T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 12 MAYIS 2006 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Yusuf KAPLAN

Nihilizmin zaferi, insanlığın kaderi (mi)?

Dâryûş Şâyegân'ı Türk okuyucusu Metis Yayınları'nın yayımladığı Yaralı Bilinç başlıklı kitabıyla tanıdı; kitap yayımlandığında bir hayli ses getirmişti.

Yaralı Bilinç, Şâyegân'ın entelektüel hayatının son dönemlerinin ürünü. Sarsıcı, sarsıcı olduğu kadar da Foucault'nun deyişiyle "söyleme kışkırtıcı" bir kitap: O yüzden başta Ayşe Şasa olmak üzere farklı ilgi alanlarına mensup yazar ve aydın, Yaralı Bilinç dolayımında önemli şeyler söyledi.

Şâyegân'ın Anka Yayınları'ndan (tel: 0212-514 53 54) çıkan Batı Karşısında Asya başlıklı kitabı ise, henüz İran'dayken, İran devriminin arefesinde yazdığı, düşünsel serüveninin ilk döneminin ürünü. Yaralı Bilinç'te oryantalist izler bir hayli fazlaydı; ama yine de okunması gereken, okundukça tartışılan, tartışıldıkça insana yeni ufuklar açan bir kitaptı.

Batı Karşısında Asya, Yaralı Bilinç'ten çok daha önemli bir çalışma. Şayet Şâyegân, bu kitapta dile getirdiği fikirler üzerinden gitseymiş, bugün çok daha esaslı, çok daha kalıcı ve ses getirici fikirlere ve hatta "proje"lere imza atabilirmiş, dedirten bir kitap.

Şâyegân, kitabında, bizi ve tüm dünyayı yakından ilgilendiren insanlığın temel varoluş sorunlarına derinlemesine ve sarsıcı bir göz'le eğiliyor.

Önce önemli bir tespit yapıyor Şâyegân: Batı da, Doğu da kendi fetret dönemlerini yaşıyorlar. (Bu yazıda, Şâyegân'ın, Batı'daki fetret dönemine ilişkin tespitlerini aktaracağım; Doğu'daki fetret dönemine ilişkin gözlemlerini ise bir sonraki yazıda tartışacağım).

Batı'nın yaşadığı fetret dönemini, 2500 yıllık teknikçi Batı düşüncesinin nihâî olarak getirdiği nihilizm süreci olarak tarif ediyor. Şâyegân'ı böyle bir sonuca götüren kılavuzları, Hegel, Marx, Nietzsche, Dostoyevski, Heidegger ve Foucault gibi düşünürler. (Şâyegân, Dostoyevski'yi, çağımızı en iyi anlayan en büyük düşünürlerden biri olarak görüyor ve Dostoyevski'nin özellikle Karamazof Kardeşler ve Cinler romanları çerçevesinde nefis çözümlemeler yapıyor).

Şâyegân, Nietzsche'den yola çıkarak, Batı'daki fetret döneminin / nihilizmin, Tanrı'nın ölümünün bir sonucu olduğunu söylüyor; ve "nihilizmin en önemli özelliği, insan aklını, vahyin yerine koymasıdır" diyerek, şu çarpıcı tespitleri yapıyor: "Bu gelişimin sonraki aşamalarında, içgüdüler ve nefsânî olgular, aklın yerini alır. Nihilizm, varlığın, varlık ötesi değere indirgenmesidir. Nihilizm [sürecinin] ilk aşaması, Sokrat ile birlikte başlar. Çünkü varlığı [akla dayalı] ahlâk hisarlarıyla sınırlandıran odur. Humanizmin ve modern çağın başlamasıyla birlikte akıl, vahyin yerini alır ve doğal olarak her türlü aşkın otoriteyi inkâr eder. Artık her aşkın değerin ve idealin kurucusu insandır. Nietzsche şöyle der: 'Kendi varlıklarını her şeyin anlamı ve ölçütü olarak ortaya koymak, insanların hamlığındandır; nihilizmin asıl nedeni, aklın kategorilerine inanmaktır. İnsan aklından doğan her ahlâkî değer yargısı, nihilizmle sonuçlanır.'" (s. 32).

Şâyegân, daha sonra, Nietzsche'nin pasif nihilizm ve aktif nihilizm ayrımlarına dikkat çekiyor. "Değer ile amaç arasıdaki uyumu yok eden pasif nihilizm, insanın hayatı düzenleme konusunda her tür çabadan yüz çevirmesi, boş eğlencelere olabildiğince dalması ve profesyonel uğraşlara sığınmasıyla sonuçlanır. Bu durumda, ölümüne çalışmaktan başka bir ideal kalmaz ve hayatın amacı, görünüşte güzel, mutluluk verici ama boş ve özsüz bir hayatın idealleriyle özetlenir. İlk bakışta, zararsız olan bu hayat tarzı, hiç kuşkusuz başıboşluğa indirgenmiş bir hayattır".

Nietzsche, aktif nihilizmin önümüzdeki iki yüzyılda ortaya çıkacağını söyler ve aktif nihilizmi, "yok etme gücünün öfkeli bir şekilde patlaması" olarak tarif eder.

Bugün Nietzsche'nin öngörüsünün hızlandırılmış bir şekilde gerçekleştiğine tanık olmuyor muyuz?

Batı'da yaşanan fetret döneminin ana motoru olan nihilizmin getirdiği iki önemli noktayı Şâyegân şöyle özetliyor: Birincisi, "ortaya çıkan hazcılık felsefesi, hem bunun (Tanrı'nın) hem onun (aklın ve dünyanın) gafilce inkâr ediliş biçimidir; mutlak gaflettir." (s.42) İkincisi de, hazcılığın doğurduğu "sınırsız ve ölçüsüz özgürlük ve bencillik, kayıtsız şartsız esaretle sonuçlanır." (s. 43).

Sonuçta, nihilizm, sonuçta dört temel kaçış biçimi üretmiştir: 1-Uyuşturucuya kaçış; 2-cinselliğe kaçış; 3-Zen gibi Doğu öğretilerine kaçış; 4-Maoizm ve Troçkizm gibi aşırı ideolojilere kaçış (s. 35).

O hâlde, tam bu noktada, sorulması gereken yakıcı soru şu: Nihilizmin zaferi, insanlığın kaderi mi, acaba?

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi