T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 30 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

İbrahim KARAGÜL

İran tehdit altında, Türkiye kuşatılıyor...

ABD eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman; "Gelecek bir yıl içinde Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrini İran meselesi belirleyecek" diyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel; Başbakan Tayip Erdoğan'ı arayıp, "Önce yaptırımlar uygulanacak. Ardından askeri harekat gelecek" diyerek İran'a durumun vahametini kavratmak için destek istiyor. ABD'nin BM Temsilcisi ve İran'a saldırı tezlerinin öncülerinden John Bolton, Rusya ve Çin'in direncine rağmen İran'a yönelik Ortak Bildiri'de anlaşmak üzere olduklarını söylüyor ve sert müeyyideleri haber veriyor.

Washington'da devam eden Türk-Amerikan Konseyi toplantılarının ana konusu İran'ın nükleer silahları ve ABD ile Türkiye'nin yaklaşımı. Toplantıda konuşan Genelkurmay Plan ve Prensipler Dairesi Başkanı Korgeneral Akın Zorlu, "Bölgemizde nükleer silahlara sahip ülke istemiyoruz" derken aynı toplantıda Pentagon'u temsil eden Koramiral Willam Sullivan, İran konusunda ABD ile Türkiye'nin aynı düşüncede olduğunu iddia ediyor. Bu arada, Türkiye'nin hassasiyetlerini bildiği halde, Karadeniz'de liderlik rolünü Türkiye'ye verdiklerini söyleme yüzsüzlüğünü gösteriyor.

Şu hale bakın! Giderek "Amerikan Gölü" haline getirilen Karadeniz'de inisiyatif almamız bile ABD'nin lütfuna muhtaç. Karadeniz meselesi bugün Türkiye'nin de içinde bulunduğu Atlantik İttifakı'nın Rusya'ya karşı yayılmasının bir aşaması olabilir ve Türkiye'nin çıkarlarıyla örtüştürülebilir. Ancak yakın çevremize bir göz attığımızda Türkiye'nin de hızla ABD'nin kuşatması altına girdiğini, çevrelendiğini düşünmemiz gerekmiyor mu? Dün Irak'ı konuştuk, parçalandı. Bugün Suriye ve İran'ı konuşuyoruz. İkisi için de parçalanma senaryoları hazır. Yarın Türkiye'yi de konuşmak zorunda kalmayacak mıyız?

İran'dan Akdeniz'e kadar bütün bölge ABD/İngiliz/İsrail denetimine girdiğinde, Bulgaristan ve Romanya'dan Ukrayna'ya, Gürcistan'a ve Hazar Denizi'ne kadar bütün bölge ABD nüfuzuna girdiğinde Türkiye'nin bir dış politika ya da güvenlik politikası olabilecek mi? Bugün rakip gördüğü, zararlı gördüğü komşularına yönelik tasfiye Türkiye'nin çıkarlarına uygun görülebilir.

Ancak yarın Irak'ta, Suriye'de, İran'da, Kafkasya'da ABD ve İngiltere olduğunda Türkiye kendini daha mı güvende hissedecek? ABD/İngiliz emperyal yayılması, Birinci Dünya Savaşı'nı yaşamış ve bir imparatorluğu feda etmiş Türkiye için ne anlam ifade ediyor?

İran'a müdahale, yaptırımlar, Güvenlik Konseyi'ndeki pazarlıklar sadece oyalama, dünyayı yeni bir krize hazırlama aşaması. 2003'te İran'la nükleer görüşmelere son veren neoconlar, daha o zamandan saldırıya kilitlendiler. Rusya-Çin-Hindistan arasındaki ilişki biçimine, ABD'nin bölgemize yönelik arsız müdahalelerine karşı gelişmekte olan dirence çok kez dikkat çektik. İran'ın kartlarının aslında hiç de zayıf olmadığına da...

İran'a karşı Türkiye'nin de nükleer silahlar edinmesi tartışılıyor. Rusya ile 18 Müslüman ülke arasında "stratejik vizyon grubu" oluşturuluyor. Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Başbakan Erdoğan'ın da katıldığı, Sudan'ın başkenti Hartum'daki toplantıda; Arap liderlere şu çağrıyı yaptı: "Nükleer kulübe girin! Barışçıl nükleer enerji girişimleri başlatın!"

Bölgeyi ve İran'ı nasıl bir kriz bekliyor? Türkiye nasıl bir çatışmanın merkezinde kalacak? ABD'nin baskılarına direnebilecek mi? Yeni bir tezkere krizi yaşanabilir mi? İran'a saldırının artçı şoklarını yönetebilecek bir siyasi kadro var mı?

Dünya, Ortadoğu ve Türkiye kamuoyu, bölgemizde yeni bir saldırıya şiddetli direnç gösterecektir. Bu saldırılardan güç devşirenlerin bu topraklarda bir geleceği olmayacak.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun (TUSAM) 24 Mart'ta yayınladığı "Ortadoğu Algılama Anketi", bu alanda yapılan bütün araştırmalar gibi net sonuçlar veriyor. ABD'nin İran'a saldırısına karşı çıkanların oranı yüzde 94. Suriye'ye saldırısına karşı çıkanlar yüzde 95. Katılımcıların toplam yüzde 82 ABD'nin Irak'tan çekilmesini istiyor. İşgal sonrası Irak'ın daha kötü olduğunu söyleyenler yüzde 92. Böyle bir ülkede ve coğrafyada ABD'nin ne kadar şansı olabilir?

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi