T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 12 MAYIS 2006 CUMA | ||
|
|
İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel sekreteri Ali Laricani'nin Ankara'ya ayak bastığı gün ABD derhal harekete geçip Türk-İran görüşmelerine müdahil oldu. ABD'nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu nezdindeki daimi temsilcisi Greg Schulte, hiç programda yokken, Türk medyasının Ankara'daki muhabirlerini video konferans yoluyla etki altına almaya çalıştı. Temsilci, ''İsrail nükleer faaliyetleri varken, İran'ın neden olmasın?'' diyen gazetecilere bakın ne dedi: "İsrail'in Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nı imzalamadı, İran ise anlaşmayı imzalamasına rağmen yükümlülüklerini yerine getirmiyor." İsrail hiçbir uluslararası sözleşmeyi imzalamıyor, korsanlık yapıyor ve bölgeyi nükleer silah deposuna dönüştürüyor. Ama masum! Ne adalet! İşte Türkiye'den bunu istiyorlar. Gözünüzü, kulağınızı ve ağzınızı kapatın, biz ne dersek inanın! ABD yönetimi, Tahran'ın manevralarını "İran dünyayı bölmeye çalışıyor" diye yorumluyor. Türk Dışişleri de, "Dünyanın İran'a karşı birleştiğini" söylüyor. Acaba gerçekten öyle mi? Dünya İran'a karşı birleşti mi? Daha doğrusu dünya birleşiyor mu yoksa tehlikeli biçimde bölünüyor mu? Yeni bir Soğuk Savaş mı başlıyor? Küresel ekonomik kavga, Avrasya'nın bir çok bölgesinde yeni savaşlara mı yol açacak? İran krizinin Türkiye'deki algılanışı üzerinde ABD ve İsrail lobisinin etkin hakimiyeti var ve ne yazık ki, krizin vahim boyutları gizlenerek süreç basit kavramlarla, imaj operasyonlarıyla pazarlanıyor. Bize gösterilenden çok farklı bir dünyanın şekillendiğini İran önreğine bakarak irdeleyelim: 1- İran, dünyanın en büyük krizinin merkezinde ama krizin sebebi sadece İran'ın nükleer çalışması değil. Tahran'ın kartları sanıldığından daha güçlü. Hem enerji projelerinin kilit ülkesi hem de Atlantik ve Asyalı güçler arasındaki çatışmanın meyvelerini topluyor. 2- ABD, İngiltere, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya arasında yeryüzünün tamamını kapsayan bir kaynak/pazar savaşı yürütülüyor. Bütün iç çatışmalar, gerilimler, sınır değişiklikleri, ekonomik ve siyasi bunalımların kaynağı bu paylaşım mücadelesi. 3- Rusya ve Çin'in İran'ı gözden çıkarma lüksü yok. Tahran'ı daha da silahlandırıp, elini güçlendirecekler. İran ordusunu ileri derece teknoloji silahlarıyla donatacakları gibi, Ortadoğu ve Hazar enerji kaynakları üzerindeki ABD karşıtı savaşı şiddetlendirecekler. Bu çatışma, Ortadoğu/Orta Asya ekseninde yakın zamanda çok ciddi gelişmelerin olacağına işaret ediyor. 4- ABD dolarının düşüşünün arkasında siyasi tavır var. Ekonomiden sorumlu Çin Başbakan yardımcısı Li Yong, geçen hafta Haydarabad toplantısında, "ABD dolarının yüzde 25 değer kaybedebileceğini, bunun sonucunun şok edici olacağını" söyledi. 5- Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in altın stoğu, tarihte ilk kez G7 ülkelerini (ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya) geçti. 6- Asya'nın 13 ülkesi, ortak para politikası üzerinde çalışıyor. Doların düşeceğinden hareketle, rezervlerini başka kaynaklara yönlendiriyor. 7- ABD ekonomisi, 1985'te zirveden sonra düşüşe geçti. Göstergeler Amerikan halkının refah seviyesinin hızla düşeceğine işaret ediyor. Nobel ödüllü Joseph Stiglitz ve Harvard Üniversitesi'nden Linda Bilmes, Bush ekibinin Irak işgalinin faturasının 1 ile 2 trilyon dolar arasında olduğunu söylüyor. Bush yönetimi faturayı 200 milyar dolar olarak öngörmüştü. 8- ABD'nin Orta Asya projesi çöküşe geçti. Kırgızistan'da istedikleri denetimi kuramadılar. Özbekistan ABD aleyhine döndü. Orta Asya politikasının merkezindeki Kazakistan Rusya, Çin ve Hindistan'la büyük enerji projelerine girdi. 9- Şahghay İşbirliği Teşkilatı, 6 Haziran 2006'daki zirveye İran'ı da davet etti. Rusya, Çin ve Orta Asya ülkelerinden sonra Pakistan, Moğolistan ve İran da teşkilata katılıyor. Bu ülkeler, teknolojiden silaha, para politikasından enerjiye kadar ABD'yi by-pass eden alternatiflere yöneldi. 10- Bush'un Çin'i dengelemek için öne çıkardığı Hindistan, hem Şanghay Birliği'ne davet edilecek, hem İran'la milyarlarca dolarlık enerji anlaşmaları yapıyor. 11- Şanghay Birliği, Haziran'da Asya Ortak Enerji Birliği oluşturacak. Dünyanın en büyük doğalgaz üreticisi Rusya, ikinci üretici İran, dünyanın ikinci petrol üreticisi Rusya ve Rus-Çin etkisindeki Orta Asya ülkeleriyle... Dünyanın en çok petrol üreticisi S. Arabistan'ın Rusya ve Çin'le yaptığı milyarlarca dolarlık enerji/savunma anlaşmalarını da buraya eklemeliyiz. Dünya büyük bir bunalımın, tehlikeli bir kamplaşmanın eşiğinde. İran krizi, bu kamplaşmanın sadece bir boyutu. Çok yakın dönemde yeni şok dalgalarıyla karşılaşacağız. Latin Amerika, Afrika ve Asya da ABD karşıtı gelişmelerle çalkalanıyor. ABD büyük bir jeopolitik hezimetle karşı karşıya kalabilir. Türkiye ve İran, bu tehlikeli kapışmanın tam merkezinde ve en çok zarar görecek iki ülke. İki ülke, bloklar çatışmasının ileri karakolu haline geliyor. Adeta siniruçlarını oluşturuyor. Çünkü Türkiye Batı'nın, İran ise Asya'nın ileri karakolu olarak öne çıkıyor. Bu durum, Ankara ve Tahran arasında, kendileri istemese de, önümüzdeki dönemde çok ciddi krizlerin çıkmasına, Soğuk Savaş'ın yaşanmasına neden olabilir. Batı ve Asyalı güçler arasındaki gerilim, bu soğuk savaşı her an sıcak çatışmaya dönüştürebilir. Sonu ne olur? İki ülkenin de yıkımı olur. Ama savaşın gerçek aktörleri için iki ülkenin yaşayacağı yıkım göze alınmayacak bir sonuç değil. Türkiye ve İran parçalara ayrılsa, ABD, Rusya ya da Çin ne kaybedecek? Türkiye gözünü dört açmalı...
|
![]()
| ||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |