T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 12 MAYIS 2006 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fehmi KORU

Biraz zarafet lütfen...

Politika, hiç kuşku yok, umut ve beklentilerin fazla yer tuttuğu bir uğraş alanıdır. İlk ilgiden hemen sonra gözler hep yukarıya doğru çevrilir politikada: Sıradan üye ilçe veya il başkanı olmak ister; il başkanları belediye başkanlığı veya milletvekilliği koltuğuna göz diker; milletvekili ise bakanlık beklentisi içindedir. Yukarıya doğru hareketlilik umudu olmasaydı politika herhalde çekilmez olurdu.

Bu sebeple, Ak Parti'de lider konumunda görev yapan politikacıların, bir gün başbakan veya cumhurbaşkanı olmayı akıllarından geçirmelerinde yadırganacak bir yön yok. Gelecek yıl mayıs ayında Çankaya Köşkü boşalacak ve yeni cumhurbaşkanını bu Meclis seçecek; Tayyip Erdoğan kendisi aday olmazsa Ak Parti'den birine geçit verecek; kendisi seçildiği taktirde de onun boşaltacağı başbakanlık koltuğunu Ak Parti içinden biri dolduracak...

Ak Parti'de ismi bilinen, önemli konumlarda bir politikacı olup da "Neden o ben olmayayım?" diye düşünmeyen sanırım pek az kişi vardır. Bunu da doğal karşılamak gerekiyor. Aklından ve gönlünden ikbal makamları geçtiği için insanları suçlamak çok yanlış...

Sorun o noktadan itibaren başlıyor zaten. İsviçre veya Almanya gibi bir ülke olsaydı Türkiye, politikanın evrensel kuralları çalışır, önceki konumunda başarılı olup etraftan daha çok destek devşirebilenler öne çıkar ve içlerinden en yakışanı o makama gelmeyi başarırdı. Ayak oyunları, tezviratlar oralarda da oluyor elbette; ancak her partinin kendi iç ayak oyunları veya adayları arasındaki çekememezlikler orada rastlananlar, yani katlanılabilir ölçekte politik manevralar...

Bizde öyle mi ya... Ak Parti lider tabakasından kimin cumhurbaşkanı olacağına (veya olmayacağına) karar vermeye muhalifler daha hevesli. "Falanca veya filâncanın adaylığı mutlaka engellenmeli" diyor biri... Bir başkası ise, "Aralarından en uyumlusu feşmekânca, o aday olursa destekleriz" diye görüş açıklıyor...

Burası özgür bir ülke, herkes görüşünü açıklayabilir elbette. Ancak, arzular, istekler, tercihler ve beğeniler, bu özgür ülkede, siyasetin alanının daha da daralmasına yol açabiliyor. Gelecekten kimse emin olamaz, o sebeple iddialı görünmek bana yakışmaz; ancak yine de şu soruyu sormak isterim: Politik zemin Ak Parti'nin altından yavaş yavaş kayıyorsa, bunda, gözlerini yüksek makamlara dikmiş Ak Partililerin katkıları hiç yok mu acaba?

Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimleri hep kavgalı-gürültülü, ya da kaygılı-tereddütlü ortamlarda geçmiştir. Atatürk öldü, İsmet İnönü'nün seçilmesi için Meclis'in etrafının askerlerle sarılması gerekti. Fahri Korutürk bir 'uzlaşma' adayıydı; onun ismi etrafında uzlaşılabilmesi ancak askerî uçakların Meclis'in üzerinden alçaktan uçmasıyla gerçekleşebildi. En son seçimde, Ahmet Necdet Sezer ismi ortaya atılana kadar, ne gürültülü günler ve geceler yaşanmıştı, unutabilir misiniz?

Bu defaki seçimin gürültü ve tedirginliği başlayalı çok oluyor; seçime ise bir yıllık bir süre var daha. Bu bir yılı, hergün, "Kim aday olacak, kim olursa etraftan nasıl tepki alır?" tartışmalarıyla güle eğlene geçirebiliriz bizler de, Ak Parti'nin birlik ve bütünlüğü bu kadar kakafoniye dayanabilir mi, ondan fazla emin değilim... Bu sıkıntıya dağlar dayanmaz.

Acaba duyulan aykırı sesler bir taktik olabilir mi? Ak Parti liderleri, belki de, böyle gürültüyle gidilecek bir seçim sürecinden istedikleri sonucu alabilecekleri hesabıyla, yani bilerek isteyerek, bugünkü karmaşa ortamını kendi elleriyle hazırlıyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor görünse de, o sesler birbirinden bütünüyle bağımsız değil (mi acaba?)

Her yiğidin gönlünde bir aslan yatması, her politikacının makam rüyası görmesi doğaldır da, bugün doğal olmayan, bunun kabul edilebilir bir zerafetle yapılmaması...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi