T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 13 MAYIS 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv
Yasin AKTAY

Tarihin Şehvetli Hadımları

Tarihin her türlü siyasi veya ideolojik önyargıdan bağımsız olarak yazılabileceğini iddia edenler için Nietzsche'nin uygun gördüğü tanım bu: "tarihin şehvetli hadımları". Amacım bir tarihi bilgiyi meclis kararıyla mutlaklaştırma hazırlığındaki Fransız Parlamentosunu ünlü Alman filozofun sözüyle vurmak değil tabi. Ama ancak bu kadar denk gelir.

Tarihi, olayların nesnel bir kaydından ibaret zanneden bu vakanüvis tarihçileri gülünç kılan, etkisi altında oldukları ideolojilerin ve iktidar ilişkilerinin farkında olmamaları. Bu yüzden siyasetin göbeğinde, belli bir bakış açısından kaydettikleri olayları, hiçbir yorum katmadan "olduğu gibi" aktardıklarını sanırlar. Kötü bir niyetleri yoktur. Gerçekten böyle olduğunu zannederler. Hadımdırlar, ama şehvetlerinde en ufak bir azalma yok.

Oysa tarih hiçbir zaman nesnel yazılamaz. Herkes bulunduğu yerden yazar tarihi. Üstelik herkesin bulunduğu yer zamanla da değişiyor. O yüzden tarih her zaman yeniden yazılan güvensiz bir bilgidir. Buna rağmen tarihe de, tarihi bilgiye de şiddetle ihtiyaç vardır. İnsanlar tarihsiz yaşayamazlar. Tarih bilgisi bütün milletler için gereklidir. Ancak milletler için gerekli olan bu bilgi geçmişte olanları olduğu gibi aktarmaktan ziyade, milleti kuran ideolojiyi tamamlayan bir şeydir. Denilebilir ki, tarihin ideolojik niteliğine karşı insanları koruyacak bir yol bulunmamıştır.

İşin kötü tarafı, milletleri millet yapan tarih bilinci genellikle bir başka milleti ötekileştirerek gerçekleşebiliyor. Başkasını, üstelik genellikle komşusunu kötünün kötüsü resmetmeyen bir milli tarih yok gibidir. Hepsi de objektif yazdıklarını iddia ederler tarihi, ancak hepsi de hadımın şehvetiyle abanırlar gerçeklere, onları kendilerine mal ederler.

O yüzden tarih bilgisinden genellikle gerçeğe uygun bir resim çıkmaz. Daha dün olup biten bir olayla ilgili bugünün gazetelerine bakın, elli çeşit hikayesini okursunuz. Olay 90-100 sene önce olmuşsa, bu konuda kararın doğrusunu kim nasıl verebilir? Trajik olaylar yaşanmıştır, doğrudur. Ancak tarihe mal olmuş bir olaydan bugüne dair sonuçlar çıkarmak sadece bugünün güç dengelerine ilişkin bir hesapla alakalı olabilir. O yüzden bu kadar ihtimallere açık bir alan olarak tarihe ancak bugün bir kavgaya niyeti olanlar, bir "alacak" üretmek isteyenler gider. Tarihe gitmekte amaç hiçbir zaman gerçeklerin ortaya çıkması olmamıştır. Tarih hiçbir zaman geçmişin aydınlatılması sorunu olmamıştır. Hep bugünle ilgili olmuştur. Bugün kimin nerede durduğu ve ne yapmak istediğiyle ilgili bir konudur tarih.

Doğru bilginin ortaya konulmasının bu kadar zor olduğu bir alana bir de parlamento kararları müdahale ederse tarih hurafelerin tabulaştırıldığı bir alana dönüşür. Fransa'nın yapmaya çalıştığı gibi, tartışmayı kapatan her müdahale siyaseti de bitirir aslında. Parlamento tartışma alanıdır, tartışmaları bitirme alanı değil. Tarihi bir olay hakkındaki gerçekleri bir oylamayla bitirmenin kendisi zaten traji-komik bir durum, ama aynı zamanda siyasetin kendisini inkardır da. Zannedildiği gibi hedeflediği faydayı temin etmekten de her zaman uzak olmuştur.

Yahudi soykırımı hakkındaki tarihi tartışmayı kanun zoruyla bitiren anti-semitizm karşıtı kanunun kendisi de kim ne derse desin son derece yanlıştır. Bir defa amaçlanan şey insanlığın bir daha aynı hatalara düşmemesi idiyse, bu hiçbir şekilde gerçekleşmiyor. Bu yasa belki sadece Yahudilere bir daha soykırım yapılmasını engelliyor, ama ne İsrail'in Filistinlilere, ne Fransızların Cezayir'e, ne de Sırpların Boşnaklara yönelik dumanı tütmekte olan soykırım teşebbüsüne karşı en ufak bir duyarlılığı harekete geçiriyor. Yeterince görmüş olmalıyız ki, bu tür bir yasa, bir daha soykırım yapılmamasını sağlamıyor, aksine sadece İsrail politikalarına bir masumiyet sağlıyor. Ayrıca yüz yıl sonra yaşayacak olan ve gerçekten bu tarihi merak edenlerin önünü ne hakla kapatıyorsunuz?

Fransa'da Ermeni tarihiyle ilgili tartışmayı kanun zoruyla bitirme teşebbüsüne bence en güzel cevabı aralarında Murat Belge, Etyen Mahçupyan ve Hrant Dink'in bulunduğu aydınların ortak bildirisi verdi: "Ardındaki niyet ne olursa olsun, böyle bir yasa, tarihi ve ortak belleği sorgulama sürecine zarar verecektir. Dünyada ve Türkiye'de bu sürecin sürdürülmesi çabalarını çok daha zorlaştıracaktır. Böyle bir yasa, Fransa'da özgür tartışmayı engellemesinin yanı sıra Türkiye'de benzer ve çok daha güçlü bir etki yapacaktır."

Tarihi bilgiyi mutlaklaştıran, tarihi tartışmayı bitiren her türlü girişimden kaçınmak gerekiyor. Belki bir daha tarihe bile gitmeye gerek duymayacak şekilde bugün tarafların karşılıklı onurunu gözeten bir davranış kalitesinin arayışında olmak gerek. Yoksa tarihi öyle tescil etseniz bile bugün aynısını tekrarlamaktan sizi alıkoyacak bir frene dönüştüremezsiniz bunu.


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Dizi | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi