T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 1 NİSAN 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fadime ÖZKAN

İyi şeyler olsun

Zaman değişiyor. Zamanın hayatı değiştiren eli, bizi, algılarımızı, bakış açımızı, olup biteni anlama ve yaşama biçimimizi de değiştiriyor. Her şey öyle hızlı olup bitiyor ki yoruluyoruz bazen. Tutunacak dal arıyoruz. Değişimi anlamak, değişirken aynı kalmak ve kalıcı olana sımsıkı sarılmak istiyoruz. Biri bize ne olduğunu göstersin, bize bizi anlatsın istiyoruz. Öyle bir anlatsın ki, bakıp da göremediğimizi, görüp de anlayamadığımızı, bilip de hatırlayamadığımızı, sahipken yitirdiğimizi görelim, anlayalım, hatırlayalım, düşünelim.

Elli yıldır işte bunu yapıyor Rasim Özdenören. Öyküleriyle, denemeleriyle, düşünce yazılarıyla. Hem yerli, hem evrensel olanı kapsayan öyküler yazıyor. Zamanın genişleyen karnında kaybettiğimiz 'an'ı yakalıyor, kolektif/bireysel bilinç altımıza iniyor ve yaşanan değişimi kristalize edip çıkarıyor oradan. Tıpkı bir mücevher gibi. Kafa karışıklığımızı gideriyor, ruh aynamızdaki pası siliyor. Ve bunu öyle iyi yapıyor ki, bizi zihninin, kaleminin, üslubunun gücüne hayran ve borçlu bırakıyor.

İyi ki varsınız Gül Yetiştiren Adam. Biz sizi okumaya devam edeceğiz. Yazdığınız her öyküyü soluksuz okuyacak, anlatacaklarınızı can kulağıyla dinleyecek, kitaplarınızı ve sizi başımızın üstünde tutacağız. Daha nice yazı yıllarına!

GENÇ KALEMLERE SELAM

Zaman geçiyor ve iyi şeyler de oluyor. Ustaların açtığı yoldan gelen genç öykücüler gönlümüzü şenlendiriyor. Jürisinde yer aldığım Ümraniye Belediyesi Öykü Yarışması'nda okuduğum, ön elemeyi geçmiş kırk yedi öykü arasında yeteneği aşikar, öyküsü iyi olup da ödüllendirilenler, geçen zamana rağmen geleceğe dair ümidimizi canlı tutuyor. Yeni kuşağın habercileri onlar. Kiminin öyküleri dergilerde yayınlanmış, kimi henüz öyküsünü bir dergiye gönderme cesareti bile bulamamış. Türkiye'nin ve dünyanın değişik yerlerinden gönderilmiş beş yüzün üzerindeki öykü arasından sıyrılmayı başararak kalıcı olacaklarına dair ilk işaretleri verdiler. Yazmaya devam etmeli, ustaların açtığı yolun sürekliliğini sağlamalı ve geleceğe kalmalılar. Hepimize düşen onları desteklemek, yüreklendirmek, yollarını açmak. Buna vesile olanlara da teşekkür etmeyi unutmadan.

AFRİKA'DA İNSANLAR AÇLIKTAN ÖLÜYOR!

Ruhumuzun açlığını edebiyatla gideriyoruz ama insanı ölüme götüren bedensel açlığın ne demek olduğunu ne kadar biliyoruz? Hiç. Açlıktan ölen insanlar var oysa. Halihazırda. Afrika'dan gelen açlık haberleri canımızı acıtıyor, hele de sofra başında yakalanmışsak. Karnı şişmiş, iskeleti çıkmış, nefes almakta zorlanan kara derili kardeşlerimizi görmek kimimizin yüzünü buruşturup kanal değiştirmesine sebep oluyor, kimimizin lokmasını boğazına diziyor. Sonra? Sonra unutuyoruz. Hayat devam ediyor, değil mi! Ama bazıları için etmiyor işte.

Afrika'nın doğusundaki ülkelerde son 40 yılın en kurak dönemi yaşanıyor. Somali, Etiyopya, Eritre, Cibuti ve Kenya da 700 bin insan ölümün eşiğinde, 11 milyon insan açlık ve susuzlukla karşı karşıya. Haberleri yapılan ama öyküleri anlatılmayan anneler, kucaklarındaki çocuklarının ölümlerini bekliyor. Belki gözyaşı bile dökemiyor. Çünkü ölüm normalleşiyor orada. Çünkü dünyada geçen her dakikada 12 çocuk açlıktan ölüyor.

Bu bir sonuç elbette. Kapitalist sistemin bozduğu ekolojinin, 'güçlü olan kazansın, zayıf halka elensin' siyasetinin, gözü doymayan zengin azınlığın, vicdanını rahatsız eden hiçbir şeyi görmemeyi seçenlerin, hepimizin payı var bu ölümlerde, kara kıtanın kara kaderinin değişmemesinde.

Vicdanlarımızın sesini bastırmak, Brad Pitt ve Angelina Jolie'nin Afrika'ya yardım haberlerini okuyup 'aferin' demek ya da 'ama biz ne yapabiliriz ki' mazeretleri üretmekten vazgeçmeliyiz artık. Afrika'ya 'Acil Yardım Çağrısı' yapan İnsani Yardım Vakfı İHH'nın eliyle oraya ulaşabiliriz pekela. Yapacağımız küçücük yardımlar bile bir insanın hayatını kurtaracaktır. İHH'ya ulaşmak için: 0 212 631 33 68-69

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi