T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 1 NİSAN 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Taha KIVANÇ

Abant bu defa da Paris'e taşındı

İlk Abant toplantısının (1998) üzerinden henüz on yıl geçmedi, ama Abant Platformu Paris'te gerçekleştirdiği 'Türkiye-Fransa Söyleşileri' genel başlığı altındaki buluşmayla onuncu etkinliğine imza atmış oldu. İlk günün sonunda ara özet şu: Toplantıya konuşmacı ve dinleyici olarak katılan Fransızlar görüp işittiklerinden muazzam etkilendiler...

Söyleşilerin konu başlığı "Cumhuriyet, küresel çoğulculuk ve Avrupa..." Tam damardan Fransa'ya da özgü konular bunlar... Fransa'da ne kadar tartışılıyorsa bizde pek de tartışılmadan varlığını sürdüren konular... Ülkemizde bu hassas konulara ilgi duyup fikir üretenlerden Fransa'ya kadar gelerek görüş açıklayanlar ülkemizdeki zihin açıklığını ve entellektüel düzeyi Fransızlar önünde sergilemiş oldular.

D.Schnapper

İlk gün ünlü Fransız Akademisi'nin üyesi Pierre Nora'nın yönettiği ilk oturumda konuşan Fransızlar hayli renksiz göründüler. Hatta Niyazi Öktem, Etyen Mahçupyan ve Ali Bayramoğlu'nun sunumları yanında iki Fransız bayan konuşmacı hayli hafif siklet göründü gözlere... "Daha iyilerini bulamadınız mı?" diye sormaya kalktığımda, Fransız Anayasa Mahkemesi üyesi de olan Bn. Dominique Schnapper'in ünlü muhafazakâr filozof Raymond Aron'un kızı olduğu fısıldandı kulağıma. Diğer bayan konuşmacı CNRS Araştırma Merkezi'nden Veronique Nahoum Grappe de Avrupa Birliği fikrini ilk ortaya atanlardan Edgar Morin'in kızıymış...

Toplantının katılımcılar listesi bayağı etkileyici. Yaşayan en ünlü filozoflardan Alain Touraine yanında felsefeci Oliver Abel, Pierre Manent, Monique Canto Sperber ile Pierre Bouretz, siyaset bilimciler Dominique Reynie, Jean Françoise Bayart, Jacques Donzelot ve Gilles Keppel, sosyologlar Edgar Morin ve Patrick Weil... Türkiye'den de Tülin Bumin, Fuat Keyman, Hasan Bülent Kahraman, Nilüfer Göle, Asaf Savaş Akat, Ali Yaşar Sarıbay, Süleyman Seyfi Öğün, Orhan Güvenen, Ahmet İnsel, Ali Bulaç, Eser Karakaş, Mehmet Altan, Kenan Gürsoy, Ferhat Kentel, Bekir Karlığa...

Toplantının açılışını yapan Yargıtay eski başkanı Sami Selçuk'un konuşması da ufuk açıcıydı.

Fransa'nın hayli zamandır kendi kabuğunu kırmakta zorlandığı, bunun sonunda kabuğuna çekilmek zorunda kaldığı hissediliyor. Eski iddialarından çoğundan vazgeçmiş bir ülke Fransa... Çoğu eğitimini Fransa'da almış Türkiye'den katılımcılar bu hazin durumun altını kalın kalemle çizdiler konuşmalarında. Bir zamanlar kendi içine almakta yarış ettiği eski sömürgelerinden insanları entegrasyona uğratamayınca Fransa, onları olduğu gibi içinde tutmanın yollarını aramak yerine, en kolay yola sapmış gibi: Azınlıklarını dışlıyor...

'Cumhuriyet' düşünce ve kurum olarak Fransa'yla birebir ilişkili. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kadro, en başta da Atatürk, Fransa'dan muazzam etkilenmişti. Fransız usulü Cumhuriyet, kurumlar oluşturmada başarılı, ancak kendini demokrasiye çevirmede çok sıkıntılar yaşadığı da biliniyor. Fransa'da şu anda kaçıncı cumhuriyet yaşandığını kim biliyor? Her yaşanan sorun yeni bir cumhuriyete geçişi getirdi Fransa'da...

A. Bayramoğlu

Bir yönüyle 'lâiklik' de Fransa'ya özgü bir kurum ve "Fransa'ya özgü" biçimiyle başka ülkelerde kolay kolay uygulanamıyor. Fransa'nın kendi özel şartlarından ve 1789 ihtilâlinden fazlasıyla etkilenmiş bu kurumun yasalarla takviyesinin geçen yıl 100. yıldönümü kutlandı; kutlamalar bu kendine özgülük sorununu bir kez daha hatırlatmaya yaradı.

Türkiye de bir cumhuriyet ve lâik bir ülke. Yaşadığı sorunların büyük bir bölümü Fransa'dan ithal bu iki kavramla bir biçimde irtibatlı Türkiye'nin... Ba bakımdan, Abant Platformu'nun kendine bu kavramların en geniş biçimiyle tartışılmasına imkân sağlayan bir başlık seçmesi de, o başlığı tartışmak için Paris'i yeğlemesi de çok isabetli olmuş... Fransızlar 'başkasına ait' sandıkları bazı sorunların, hiç değilse Türkiye açısından, biraz da kendilerine ait olduğunu öğrenmiş oldular bu sayede...

Fransa'ya yıllar içerisinde kimbilir kaç kez geldim. Ancak, ilk kez, bu toplantı sırasında Fransa'ya daha farklı bir sempatiyle bakmaya başladığımı hissettim. Bu sempatimin sebebi, Fransa gibi bir ülkeyle Türkiye'nin neredeyse aynı cinsten sorunlarla başetmek zorunda kaldığını anlamak...

Abant Platformu yıllar içerisinde belli kavramlara açıklık getirme çabasında oldu; hiç değilse Türkiye açısından zihinsel kazanımlara zemin teşkil etti platform. Paris toplantısının ilk günü edindiğim izlenim, Fransızların da bizim yıllardan beri her vesileyle tartıştığımız konuları kendi aralarında enine boyuna masaya yatırma ihtiyacında oldukları...

Abant'a gelip kendi aralarında tartışabilirler...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi