T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 20 MAYIS 2006 CUMARTESİ | ||
|
|
Ülkeyi bir anda 28 Şubat havası sardı. Dün kaybettiğimiz Danıştay üyesi Özbilgin'in cenaze törenine katılan AK Partili bakanlar tartaklandı. Generallar alkışlarla karşılandı. "Hükümetin hesabını ordu görecek" sloganları atıldı. Törene katılmaya çalışan tessüttürlü kadınlar suçlandı, sov yapmakla suçlandı. Bazı askerler 19 Mayıs törenlerini tesetürlü kadınlar var diye terketti. Danıştay saldırının karşılığı bu mudur? Demokrasi ve laiklik böyle mi savunulur? Binlerce tessetürlü sokakağa çıksa, benzer şeyleri yapsa bu kabul edilebelir mi? Bu garip dalga televizyon ve gazeteleriyle merkez medyayı hem kuşattı, hem merkez medya üzerinden güç kazanıyor. Milliyet Gazetesi dışında merkezde meseleye soğukkanlı yaklaşan yok gibi. Danıştay yapılan sembolik ve filli olarak inanalmaz, utanç verici, alçakça baskın sonrası ortaya çıkan tablo akıl alır gibi değil, anlaşılır gibi değil... Amiral gemisi Hürriyet Gazetesi yayın yönetmeni ve başyazarıyla Danıştay baskınının provokasyon olduğunu ima edenlere ya da veryansın ediyor. Sadece dinin siyasallaşmasından, siyasallaşmış dinin örgütlü hareketinden ve buna zemin hazırlayan hükümetten söz edilmesi istiyor... Eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu başta olmak üzere, yüksek yargıçlar AK Parti'nin İslami düzeni getirme niyetinde olduğu kanaatini taşıyor, buna karşı yargının, askerin, toplumun teyakkuz haline geçmesini istiyor... Genelkurmay Başkanı Özkök bu ruh halini ve beklentiyi körükleyen bir açıklama yapıyor. Saldırıya gösterilen tepkinin "bir tek olaya, bir tek güne bir reaksiyon olarak kalmaması gerektiğini, daimilik kazanmalı, devamlı olarak herkes tarafından takip edilmeli'' diyor... Bu teyakkuz ve kutuplaşma son derece tehlikelidir. Bu, bir laiklik savunusu olmaktan çıkmakta, yürütme ve yasamaya yönelik siyasi ve ideolojik bir huruç harekatına dönmektedir... Saldırıyı vesile kılan bu harekat laikliğe de zarar verir, demokrasiye de... Bu ülke din-siyaset ilişkilerinin normalleşmesi için yıllardır çaba gösteriyor. Üstelik bu konuda hem toplum nezdinde hem siyaset düzeyinde önemli ölçüde yol aldı.... Toplumun genelinde tesettür meselesi din-siyaset ilişkisiyla algılanmaktan çok, özgürlük ve hak meselesiyle ilişkili olarak ele alınıyor... Peki bu ülkede İmam Hatipliler Üniversiteye girmesinler diye tüm meslek liselerini cezalandıran, kamusal alanı sokağa yaymaya çalışan yargı kararları tartışılmayacak mı? Bunlar tartışılıyor diye mi hükümet ve demokratlar Danıştay saldırısı arkasındaki zihniyeti temsil ediyor olacaklar? Türkiye üç yıldır bu hükümetle idare ediliyor... Sormak gerek ne oldu da. son birkaç içinde irtica tehlikesi başgösterdi? Danıştay'a yapılan saldırının arka planı bile henüz belli değil... Saldırganın siyasallaşmış sağ mayfa ya da ulusalcı kimi tehlikeli gruplarından tetikçilerinden birisi olduğu kokusu çıkıyor... Katilin pek dinle imanla ilgisi yok gibi... İfadesinde türban yasağına dini nedenlerden değil, Osmanlı'da böyle bir şey yoktu diyerek örgi nedenlerden öfkelendiği anlaşılıyor... Belki de Kurtlar Vadisi'nden etkilenmiş ortada yeni Ağca var... Kullanılan bir Ağca... Her ne olursa olsun... Zaman "öfkenin siyaseti" değildir... Zaman "siyasi akıl zamanı"dır... Menfur bir saldırıyı bu tür siyasi isyana dönüştürmek akıl dışıdır.... Ancak şunu da belirtemek gerekir: Hükümete herkesten çok iş düşüyor... Çatışmacı üslubunu gözden geçirmesi, anayasal organlarla ilişkilerini revize etmesi ve saldırının üzerine çok etkili bir şekilde her anlamda gitmesi gerekiyor... Aksi halde işimiz zor...
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |