T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 30 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Rasim ÖZDENÖREN

Söz ve eylem

İnanılır gibi değil, 50 yıl sonra, dön dolaş, işin en başına dönüyorum. İlk kaleme aldığım yazının başında geçirdiğim tutukluğa, işin neresinden tutacağıma karar verememenin getirdiği sıkıntılı çırpınışa...

Hayır, meramım, öykü yazmaya başladığımda karşılaştığım şaşırtmacayı anlatmak değil. O, olumlu bir şaşırtmacaydı. O zaman, kafamda yazılmayı bekleyen birden fazla öykümün olduğunu görmüştüm. Ancak öykü dışında metinler de yazmaya karar verdiğimde, birden tutulmuş, elim ayağım dolaşmış, ne yapacağımı bilememiştim.

Maraş'ın yöresel gazetelerinden birine (Demokrasiye Hizmet) bir yazı vermek istiyordum, fakat ne yazacağımı bilemiyordum. Sonunda, birden kafama dank etti. Her gün önünden geçtiğim sokakların birine, belediyemiz giriş yasağı koymuştu. Yıl 1956. Ancak bu yasağı dinleyen yoktu. Bu olayı dilime dolayabilirdim. Belediye niçin o yasağı koymuştu ve niçin yasağa riayet edilmesini sağlayamıyordu? Yazıyı şu anda kelimesi kelimesine hatırlamam söz konusu olamaz. Ancak bu gün bile, benzer durumlarda, sanırım aynı tavrı benimsememiz mümkündür. Bu gün, o yazıyı yazsaydım, sanırım şunu vurgulamak isterdim: ortada bir yasak varsa ve fakat o yasağa riayet sağlanamıyorsa, ya o yasakta bir yanlışlık varbulunmalıdır veya yasağa riayet etmeyenlerde... İnsanlar, doğal olarak kendi ihtiyaçlarının gerektirdiği doğrultuda hareket edeceklerine göre, getirilen yasağın bir ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı hususuna dikkatimizi yöneltmemiz gerekecektir. O takdirde, yasağın yerindeliği gözden geçirilmelidir. Yasak, insanları zora koşmak için değil, fakat onların bir ihtiyacına cevap vermek için öngörülmüş olmalıdır. Sanırım tam böyle olmasa da, buna benzer bir şeyler çiziktirmişimdir.

Arkasından ikinci yazı... Yıl 1956 diyorum, ama henüz Mayıs ayını idrak etmiş değiliz, dolayısıyla 16 yaşıma basmış değilim, 15'imi sürüyorum. İkinci yazı, gene Belediyemizin bir başka abukluğunu ilgilendiriyor. O da, gene okul yolunun üzerinde bir yere konulmuş "çimenlere basmayınız" levhası ile ilgili. Levha, sanırım, orada çimenler varken konulmuş, ancak çimenler sonradan kurumuş, fakat levha dikildiği yerde bırakılmış. Dolayısıyla levha, kuru toprak üstünde bir abeslik timsali olarak duruyor. O yazıyı "Çimenler nereye kaçmış acaba? Yaramazlar." gibisinden bir cümleyle bitiriyordum.

Geçen bu elli yıl boyunca yazı konusunda öğrendiğim temel hususlardan birinin şu olduğunu söyleyebilirim: yazı, ancak, bir sorunsal varsa yazılabiliyor! Sorunsal, ilkin, yazarın kafasında varbulunmalıdır. Yazar, bu sorunsalı dile getirmekle onu başkasının sorunsalı haline de sokabilmelidir. Ancak bu durumda, yazılmış olan yazı başkasının zihninde makes bulabiliyor. Ve de, söz (burada yazının içeriği veya mefhumu muhalifinden bakıldıkta yazı, yani sözün mazrufu) ile eylem de bütünleşiyor, dahası özdeş hale geliyor. Bir filozofun dediği gibi, fikir eylemin kendisi haline geliyor.

Neydi bu yazının başında beni sıkıntıya düşüreceğinden kaygılandığım husus? Acaba kendimden mi bahsedeceğim duygusu? Gerçi kendimden bahsettim. Ancak kendi dolayımımdan geçip ortak bir noktaya ulaşabilmeyi denedim. Başarabildim mi, bilemem.

Not: Geçtiğimiz cumartesi günü (25 Mart 06) BSF (Bilim Sanat Felsefe) Akademisi ile Mostar dergisinin yazı hayatımızın 50. yıldönümü münasebetiyle şahsımız hakkında düzenlediği ortaklaşa etkinlik için BSF kurucu müdürü Vahdettin Işık'a, Mostar Genel Yayın Yönetmeni Osman Nalbant'a ve editör Ali Ayçil'e, toplantıya konuşmalarıyla katkı sağlayan Âlim Kahraman, Cevdet Karal ve Bahtiyar Aslan'a; salonu doldurup ayakta izlemeyi göze alacak denli diğerkamlık gösteren dostlara yürek dolusu teşekkürlerimi sunuyorum.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi