T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 1 NİSAN 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fehmi KORU

Fransa'nın açmazı

PARİS- İlk gerilim uçağın zamanında kalkıp kalmayacağı konusunda yaşandı; günün ilk seferi hiç sebep gösterilmeden iki saat gecikmeli kalkmış çünkü... Biz zamanında kalkıp zamanında indik, kente ulaşımda da bir sorun yaşamadık; ancak 'farklı bir Paris' görüntüsü üniversite muhitindeki otelimize girerken suratımıza yine de çarptı: Üniversiteye giden sokaklar barikatlarla kapatıldığı için otele ancak özel izinle girebildik...

Herkesin 1968 öğrenci olaylarıyla paralellik kurabildiği olağanüstü günler yaşıyor Fransa. Önce varoşlardaki 'unutulmuşlar' isyan etmişti, şimdi Paris'in merkezi kitle hareketlerine sahne oluyor. Hergün gençlerle polis ve işçilerle polis arasında -zaman zaman kan da dökülen- ciddi sürtüşmeler yaşanıyor. Eylemsiz bir günde bile olağanüstülük Paris'in her haline sinmiş durumda...

Eylemsizliğin sebebi kitleleri sokağa döken soruna Anayasa Mahkemesi'nin çözüm bulacağı beklentisiydi. Dominique de Villepin başkanlığındaki hükümetin çıkardığı sosyal haklar yasası, ilk kez işe girenlerin işten atılamama imtiyazından 26 yaşına kadar yararlanmamasını öngörüyor. Öğrencileri öfkeye sürükleyen, sendikaları destek gösterilerine yönelten bu yasa... Paris'e geldiğim gün toplanan Anayasa Mahkemesi, beklenenin aksine, yasada iptali gerektiren bir yön bulunmadığına karar verdi.

Genç işçiler ile ekmeğini kazanmaya henüz başlamamış öğrencileri öfkelendiren, sosyal hakları, devletin teker teker bireylerin elinden alacağı endişesi... Avrupa'nın her tarafında olduğu gibi Fransa'da da ciddi bir işsizlik sorunu var; yasa bu sorunu çözmüyor, sorunun varlığından yararlanarak, teklif bile edilemeyecek biçimde yerleşmiş bir hakkı gasbetmeyi amaçlıyor. Küreselleşme çağında böyle bir düzenlemenin arkasının gelebileceğinden endişe ediliyor doğal olarak...

Sokakların hareketlenmesi küresel bir gelişmeye küresel bir dille cevap verilmesi anlamına da geliyor. Öğrenci federasyonları ve sendikalar hak gasbını öngören yasadan vazgeçilmeden geri çekilmek niyetinde değil. Meclis'ten çıkan yasa Anayasa Mahkemesi'nce de onaylanınca 'uzlaşma' için fazla bir seçenek kalmadı. Şu aşamadan sonra yasayı Cumhurbaşkanı Jacques Chirac yeniden görüşülmek üzere parlamentoya geri döndürebilir; ancak Chirac'ın bunu yapması pek beklenmiyor.

Sorunun özü farklı olsa bile sokakların birdenbire hareketlenmesi ve bu gelişmenin bir başka siyasî olaya bağlı olması Fransa ile Türkiye'yi birbirine yaklaştıran özellikler... Chirac'ın görev süresi bitiyor ve sorunla ilgili adı geçen herkesin gözü onun koltuğunda. Başbakan de Villepin aday, içişleri bakanı Nicolas Sarkozy de... Tabii, öğrenci federasyonları ve işçi sendikaları, eylemleriyle, muhafazakâr iktidarın sosyal konulara duyarsız kaldığının altını vurgulamayı da amaçlıyorlar; eylemler bir yönüyle sosyalist aday lehine sayılabilir...

Bizde, sokakları hareketlenen iller henüz içişleri bakanını görmedi; ama kitle eylemlerine sahne olan Fransa'da en faal kişi içişleri bakanı. Nicolas Sarkozy adaylığını koymayı düşündüğü için, daha önce varoşların isyanı sırasında olduğu gibi, bu defa da en görünür sima. Protestocularla her sıcak temas yaşandığında polislerin yanına giderek kendilerini kameralar önünde ilk tebrik eden o oluyor. Kanun ve nizam hâkimiyetini sağlayabilecek eğilip-bükülmeyen aday görüntüsünü her vesileyle pekiştiriyor Sarkozy...

Chirac yasayı parlamentoya göndermezse, kitleleri yatıştırmaya yarayabilecek tek seçenek, yeni yasayı yürürlüğe sokarken işçilere -özellikle de yeni işe giren gençlere- ek sosyal haklar tanımak olabilir... 1968 öğrenci hareketleri buna benzer bir yöntemle sona erdirilmişti Fransa'da... Ancak, artık Avrupa Birliği'nin bütçe kısıtlamalarına mâruz bir ülke Fransa ve 1968'te işleyen yöntemi devreye sokabilecek kaynaklardan da mahrum.

Sokaklar sessiz, ama otele giden yol hâlâ polis barikatıyla kapalı.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi