T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 13 MAYIS 2006 CUMARTESİ | ||
|
|
Ermeni meselesinde inkarcı yaklaşımı benimseyen 'büyük' gazetenin, Fransa Parlamentosu'nda görüşülen Ermeni Soykırımı Yasası' ile ilgili haberinin başlığı bu: "Cesur Fransız tarihçileri yine sahne aldı" Haber, Fransız hükümetinin getirdiği yasa tasarısına cephe alan Fransız tarihçilerinin bu konuda yayınladıkları bildiriden söz ediyor. Sanki o tarihçiler Türkiye'de tarihçilik yapıyorlar ve yaptıkları iş de cesaret gerektiren bir işmiş gibi algılansın istenmiş. Fransa'da, Fransız tarihçilerinin bir yasaya karşı çıkışları, bu konuda düşüncelerini serbestçe ifade etmeleri niçin cesurluk gerektiren bir şey olsun? Anlamak mümkün değil. Onlar, olsa olsa aydın olmanın sorumluluğunu yerine getirmiş olabilirler. Bunu yaparken de Fransız devletinden korktuklarını hiç kimse söyleyemez. Bunu cesaret olarak nitelendirmek, olsa olsa devlet karşısında boyun eğmeye amade, otoriteye aşık bir kapıkulluğunu şiar edinmiş bir anlayıştan kaynaklanabilir. Bu, sadece haberin başlığındaki sakatlık. Haberi okudukça, meseleye nasıl hastalıklı bir anlayışla yaklaşıldığı ortaya çıkıyor. Habere bakarsanız, bu 'cesur' Fransız tarihçilerin adeta 'kelle koltukta' Türkiye'nin 'inkar tezi'ni savunduklarını ve yasaya bu nedenle karşı çıktıklarını sanabilirsiniz. Oysa Fransız tarihçiler, geçtiğimiz aralık ayında da 'Tarih için özgürlük' başlıklı bir bildiri yayınlamışlar, "Parlamentonun tarih yazamayacağını, tarihin tarihçilere bırakılması gerektiğini" savunarak tasarıya karşı çıkmışlardı. Tarihçiler yeni bildirilerinde, teklifin ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu belirterek "Tarih öğretmenleri bu yasa teklifiyle rehin alınacaklar"diyor. Aslında mesele, Ermeni soykırımına karşı çıkmak değil. Mesele, tarihin siyaset tarafından rehin alınmasına ve ifade özgürlüğününün sınırlanması girişimine karşı çıkmakla ilgili. Öte yandan gazete, aydın olmanın gereklerini yerine getirerek bağımsız, özgürlükçü, muhalif bir tavır benimseyen Fransız aydınlarının bu yaklaşımını, Türkiye'yi destekleyen bir girişim gibi sunmaya çalışıyor. Ermeni meselesinde resmi görüşe karşı çıkan Türk aydınlarına bu konuda yapılanları da unutmuş gibi davranıyor. Asıl 'cesur' tavrı, bu gazetenin de kışkırtmasıyla açılan linç kampanyanyalarına ve baskılara rağmen, düşüncelerini açıklamaktan çekinmeyen Türkiye aydınlarının sergilediği gözardı ediliyor. Kısaca, bu gazete ve aynı görüşü paylaşan çevreler, kendi aydınlarına Ermeni meselesinde farklı düşüncelere sahip oldukları için 'hain' muamelesi yapıyor. Buna karşılık, ifade özgürlüğünü savundukları için Soykırım Yasası'na da karşı çıkan Fransız aydınlarını, 'cesur' diyerek alkışlıyor. Bunun adına olsa olsa ikiyüzlülük denir. Bir başka iki yüzlülük de Ermeni konferansı topladıkları için 'hain' ilan edilen Türkiyeli aydınlardan medet umulması. Bu nedenle o günlerin 'hain' aydınlarının Fransa'nın önemli gazetelerinden Liberation'da 'Ermeni Soykırımı Yasa'sına karşı olduklarını açıklayan bir bildiri yayınlaması şimdi övgüyle karşılanıyor. Bunların arasında Ermeni meselesindeki farklı düşüncelerinden ötürü en fazla baskıya uğrayan, hırpalanan aydınlardan Baskın Oran, Etyen Mahçupyan, Halil Berktay, Hrant Dink, Murat Belge, Ragıp Zarakolu da var. Ermenilerin uğradığı insanlık dışı felaketi tanıdıklarını belirten aydınlar bildiride, "Ardındaki niyet ne olursa olsun, böyle bir yasa, tarihi ve ortak belleği sorgulama sürecine zarar verecektir. Böyle bir yasa, Fransa'da özgür tartışmayı engellemesinin yanısıra Türkiye'de benzer ve çok daha güçlü bir etki yapacaktır" diyorlar. Türkiye'de farklı fikirlerinden dolayı lanetlenen aydınlar, bu tutarlı tavırlarından ötürü şimdi övgüye layık bulunuyor. Neden farklı fikirleri nedeniyle 'hain' ilan edilenlerden şimdi övgü ile söz ediliyor acaba? Bunun nedeni malum. Ne kadar kızarsak kızalım, Fransa'da ve Avrupa'daki herhangi bir tartışmada, resmi görüşten yana, devlete bağımlı örgüt ve uzmanların değil, resmi tezlerin dışında, bağımsız görüşleri olanların sözlerine daha fazla itibar ediliyor da ondan. Bu nedenle inkarcı emekli büyükelçilerin değil, 'hain' ilan edilen bağımsız aydınların girişimlerine daha fazla saygı duyuluyor. Tıpkı bağımsız Fransız tarihçilerinin saygın karşı çıkışları gibi...
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |