T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 12 MAYIS 2006 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fatma Karabıyık BARBAROSOĞLU

Pek estetik İran haberleri

ABD'nin, İran sınırına yığınak yaptığına dair haberlerin yer aldığı akşam, İran dosyası düşüyor ekrana. Ama ne düşüş. Spiker konuşmasına "can havli" bir eda kattığı sıkıştırılmış Türkçesi ile, bizleri gözetlemeye çağırıyor: "Burası İran'da bir hastahane. Kuyrukta bekleyen hastalar var. Ama zannetiğiniz gibi hasta değiller. Evet estetik için bekliyorlar."

Oysa ekrandaki görüntülerde ne kuyruk var ne kalabalık. Başı önde bekleyen bir kadın. Velev ki uzun bir kuyruk olsun!. Ne anlamamız gerekiyor bundan?

ABD'nin İran sınırına yığınak yaptığına dair haberlere "tıngır-mıngır" bir içerik ile bu dosyanın eşlik etmesinin sebebi nedir?

Ne denilmeye çalışılıyor? Ey ahali siz İran'ı dindar bir ülke, en azından bedeni ile barışık yaşayan dindar bir ülke sanıyor idiyseniz fena halde yanılıyorsunuz. İşte onlar da bedenlerinin esiri olmuş bir şekilde güzelliğin pençesinde kıvranıyorlar" mı manasını mı servis ediyor, bu görüntü fakiri haber.

Ya da "molla rejiminin baskısı altında" yaşayan bu insanlara, "estetik" üzerinden empati kurmamız mı hedeflenmiştir: "Bakınız orada kurtarılmayı bekleyen "sınıfdaşlarımız" var.

ABD, sömürgeci politikasına demokrasi peçesi takmış ilerliyor Orta-doğuda. Demokrasi peçesinin düşmemesi için, bütün öteki peçelerin düşmesi gerekiyor o halde. Bu haber ile sınırda yapılan yığmalara sakın ola kalbiniz ile bugz etmeyin, "Her şey daha estetik dünya için" mi denilmekdir?

Oyunu biliyorsunuz. Önce korku tasvir ediliyor ardından o korku ile başa çıkmak için gözetleme-denetleme kültürü bütün açılımları ile egemen oluyor. Değişen nedir? Dün Saddam "kötü adam" dı. Bu gün Ahmedinecad. Saddam başka usuller ile denetlenip gözetleniyordu, İran başka usuller ile denetlenip gözetlenecek. ABD Irak'ı vurmaya hazırlanırken Irak'lı kadınlar üzerine yapılan haberleri hatırlıyor musunuz? İkisini hiç unutmadım. Birincisi, Irak'a girecek askerlere Müslüman kadınlara davranma kalıplarının öğretildiğine dairdi. ABD askerleri Müslüman kadınlara "yan gözle" bile bakmayacaktı. Aramaları özellikle kadın askerler yapacaktı. Sonra...Sonrasını size hatırlatamayacak kadar kahırla doluyum. İkinci haber Leyla Umar'ın haberiydi yanlış hatırlamıyorsam. Irak'taki kadınların "vicdan azabından" başlarını örttüğünü bildiriyordu Bağdat'tan. ABD'nin devlet terörünü sahneye koymadan önce Irak'lı kadınlara dair iki resim yerleştirilmişti hafızamıza.

Korkmamalı dua ile bile yanlarında olmaya çalışmamalıydık.

İran'ın gözetlenmesini meşru kılacak unsurlar da kadın bedeni üzerinden derlenip toplanıyor. İran'da adı perçem isyanı olacaktır Suriye'de başka bir şey. Bütün Ortadoğu kadın -bedeni üzerinden denetlenecek.

Gözetlenip denetlenenler nasıl gözetlendiklerini fark ediyor mu? Mesela biz farkında mıyız? Türkiye demokratik bir ülke olduğu için, denetleme şimdilik "başörtüsü" üzerinden gerçekleştiriliyor. Korkunun kimliği, dışarısı için değil içerisi için çiziliyor. Başörtülüler "ürkütücü ve tehdit edici" bir unsur olarak "buradakiler" i korkutuyor. Korkutucu kimlik için gerekli olan efektin, her hamlede "türban" üzerinden sahnelenmesi; bir taraftan dindar insanların gözetlenip denetlenmesini mümkün kılarken, diğer taraftan okumak için Arabistan'a değil de Avrupa ve ABD'ye giden kızlara, tersinden hidayet hikayelerinin kahramanları olarak bakılmasını mümkün kılıyor.Ama onlar fire vermeden "buraya" dönmeye devam ettiklerinde, dışarıdaki kapılar kapanmaya başlayacak. Başlarındaki örtü ile diplomalarını alan kızlardan, başörtülü fakat seküler zihniyeti tamamen içselleştirmiş olduklarını ispat edici açılımlar bekleniyor şimdilik.Nedir bu açılımlar? Papazın kızı olarak hidayete ermiş Prof Vedud'un söylemine iyi bakmak gerekiyor bu açılımların izini sürmek için. Ne diyor "Profesör"? Nikahsız birliktelik ve aynı "cinsten insanların yakınlığının" normal olduğunu. Başka ne diyor? Başörtüsünü takıntı haline getirmemeyi. Bu takıntıdan nasıl kurtulunacağını da uygulamalı olarak gösteriyor. Böylece dindar kadınlar "aç dersem açar, kapa dersem kapar" köleliğine teslim alınmaya çalışılıyor.

"Profesör" ün söylemini anında benimseyen politikacılar saf tuttular bile, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için eşinin başını açabileceğinin sinyalini vererek. Böylece bendenizin başından beri itiraz etmiş olduğu "türban sorunu nasıl çözülür?" sorusu, cevaplanmış oluyor. Baştan çıkararak. (Başından beri başörtüsü yasaklarını sorun ve çözmek ile birlikte kullanılmasına itiraz ettim.)


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi