylüyor. Değerli gazeteci, yazar, yönetmen, hikayeci, romancı, senarist, müzisyen Zülfü Livaneli de söylüyor ama, "söylemiş görünmekten" rahatsız olduğu için biz onu söylememiş kabul ediyoruz. CHP sol bir parti değil, evet... CHP, ne yazık ki, temsil mekanizmasının bir parçası da değil... İster iktidarda olsun, isterse muhalefette, kendisine her zaman temsil mekanizmasının üzerinde bir konum biçiyor ve lüzumu halinde temsil mekanizmasını devreden çıkaran güçlerin ortağı, şeriki, hatta patronu gibi davranıyor. Bkz. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat müdahaleleri... Deniz Baykal, çıkıp, "Biz muhalefetteyiz ama fikrimiz iktidarda seksen yıldır devlet yönetiyor" dese yeridir. Bu arada bir hususu daha paylaşayım sayın profesörle; "siyasetbilimci" olduğu için ne demek istediğimi anlayacaktır: Toplum, ne zaman "toplum" olmaya doğru adım atsa ve siyaseti yegane çözüm mercii olarak görse, karşısında "onları" (bürokratik ve siyasî eliti) buluyor. Onlar kimi zaman ulusalcı reflekslerle, kimi zaman vatan histerisiyle, kimi zaman da "Cumhuriyet'in kazanımlarını koruyoruz" bahanesiyle çıkıyorlar ortaya... Her defasında "Bu memleket sahipsiz değil" deyip, antidemokratik mekanizmalarını devreye sokuyorlar. İki kere iki dört: (Haluk Koç bu benzetmeyi çok sevecektir) "Millete iş, sofrasına aş, üstüne giyim" sağlanması, bugün "onlar"ın devre dışı bırakılmasıyla mümkün görünüyor. Onların, yani "bürokrasi ve resmî ideoloji" ekseninin... Kimileri "statüko" tabir ediyor buna... Kimileri totalitarizm... Kimileri militer laisizm... Söylediğim şey çok basit oysa: CHP, ya toplumda oluşmaya başlayan "toplum bilinci"ni özümseyip, toplumun kendine dönme çabalarını hazmedecek, yani temsil mekanizmasının bir parçası olduğunu hatırlayıp herşeye rağmen siyaseti tek meşru çözüm mercii kabul edecek, ya da sittin sene iktidara gelemeyecektir!
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |