T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 20 MAYIS 2006 CUMARTESİ | ||
Danıştay baskınını üstlenen hiçbir kesim, hiçbir taraf yok. Ama olayı üstüne alınan alınana. Olayı duyar duymaz Cumhurbaşkanı saldırıyı millet adına, demokrasi adına, istikrar adına değil ama "laiklik adına" ve sadece laiklik adına üstüne alındı. Mevcut konjonktürde laiklik adına ağzından çıkan her sözün hedefi belli aslında. İstediğiniz kadar laikliğin içeriğini tartışın, istediğiniz kadar derinleştirmeye ve boyutlandırmaya çalışın, laikliğin ne anlama geldiği bellidir: O ne diyorsa O. Danıştay başkanı da bu saldırıyı hukukun üstünlüğü ve bağımsızlığı adına değil yine laiklik adına üstüne alındı; yine kendisi kadar düşmanları da âşikâr görünen laiklik adına. Arkasından Ana Muhalefet partisi lideri, YÖK ve TSK saldırının hedefine Cumhuriyet ve laikliği koydular. Bu arada dikkat ettiniz mi, Laiklik ve Cumhuriyet adına bu saldırıyı üstlerine alınanlar bu saldırıya nasıl bir "kıt kaynak" gibi ekonomik yaklaşıyorlar. Saldırının hedefi olmayı daha ilk dakikadan itibaren başkalarını kenara iterek sahipleniyorlar. Danıştay'daki taziyelerde kimlerin kapıda karşılandığı veya cenazedeki tezahürat ve yuhalamalar basit ama çok tehlikeli sahiplenmeler. Oysa her şey bölse bile cenazeler birleştirmenin ve bütünleştirmenin elde kalan nadir fırsatlarıdır. Cumhuriyet ve laiklik bu saldırıdan bir zarar görüyorsa, bu cimrice sahiplenme tutumundan, yani cumhuriyet ve laikliğin belli bir zümrenin istismar tekeline alınmasından dolayı olmaktadır. Saldırgan nereye vurduğunu çok iyi bilmiş. Cumhuriyetin giderek sadece bir zümrenin üzerinde titrediği bir değere dönüşeceği süreci tetiklemiş. Cumhuriyetin belli bir zümre için statik iktidar pozisyonları üreten bir değere dönüştürülmesine yardımcı olmuş. Oysa saldırının mahiyeti daha önce defalarca gördüğümüz bir filmin tekrarı ve belli ki kaşındıkça altından bir sürü çapanoğlu çıkacak. Bu kurşuna hedef olma telaşı ne? Belli ki bu pozisyonda zengin bir rant rezervi keşfedilmiş, yüklenen yüklenene. Danıştay, Mümtaz'er Türköne'nin çok yerinde işaret ettiği gibi, kararlarını "millet adına" alan bir kurum. Daha ilk dakikada, olayla ilgili hiçbir şey bilinmiyorken neden bu saldırı millete yapılmış olarak algılanmıyor? Çünkü, Danıştay kendi misyonunu ve laiklik tanımını siyasallaşmış bir "türban-karşıtlığı" sembolizmine indirgemiş. Bunu yapınca "millet adına" hareket alanı iyice daralıyor. Devletle milletin arasını bu kadar açmanın zorunlu bir sonucu bu. Bu olay gerçekten de hem millete hem hukuka yapılmış bir saldırı. Ama asıl hedefi kurşunlarıyla vurmuyor, bu olayı açığa çıkarması beklenenlerin akıllarını başlarından alarak yapıyor. Öyle ya, bu olayı kim açığa çıkaracak? Hukukçularımız mı? Olayda varsa bir provokasyon boyutu, bir dış mihrak eli, bir yanıltma boyutu, veya başka bir sürü boyut, bunları kim ortaya çıkaracak? Bir davada bütün boyutların ortaya konulması boşuna mı aylar yıllar sürüyor? Yoksa hakimlerimiz-savcılarımız aslında her şeyin aslını astarını daha olay olur olmaz biliyorlar da davalarla milleti boşuna mı oyalıyorlar? Daha olayın ilk dakikasında olayın sonucu, arkasındaki güçler ve sorumluları hakkında bu kadar kolay ve sorumsuzca karar verenlere, milletin bir kısmını diğerine karşı tahrik edenlere mi emanet hukuk sistemimiz? Bu tür tepkiler başka kesimlerden gelse bir ölçüde normal karşılanabilirdi belki. Ama hukukçularımızın "önyargı", adil muhakeme", "sağlam delil" gibi kavramlarla ilgili daha sağlam tedbirleri olması beklenmez mi? Saldırı gerçekten de hukuku mu hedeflemiş, bilemiyoruz, ama kesinlikle Türkiye'nin hukuk düşüncesine isabet etmiştir. Danıştay saldırısından Türkiye'nin toplumsal bütünlüğünün derin bir yara almış olduğu çok açıktır. Dört gündür halkımızın bir kısmında diğer bir kısma karşı kin ve nefret duyguları alabildiğine kışkırtılmıştır. Tam tamına toplu 312'lik durumlar yani. Kin ve nefret duyguları bu kadar kışkırtılmış bir toplumda kimsenin kimseye ne güveni ne sevgisi ne de merhameti kalır. O yüzden saldırının doğrudan isabet aldığı hedeflerden birinin de istikrar ve demokrasi olduğunda kuşku yok. Ama demokrasi adına kaygılananların feryatları duyulmuyor bile. Feryatları şimdiye kadar zaten duyulmayan, ama bu saldırının asıl vurduğu kesim başörtülüler. Zaten iyice tartışılamaz hale getirilmiş olan konu, bu olay bahane edilerek kotarılan despotik ortam yüzünden esamisi bile okunamaz hale getirildi. Danıştay'a yapılan menfur saldırı, Danıştay'ın aldığı akıl-dışı kararlara da bir masumiyet bir eleştirilemezlik kazandırıyor. Böylece ortaya çıktı ki, saldırının asıl hedefi akıldı. Zaten az kullandığımız, onun yerine öfkemizi, hıncımızı ve sair duygularımızı daha çok konuşturduğumuz aklımız bu olayla birlikte iyice başımızdan gitti. Baksanıza toplumsal aklı temsil etmesi beklenen kurumlarımızın hiç biri akla müracaat etmedi şu ana kadar. Onlar saldırının ürettiği düşünülen politik kârı kapmanın telaşında.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Dizi | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |