|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 1 NİSAN 2006 CUMARTESİ | ||
|
|
2006 yılının zorlu bir yıl olacağı tahmin ediliyordu. Güneydoğu'daki olaylar bu tahmini doğrulayıcı mahiyette cereyan etti/ediyor. Olayların ulusal ve uluslar arası boyutları düşünüldüğünde bir taşla birkaç kuş vurulmak istendiğini tahmin etmek de güç olmuyor. Kürt sorununun PKK'ya indirgenerek çözümsüzlüğe sürüklenmesinden tutun Ankara'yı iç ve dış politikada köşeye sıkıştırmaya varıncaya kadar çok sayıda tuzak seziliyor ya da başka bir ifadeyle sırıtıyor.. Yeni çıkan yasaların uygulanmasında gizli bir el emniyet güçlerini demoralize etmekte pek mahirce davranıyor. Polis tutuyor savcı bırakıyor propagandası hem emniyet güçlerini isteksizlik psikolojisine sevk ediyor hem de mücrimleri suça tahrikte etkili oluyor. Sonra tabiatıyla suçlarda bir artış gündeme geliyor. Bu ortam terör yanlılarının da ister istemez iştahını kabartıyor. Bugün Güneydoğu'da yaşandığı gibi tasvibi asla mümkün olmayacak olaylar yaşanıyor. Haliyle fatura hükümete çıkarılıyor. Hükümeti erken bir seçime zorlamak için birilerinin boş durmayacağını tahmin etmemek/edememek için insanın haddinden fazla saf olması lazım. Hükümeti köşeye sıkıştırmak için başvurulan yöntemlerden şimdilik ikisi gündemdedir. Biri Hatay örneğinde olduğu gibi yolsuzluğu AK Parti'ye mal ederek bu partinin kirlendiği izlenimiyle partiyi yıpratmak, ikincisi de terör olaylarıyla hükümetin yetersiz olduğu izlenimini hakim kılmak. Bazı yazarların "Ak parti yönetmekte zorlanıyor" başlığı atmalarını yabana atmayın. Öyle anlaşılıyor ki AK Parti mensupları özellikle seçilmiş konumda olanlar, yönetim kurulları, başkanlar, vekiller vs. mercek altındadırlar. Attıkları adımlar yedikleri lokmalar sayılmaktadır/sayılacaktır. En ufak bir şaibe kokusu alındığında da bire bin katılarak manşete çekilecektir. Başbakan bunun fakındadır ve sık sık bu noktaya vurgu yaparak partilileri uyarmaktadır. Başbakan en son 22 Ocak 2006 tarihinde Ankara'da topladığı il başkanlarına açıkça, " Tüm teşkilat mensubu arkadaşlarıma söylüyorum.Asla bölgesel, yerel yolsuzluklara prim verilmemeli." ikazında bulunmaktan çekinmemişti.. Dün icra edilen AK Parti 30. İl Başkanları toplantısında da bu istikametteki ikazlarını haklı olarak ısrarlı biçimde sürdürdü. Hükümetin köşeye sıkıştırılacağı konulardan en önemlisi asayiş konusu. Birileri hem asayişi bozmak hem de terörü azdırmak suretiyle hükümete baskı yapacak/yapıyor. Tek boyutlu olmayan kürt sorunu da her zaman rahatlıkla kaşınabilecek bir sorun. Bu itibarla Güneydoğu olaylarının sadece sivil itaatsizlik bağlamında ele alınması safdillik olur. En yalın ifadeyle Güneydoğu olaylarını planlayanlar hem hükümeti köşeye sıkıştırarak hem de kürt sorununu çözümsüzlüğe doğru sürükleyerek bir taşla birkaç kuş birden vurmayı hedefliyor. Ve elbette ki Türkiye'nin çıkarını gözetmiyor. İhanet ve dalalet varsa işin bu noktasında kesinlikle var. En basiti, bölgeye yatırım yapmak isteyen kimi işadamlarının vazgeçtikleri çok satan gazeteler tarafından kamuoyuna duyuruldu. Kazançlı çıkan kim, kimler? 13-15 yaşındaki çocukları sokağa salmak, kapı pencere indirmek binaları araçları kundaklamak/kundaklatmak hangi masum amaca hizmet edebilir ki?! Başbakan dünkü toplantıda bu konuda da hükümetin hazırlıklı olduğunu olayların arkasında kimlerin bulunduğunu bildiklerini ve gereğinin yapılacağını da altını kalın çizgilerle çizerek vurguladı. Hükümetin her türlü zorluğa karşı hazırlıklı ve tedbirli olduğunu da hatırlatarak senaryo yazarlarına ve oyuncularına oldukça sert mesajlar gönderdi. Evet 2006 zor bir yıl olacak.
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |