|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 30 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Pek sık görüşmesek de Hilmi Yavuz'la Cumhuriyet gazetesi'nde çalıştığı günlerdenberi tanışırız.. hep düşünce ve duygularında kategoriler ihdas etmeyen, özgür bir tutum sergilediğine şahit olmuşumdur.. duygu ve fikir zenginliği; felsefeci, aynı zamanda felsefeciliğe yatkın oluşundan ve tabiatı ile şair oluşundan ileri geliyor.. edebiyat, san'at, fikir ve siyaset vadilerinde gösterdiği sohbet ve müzakere kabiliyeti; büyük ölçüde kültür ve sanat hayatında bir alet olarak kullandığı Türkçe'sinin genişliğinden ve zenginliğinden neş'et etmektedir.. şair'in, arapça ve farsça'dan türkçe'ye geçen hemen bütün eski kelime ve tabirlere âşina olduğunu sanıyorum.. hazîn ve acı bir kazanın elimizden aldığı Prof. Mehmet Çavuşoğlu müşterek dostumuzdu.. onunla ege sahillerinde uzun yıllar yaz komşuluğu yaptılar.. divan edebiyatının geniş dehlizlerinde beraber dolaştıklarını söylemişti.. felsefe; mevcut insan ve doğa bilgisini hallühamur eden, icmal eden güçlü bir beyin silahıdır.. Türkçe'mizin eski-yeni bütün vokabülerini, ayrıca psikoloji, sosyoloji, mantık, estetik, ahlak ve metafizik gibi felsefe kollarına ait terimleri de hesaba katarsanız, Hilmi'nin entellektüel donanımındaki sağlamlığı takdir etmek kolaylaşır... 26 Mart 2006 Pazar günü şairin 70'nci doğum günü dolayısıyla yapılan toplantıya katılamamanın üzüntüsünü yaşadım.. fakat, beni davet etmek lütfunda bulunan Beykoz Belediye Başkanı Muammer Ergül'e hem teşekkür ediyor, hem de mazeretimi kabul edip beni bağışlamasını rica ediyorum. Hilmi; modern şiir, post-modern şiir yahut düşünce, imaj, çağrışım ağırlıklı kapalı şiir tarzında eser vermiş güçlü bir şairdir.. şiirinde açıklık ve düz bir anlam bulunmasa da mantıksızlık da yoktur.. îma, yorum ve çağrışım yolları ile şiirinden daima zevk alabilirsiniz.. mısralarında bir çok modern şairde gördüğümüz kelime fazlalığı ve cümle acayipliği yoktur.. hassas insan ruhunun, hayat ve hadiseler karşısında hissettiği duyguları ve düşünmekten kendini alamadığı düşünceleri ölçülü, hesaplı ifadelerle dile getirmiştir.. o duygu ve düşüncelere iştirak etmekten kaçamıyorsunuz.. şiirinde genel olarak bir karamsarlık bulunduğuna şüphe yoktur.. okudukça, bedbinliğini görüyor, birçoğuna katılıyorsunuz.. fakat açık söyliyeyim; bir çoğuna da katılamıyorsunuz. Sevgili Hilmi, hayatın hiçliğini, boşluğunu teremmüm eden filozofları hatırlatıyorsun bana.. "mutlak"a ulaşmak endişesiyle en sonunda tutunacak bir dal bulamamaktan gelen bir pesimizm, eğer bir kaderse hepimizin bütün insanların kaderidir.. bu karamsarlığı yenmek için önümüzde ve elimizde ne kadar çok güzellik vardır, ne kadar çok sebep vardır.. hayat ne verdiyse, kadrini bilelim.. verdiklerini sevelim, gayret ederek didinerek daha çok almaya bakalım.. fakat; her çoğu buldukça daha çoğunu daha güzelini istemiyor muyuz? dün şiir kitaplarından bir kaçını, bilhassa "akşam şiirleri"ni okudum.. içinde nefis mısralar var.. karamsar ama güzel.. varlığı, dünyayı, hayatı biraz da güzellikleriyle, bize; azı, olanı, mümkün olanı, yapabildiğimizi, bulabildiğimizi, bunların mevcut güzelliklerini anlat, bize onları sevdir! Gerçi şaire söz geçmez.. o bildiğini okur, hissettiğini söyler, şairi yönlendiremezsiniz.. şairi bir tek şey cezbeder: güzellikler, yücelikler.. Aziz şair! sana şiir, yazı, fikir vadilerinde nice başarılar, sıhhatli, hayırlı nice yıldönümleri dilerim!...
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |