|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 30 MART 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
CHP lideri Baykal, Ak Parti'nin "kadrolaşma, partizanlık ve kuşatma" içinde olduğunu söyledi. Baykal'ın siyasal lügatı "sivil" değil "askeri" kavramlarla dolu; darbe, kuşatma, ele geçirme... Baykal giderek daha fazla askeri terminolojiye sarılıyor, sivil-demokratik siyasal üsluptan uzaklaşıyor. Bu psikolojiyi çok iyi biliyoruz. Bir yanda kraldan çok kralcı olma, bileğini bükemediğini başka yerlere havale etme acizliği; diğer yanda meşru dairede baş edemediğine meşru olmayan maksatlar isnad ederek, gayrı meşru yolları kendisine mubahlaştırma kolaycılığı... Legal partilere gizli ajanda atfederek köşeye sıkıştırmaya çalışanlar da, sivil siyaseti zedeleyecek tavırlardan bir türlü vazgeçemeyen siyasetçiler de aynı filmi döndürüp duruyorlar. Bu paslaşma siyasal sistemin güdük kalmasının ana nedenlerindendir. Baykal'ın Ak Parti'nin devleti kuşatma içinde olduğunu ciddi ciddi düşüneceğine ihtimal vermiyorum. Bence Baykal böyle bir paranoya içinde değil, onun yaptığı, böyle paranoyaya sahip olanları kışkırtmak. Ak Parti'nin kuruluş aşamasında, seçim öncesinde böyle bir ithama maruz kalması belki anlaşılabilirdir. Bir partinin ortaya koyduğu parti programı ve seçim beyannamesi, belli çevrelerce inandırıcı bulunmayıp, "siz böyle diyorsunuz ama iktidara gelince başka şeyler yapacaksınız" denebilir. Bu durumda bir partiye "gizli gündem" isnadında bulunmak bir paranoyaya dayanabilir. Geçmişte yaşanan bazı olaylar ve üretilen evhamlar bu paranoyayı besleyebilir. Ancak, iktidara gelen ve parti programıyla, hükümet programını harfi harfine uygulayan bir partiye "gizli gündem" atfetmek paranoyanın ötesinde bir "kötü niyet"tir. Bu niyeti taşıyanların "gizli gündemleri"nden şüphe edilebilir. Bu çevrelerin demokrasiye, milli iradeye, sivilliğe, anayasal düzene, hukuk devletine yeterince inanmadığı düşünülebilir. Bu "paranoya" ve "niyet okuyuculuk" Türk siyasetinin yozlaşmasının ve sığlaşmasının baş sebebi olmuştur. Demokrasinin kök salmasını kendi pozisyonları ve çıkar ilişkileri açısından uygun bulmayanların karalama kampanyaları her defasında siyasal iktidarı değil, bu milletin enerjisini heba etmiştir. Ak Parti'nin 3,5 yıllık iktidarı 4 yıl önce kendisine yönelik ortaya atılan "gizli gündem" safsatalarını boşa çıkarmıştır. Eğer bugün iktidar parti programı ve hükümet programında çizdiği rotanın dışında yürüyorsa, bunu eleştirmek gizli gündemle değil, vaatlerine uymamakla yorumlanabilir. Böyle bir durum da olmadığına göre söylenenler abesle iştigaldir. Bugün kuşatmadan, gizli gündemden bahsedenler muhtemelen Ak Parti onlarca yıl iktidarda da kalsa bu safsatadan vazgeçmeyecektir. CHP'nin sivil söyleme ve gerçeklik zeminine dönmesi demokrasimizin selameti açısından bir gerekliliktir. Aksi halde Başbakan Erdoğan "böyle bir ana muhalefet liderine sahip olmanın mutluluğunu yaşıyorum" şeklindeki ironiye devam edecektir.
|
![]()
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |