T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 1 NİSAN 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

'Sanki 68' mi?

Arası epeyce açılmış olsa da "'Sanki 68' mi?" başlıklı bir önceki yazıya devam: Fransa'da hafta içinde büyük bir grev dalgasını da beraberinde taşıyan öğrenci olaylarının "derdinin" Amerikan basını tarafından doğru dürüst anlaşılamadığından hareketle olayların bizim açımızdan da fazla bir şey ifade etmediğini söylemiştim. Amerikan basınının liseli ve üniversiteli öğrencilerin "iş güvencesi" tanımayan yasayı (CPE) niçin sokaklara taşıdığını anlamaması anlaşılabilir bir tavırdı. "Sosyal devlet" olgusu ile tanışmamış bir kültürün gelişmeleri "ironik" bir gözle izlemesi anlaşılabilir bir durumdu. Aslına bakacak olursanız, bizim durumumuz da -farklar saklı olarak- pek farklı değildi. "İş güvencesi"ne ilişkin elde avuçta olan bir takım güvencelerin hızla ortadan kalktığı bir Türkiye de -tabii olarak- Fransa'daki olaylara neden olan hak taleplerine yabancı kalacaktı.

Durum böyle olunca, biz de oturmuş ve Fransa'yı alt üst eden olayları "68 ile ilişkisi" bağlamında tartışmaya başlamıştık.

Hürriyet gazetesinin eklerinden birisi ("Zoom") geçen haftasonu bu ilişki üzerine eğilerek 68'de Türkiye'de öğrenci hareketinin başında bulunan bazı isimlere bu ilişkiyi yorumlatmış. (Bu arada küçük bir "torpil geçerek" gazetenin genel yayın yönetmeninin yorumuna da yer vermiş!)

Ertuğrul Kürkçü'den Atilla Keskin'e, Doğu Perinçek'ten İlkay Alptekin Demir'e bazı "öğrenci liderleri" birer ikişer satırla 68'in ve bugünün Fransa'sı arasındaki ilişkiyi açıklıyor. Kimine göre son olaylar 68'in devamı, çünkü her ikisi de "kapitalizm"e karşı; kimine göre "devamı değil", çünkü son olaylar "uluslararası" nitelikte değil; kimine göre ise "Sanki '68' diriliyor gibi." Bu arada genel yayın yönetmeninin yorumunu da (bir küçük bölüm tabii ki) aktarayım: "Gençler, artık iyice konformist hale gelen 68 artıklarının elinden iktidarı almaya çalışıyor..."

Hoş yorum doğrusu, özellikle "konformizm" eleştirisi faslı!

Yorumlarına başvurulanlar arasında 68'in "Kızıl Danny"si, yani Daniel Cohn-Bendit de var. Bana göre en sağlam yorumu o yapmış. Bugünkü olayların 68 ile bir benzerliğinin bulunmadığını söyledikten sonra şöyle devam ediyor: "Çünkü biz o gün, daha fazla özgürlük için mücadele eden ilerici bir harekettik. Şimdiki gösteriler statükoyu korumak için yapılan bir haraket. Bizim gelecekten umudumuz vardı."

Çok doğru bir tespit. Gerçekten de 68'de, yani Avrupa ekonomilerinde işlerin "tıkırında" olduğu yıllardan birinde patlak veren ve asıl olarak hemen her kurumda geçerli olan "konformizm"i karşısına alan olaylarla bugün küreselleşmenin tokatını yiyen gençlerin "iş güvencesi"ni koparabilmek için sokakları doldurması arasında dağlar kadar fark vardır. İlki "iş"in bol olduğu bir dönemde kapitalist "iş ahlakı"na karşı bir itiraz, ikincisi ise "iş"in fevkalade kıt olduğu bir dönemde kalıcı bir iş edinebilmek için verilen bir mücadeledir.

Bu tezi destekleyen birçok metin de okudum. Mesela gazeteci Alain Duhamel'in yorumu: CPE mücadelesinin 68 Mayısı ile hiçbir benzerliği yoktur, çünkü 68'de hemen herkes "parıldayan bir istikbal" hayali kurarken bugün herkesi daha kara bir istikbal korkusu sarmıştır. 68 ütopyasının "kaldırım taşlarının altında plaj var" sloganı bugün yerini "kaldırım taşlarının altında cehennem var"a terketmiştir. Hemen kabullenip üzerine yatmamak gerekir ama Duhamel'in bugünün Fransızlarına yönelik şu tespitleri de önemli: Fransızların büyük kısmı "liberal çözümü" istemiyor. Etkisiz olsa da "Devlet gücüne" diğer Avrupalılardan çok daha fazla bağlılar. Ademi merkeziyetçilikten çekiniyor, çocuklarının birer "memur" olmasını istiyorlar...

Ayrıca mesela sosyolog François Dubet'nin konuya ilişkin yorumu: Sosyolojik olarak bir benzerlik yok, çünkü 68 gençliği o dönemin toplumunda hakim olan otoriter, baskıcı kültürden şikayetçiydi. Oysa bugün öğrenciler toplumu eleştirmiyor, tam tersine orada bir yer edinebilmek için mücadele ediyorlar.

Bu kadar yeter herhalde... Görüyorsunuz, büyük ölçüde "Biz"i ilgilendirmeyen, henüz gündemimize girmemiş sorunlar ve çözüm yolları bunlar...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi