T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 12 MAYIS 2006 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Hayrettin KARAMAN

İddia ve gerçek

Bundan önceki birkaç yazıda din-devlet-siyaset ilişkisi bakımından İslam'ın teorik, günümüz Müslümanlarının da pratik tutum ve durumlarını ortaya koymuş, özet olarak "İslam'ın, liberal demokrasi, laiklik ve sekülerizm ile bağdaşmayan bir sistemi telkin ettiğini, ancak durum ve şartlar elvermediğinde Müslümanlara, başka sistemler içinde de -barış ve huzur içinde birlikte- yaşama imkanı tanıdığını, bugün Müslümanların bunu yaptıklarını, ama içeride ve dışarıda İslam'a veya İslamlaşmaya karşı olanların, farklılara tahammül edemediklerini ve "ya bizim gibi ol veya ülkeyi terk et" noktasına kadar geldiklerini" ifade etmiştim.

Bir iki yazıda tahammülsüzlük ve tutarsızlığı biraz açacağım. Daha sonra da İslam'ın kendine mahsus düzeninin ana hatlarını gösteren bazı temel kavram/kurallardan bahsedeceğim.

İslamlaşmaya (başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermeden İslam'ı yayma ve yaşama faaliyetine) karşı çıkanlar demokrat, en azından azınlıkların haklarını koruma ve onlara tahammül etme manasında çoğulcu, laik, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne bağlı olduklarını beyan ve iddia ediyorlar. Halbuki yaptıkları ile söyledikleri örtüşmüyor; şöyle ki:

Demokrasi millet iradesinin hakim olması demektir. Bütün millet fertlerinin aynı şeyi istemeleri mümkün olmadığından demokrasiyi tıkanmaktan kurtarmak için bulunan çare "çoğunluğun iradesini millet iradesi olarak kabul etmek" olmuş, bu durumda azınlıkta kalanlar çoğunluğa uymak durumunda kalmışlardır. Azınlıkta kalanların istekleri (iradeleri), çoğunlukla çatışmadığı sürece uygulamaya yansıyacaktır.

Peki bizde nasıl oluyor?

Mevcut seçim kanununa göre mecliste çoğunluğu elde eden iktidara hukuk bakımından çoğunluk deniyor (böyle kabul ediliyor) ama karar ve icra muhaliflerin işine gelmeyince -mevcut kanuna göre mümkün olmayan ve fiilen olmamış- ihtimaller/varsayımlar ileri sürülerek iktidarın meşruiyet ve yetkisine gölge düşürülüyor. Kendileri iktidar olduklarında meclis çoğunluğu, muhalifleri iktidar olduğunda seçmen sayısına göre çoğunluk ölçütleri kullanılıyor. Seçmen sayısına göre çoğunluğu elde etmek mümkün olsa bile yine millet iradesinin bir kısmı meclise yansımayacaktır; eğer bu, iktidarın meşruiyetini şüpheli ve tartışmalı kılacaksa demokrasi tıkanıyor, işlemez oluyor demektir. Koalisyon yoluyla millet iradesinin azami ölçüde mecliste temsil edildiğini düşünelim; bu takdirde de hem koalisyon içinde hem dışında muhalefetler olacak ve hiçbir zaman bütün seçmenlerin iradesi mecliste temsil edilemeyecektir. Sonuç: Mevcut kanuna göre meclis çoğunluğunu elde etmiş iktidarın meşru kabul edilmesinin zaruri olduğudur.

Bugün yapılan araştırmalar halk çoğunluğunun "başörtüsü yasağının kaldırılması, meslek lisesi mezunlarının eşit şartlarda üniversite imtihanına girebilmesi ve isteyenlerin din eğitimi alması"ndan yana olduklarını ortaya koyduğu halde azınlıkta kalanlar (güçlü oldukları için) istemiyor diye bu hakları iktidar bile veremiyor. Millet tarafından seçilmedikleri halde Cumhurbaşkanı, yüksek idari yargı organları ve anayasa mahkemesi "uygunluk" yanında "yerindelik" bakımından da hüküm vererek millet iradesinin yerine geçiyorlar. Bazı güçler ve güçlüler, millet iradesini temsil eden meclisin ve iktidarın başında demoklesin kılıcı rolünü üstleniyorlar. Bütün bunlar gösteriyor ki, bizde demokrasi gerçekte değil, sözde vardır.

Diğer iddiaların içi boşluğunu açıklamayı gelecek yazıya bırakalım.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi