T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 30 MART 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Turgut KOLOĞLUGİL

Denizli'de bahar havası

Belli ki, Beşiktaş ligde gün sayıyor. Maç heyecanı, kazanmak, kaybetmek pek umurlarında değil bugünlerde.. Denizli'de de dün aynı resim çizildi. 24. saniyede yedikleri o acil golde olmasa, bahar havasında çarşamba maçını, piknik gezmesine çevireceklerdi.

Beşiktaş'ta sahaya inen iki büyük sıkıntı var. İlki; o gidecek, bu gelecek, takım PAF gençlerine teslim edilecek dedikoduları, futbolcuların ruhunu adeta teslim almış. Giden buruk, kötü oyunun da baş faktörü. İkincisi ise saha içindeki düşünce ve oyun planı. "İleriye bir adım gitmem" düşüncesindeki defans hattı Denizlispor karşısında da ilk yarıyı kendi alanına hapsulmuş durumda geçirdi. Ahmed Hassan, İbrahim Akın ve Tümer'in gol yerinde avanta bekleyen Jun'a "Pas" değil, "Laf" atacak halleri bile yoktu. Gol yerindeki Jun'un beyhude çırpınışları sadece bir kaç korner kazandırabildi siyah-beyazlı takıma. Şuursuz, bilinçsiz, rastgele ataklar sonuç getirecek güç ve kabiliyette olamadı.

İkinci yarıda yine gizli bir kuvvet o Beşiktaş'ı biraz hareketlendirdi. Belki de bu gizli kuvvetin başlıca nedenleri arasında İbrahim Üzülmez'in, İbrahim Akın'ın oyundan alınmaları da vardı. İbrahim Akın dedik, bir kelime ilave edelim. Ayaklarında yetenek çok, beyninde futbol bilgisi hiç yok. Her geçen gün görülüyor ki Beşiktaş takımında forma giyme şansı azalıyor. İkinci yarıdaki o gizli kuvvetin gelip şöyle bir temas ettiği yerlerin başında sağ, sol kanatta vardı. Ali Güneş ve Çağdaş'ın kanatlarda atağa kaltıklarını hayretle izledik. Bu arada defansın müdafaa hattı orta çizginin hemen arkasında durması, Beşiktaş'ı Denizlispor kalesine daha da yakınlaştırdı. Defansın önünde gece bekçisi gibi görev yapan Kleberson, savunmanın öne çıkmasıyla kendini otomatikman gol yerinde buldu. İşte bu sayede Beşiktaş, 24. saniyede attığı golün üzerine yatma hesapları içinde olan Denizli'yi öyle bir sıkıştırdı ki sormayın gitsin. Kleberson'un frikik golü, ofans futbola hız verdi. Oyuna ikinci yarıda alınan Nail, ilk yarıdaki tükenmişliğini üzerinden atan Tümer, Beşiktaş'ı gol yerine rahatlıkla götürdü. Ancak bu kez de kazanılan fırsatlar için son hareketi yapacak adam çıkmadı.

Beşiktaş'ın her maç hatta ve hatta maç içinde iki devre olarak değişebilen form grafiği var. Bir yerde iyi, öbür tarafta kötü. Başarı grafiği de bozuk duruyor. İzlenen tüm görüntülerde güzelliklerin bazı çirkinliklerle silindiğini hesap edersek, siyah-beyazlılar, geçerli not alamıyor. Denizli'deki özet görüntü de böyleydi. İyinin Beşiktaş'ı, kötünün altından kalkamıyor.


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi